Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

Beton blokları ve çalışma stresi arasında nefessiz kalan insanoğlunun soluklanabilme arayışı sanayi devrimine kadar uzanır. Ekonomide ibrenin tarımdan sanayiye dönmesi ile köy yaşamı yerini şehirlere bırakmaya başlar. Şehir ve çalışma yaşamında ortaya çıkan kurallar silsilesi de bireysel olarak kırılması güç monotonluklar yaratır. Kapitalist yönetim anlayışı, çarpık kentleşme ve benzeri etkenlerle birleşen sürecin doğal sonuçlarından biri […]

Read More

Doğa yürüyüşlerini rehbersiz gerçekleştirdikleri gerekçesiyle haklarında kesilen 3 bin 253 liralık cezanın iptali dava açan Aydın Ayyıldız Doğa Sporları Kulübü, hukuk savaşını kazandı. İl Turizm Müdürlüğü yetkilerince Aydın Ayyıldız Doğa Sporları Kulübü’ne kesilen ceza, mahkeme heyeti iptal etti. 

Manisa’nın Salihli ilçesinde 30 Ekim’de yapılan ‘Adala-Hermos Kanyonu Doğa Kulüpleri 1. Cumhuriyet Doğa Yürüyüşü’ne katılan Aydın Ayyıldız Doğa Sporları Kulübü üyeleri, yürüyüş öncesi rehber engeline takıldı.  Kuşadası Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) başvurusu üzerine Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden gelen ekipler, doğa yürüyüşünde rehber bulundurma zorunluluğunu yerine getirmedikleri için kulüp hakkında tutanak tuttu. Grupta yer alan lisanssız sporcuların olması nedeniyle yazılan tutanağa Aydın Ayyıldız Doğa Sporları Kulübü Başkanı Adem Gümüşsu ve kulüp üyeleri isyan etti. İl Turizm Müdürlüğü yetkilerince acenta ve rehbersiz doğa yürüyüşü faaliyeti düzenleyerek kaçak acentacılık yapmak suçlamasıyla Aydın Ayyıldız Doğa Sporları Kulübü’ne 3 bin 253 liralık ceza kesti. 


DAVA SONUÇLANDI
Aydın Ayyıldız Doğa Sporları Kulübü Başkanı Adem Gümüşsu ve dernek üyeleri, kesilen cezanın hukuksuz olduğunu belirterek dava açtı. Söke Sulh Ceza Mahkemesi Hakimliği tarafından görülen dava sonuçlandı. Mahkeme heyeti, kulübe kesilen cezayı iptal etti.  Dernek üyesi avukat Kerime İskeleli gönüllü olarak vekalet ettiği davanın lehlerine sonuçlanmasından dolayı büyük mutluluk yaşadıklarını kaydeden Başkan Gümüşsu, “Dağlardaki sarp patikalarda, zorlu yollarda hiçbir acentanın rehberi bize yol yön gösteremeyeceğinden, gereksiz bir dayatma olduğunu bu kararla bir kez daha görmüş olduk. Önceki yıllarda rehber götürdüğümüz zaman, aracımızla gelen kokartlı rehber arkadaşlar değil dağda yol yön göstermek, bizim gönüllü dağcı arkadaşlarımızın rehberlik ettiği dağlarda yürümeyi bile göze almayıp araçta uyumayı tercih etmişlerdi, ne yazık ki bu dayatmanın ne kadar gereksiz olduğu burada da açık, çünkü dağcılık ve doğa yürüyüşleri hiçbir ticari ve kültürel faaliyet içermeyen aktivitelerdir. TURSAB ve Turizm Rehberi’nin, doğa yürüyüşü faaliyetlerinde, gereksiz bir dayatma olduğunu bir kez daha görmüş ve hukuka aykırılığı bu kararla kanıtlamış olduk. Kaldı ki bu hukuka aykırı olarak yapılan uygulama Türkiye de sadece Aydın ve çevresi dağcılık ve doğa yürüyüşü kulüplerine uygulanmıştır. Biz bu konuda Aydın Valimiz Sn. Ömer Faruk Koçak’tan kesin çözüm yolları açan yardım ve destek bekliyoruz. Umarız bizim yaşadığımız sıkıntıları başka kulüpler yaşamaz. Türkiye Dağcılık Federasyonu’nun bu konuya kalıcı bir çözüm üretmesinin umudu içerisindeyiz. Kararın tüm camiaya hayırlı olmasını diler, doğaseverlerin dağlarca özgürce ve dayatmalar olmaksızın sporlarını icra edebileceği bir Türkiye diliyorum. Gönüllü avukat desteği veren kulüp üyemiz Kerime İskeleli’ye de çok teşekkür ederiz” dedi. 

 

KAYNAK: sesgazetesi.com.tr

Türkiy Dağcılık Federaesyonu’nun 30/05/2016 tarihli Yürüyüş Liderliği Talimatı‘nın Geçici 1. Maddesi gereği, şartları sağlayanlar için Yaz ve/veya Kış Yürüyüş Liderliği Belgesi verilecektir. Yürüyüş Liderliği Belgesi’ni almak isteyenler başvurularını aşağıda belirtilen belgelerle kulüpleri aracılığı ile yapacaklardır.

Talimatın geçici maddesinin geçerlilik süresi 1 yıl olduğundan bu süre 29/05/2017 tarihinde dolacaktır.

İlgililere duyurulur.

  • Başvurular posta yoluyla ya da şahsen yapılacaktır.
  • Başvurularda, postada/kargoda yaşanacak gecikmelerden veya kaybolan evraklardan Federasyonumuz sorumlu değildir.

Duyuru tarihinden önce Geçici 1. Md.’ye istinaden başvurmuş olanların gerekli belgelerini Federasyonumuza iletmeleri, varsa eksik ödemelerini yapmaları gerekmektedir. Geçici 1. Md.’den bağımsız olarak bu belgeyi almayı hak edenler ilgili talimatın 17. Maddesi 4 ve 5 numaralı bentlerinde ayrıca belirtilmiştir. Bu kapsamda olan kişiler için belge ücreti 100 ₺olup Yürüyüş Liderliği Belgelerini ilgili talimatın 17. Maddesi 3 numaralı bendine göre talep edebilirler.

Not: Yukarıda yer alan koşullara uymayanlar federasyon tarafından düzenlenecek olan Yürüyüş Liderliği Kursuna katılmaları ve başarılı olmaları gerekmektedir.

 

Kaynak: www.tdf.gov.tr

08-09 Ekim 2016 tarihleri arasında gerçekleşen kamplı yürüyüşümüz Kibyra Antik Kenti ziyareti ile başladı. Daha sonra Sagalassos Antik Kenti yakınlarında kamp kurup sabah erkenden yine Sagalassos Antik Kenti içinden başlayarak bizi Psidia bölgesine götürecek antik rotayı izleyerek Akdağ üzerinden Isparta sınırlarındaki Gölcük’e dağ yollarından yürüdük. Geri dönüş yolunda da Salda Gölünü ziyaret ile faaliyetimizi sonlandırdık. 15 kişilik güzel bir […]

Read More

İsviçre’de dağda kaybolmayı engellemek için borularla yapılan ilginç tasarım oldukça etkili. Borulardan oluşan oldukça basit bir yapısı var ama dağda yönünü kaybedenler için gördüğü işlev oldukça önemli. Yönünü anlamak isteyen kişi hangi borudan bakarsa oradan gördüğü dağın adını öğrenmiş oluyor. Bu sayede yolunu daha rahat bulabiliyor.

Read More

likya-yolu-2-820x615

Avrupa’dan Türkiye’ye Yürüyoruz projesi çerçevesinde, Birleşik Krallıktan başlayıp, İsviçre ve Fransa üzerinden İtalya’nın Romakentinde sonlanan Via Francigena yürüyüş rotası Balkanlar üzerinden Türkiye’ye kadar uzatılıyor.

Avrupa Konseyi Kültür Rotaları Enstitüsü tarafından tescil edilmiş 2 bin kilometrelik Via Francigena rotasına Türkiye’nin de dahil olması, hem Türkiye’nin Avrupa’daki tanıtımını artıracak, hem de halihazırda Türkiye’de bulunan 17 yürüyüş rotasının bakım, korunma ve bilinirliğine katkı sağlayacak.

Projeyi yürüten Kültür Rotaları Derneği, Avrupalı ortağı Via Francigena Birliğinin İtalya’da belediyeler ile birlikte çalışarak koordine ettiği yürüyüş turizm sistemini proje ile Türkiye’de de uygulamaya başlayacak.  Projeye Türkiye’deki Evliya Çelebi, Aziz Paul ve Likya Yollarına ev sahipliği yapan Antalya Demre Belediyesi, Bursa İnegöl Belediyesi ve Isparta Eğirdir Belediyesi de destek veriyor.

Proje kapsamında rotaları kullanacak olan yürüyüşçülerin konaklamasından diğer tüm ihtiyaçlarının karşılanmasına kadar pek çok konuda Avrupa’da neler yapıldığına ilişkin yerinde inceleme fırsatları da sunuluyor. İtalya’da tüm bu hizmetlerin sunumu ve rotalar yerinde incelendikten sonra Türkiye için bölgesel planlar oluşturulacak ve bir de pilot bölge seçilecek. İtalya’daki üniversitelerin Kültürel Miras Yönetimi bölümlerinde okuyan öğrenciler ise pilot bölgeleri test edecekler.

Her yıl İtalya’da çok kapsamlı olarak gerçekleştirilen Via Francigena festivallerinde görücüye çıkacak olan Türkiye,  Avrupalı yürüyüşçülere tanıtılacak. Böylece Türkiye’deki kültür rotaları daha fazla turiste açılacak.

Avrupa’dan Türkiye’ye Yürüyoruz projesi aynı zamanda Likya gibi diğer kültür rotalarının korunmasına da katkı sağlayacak. Belediyeler ile nasıl bir işbirliği yapılması gerektiği gibi konulara çözümler bularak diğer rotalar için de model oluşturulacak.  Böylelikle Avrupa standartlarına uygun kültür rotası ve yönetimi rehberi geliştirilecek.

Daha fazla bilgi www.cultureroutesinturkey.com sitesini ziyaret edebilirsiniz.

 

(siviltoplumdiyalogu)

toroslarin-gizli-tarihi-sagalassos-700x387

Pisidia bölgesinde yer alan antik kentler, yeni bir proje ile birbirine bağlanıyor ve 250 kilometrelik bir gezi rotası oluşturuluyor.

Batıda ve kuzeyde Frigya ile, doğuda İsaura (Lycaonia) ve güneyde Likya ve Pamphylia ile çevrili dağlık bölgede, ormanlar arasında gizlenmiş Pisidia sınırları içinde kalan antik kentler, Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü’nün (AİAE) projesiyle birbirine bağlanıyor. İlk ayağı 250 kilometrelik rota, ziyaretçilerine masalsı bir gezi deneyimi sunuyor. 1947 yılında Ankara’da kurulan İngiliz Arkeoloji Enstitüsü’nün ‘Kültürel Miras Yönetimi Projesi’, 2013 yılında başladı. Bu kapsamda projenin uygulama alanlarından biri olarak günümüzde Isparta, Burdur ve Kuzey Antalya’nın sınırları içinde yer alan antik Pisidya bölgesi seçildi. ‘Antik Pisidia Bölgesi Arkeolojik ve Eko-Turizmin Geliştirilmesi Projesi’nin amacı, alandaki arkeolojik mirasın bölge halkına sosyo-ekonomik faydalar sağlamak amacıyla kullanılması için bir yol haritası belirlemek olarak saptandı.

Burdur, Eğirdir ve Beyşehir göllerinden Antalya Körfezi’ne uzanan bu alan arkeolojik açıdan oldukça zengin olmasına rağmen yeterince tanınmıyor. Proje Koordinatörü Dr. Işılay Gürsu, “İlk ayağı 250 kilometrelik uzunluğa ulaşan rotanın büyük kısmı antik yollardan, halen kullanılan küçük patikalardan ya da orman yollarından geçiyor. Önümüzdeki aşama, gerekli birimlerden izinlerin alınmasının ardından, rota boyunca önemli noktalarda yürüyüşçülere yol gösterecek tabelaların yerleştirilmesi. Hem arkeolojik hem de doğal güzelliklerin yerlerini belirten GPS noktaları alınmış olup, internet sitesi ve mobil uygulamalar aracılığıyla ziyaretçilerle paylaşılacak. Ayrıca basılı haritalar ve bir rehber kitap da hazırlanmaktadır” açıklamasını yaptı.

(Sabah)

Kültür rotalarının Türkiye’de büyük potansiyele sahip olduğunu ancak hak ettiği değeri görmediğini belirten Kültür Rotaları Derneği Başkanı Kate Clow, önemli açıklamalarda bulundu. Yusuf Yavuz yazıyor.

Rusya krizi, Suriye sorunu ve büyük kentlerde yaşanan bombalı saldırılarla birlikte 2016 turizm sezonuna büyük bir hayal kırıklığı ile giren Türkiye, bu krizden çıkmak için elindeki fırsatları da yeterince kullanamıyor. Dünyada her yıl milyonlarca ziyaretçinin yürüdüğü kültür rotaları açısından büyük bir potansiyele sahip olan Türkiye’de 19 kültür rotası bulunuyor. Ancak başta Likya Yolu ve St. Paul Yolu olmak üzere Türk turizmine nefes aldıracak alternatif olanakların korunması ve yaşatılması için yeterli adımların atılmaması, tarihi ve coğrafi değerleriyle dünyanın en güzel yürüyüş parkurlarının heba edilmesine yol açıyor. Dünyada her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan kültür rotaları konusunda Avrupa’dan Asya’ya pek çok ülke harekete geçerken, turizmde kriz yaşayan Türkiye ise sahip olduğu benzersiz bu potansiyeli adeta unuttu.

kulturrota2

KATE CLOW: ‘KÜLTÜR ROTALARI HAK ETTİĞİ DEĞERİ GÖRMÜYOR’
Türkiye’nin tarihi ve doğal zenginliklerini barındıran bölgeleri turizme kazandıran Kültür Rotaları Derneği Başkanı Kate Clow’la, baharla birlikte tarih, kültür ve doğa tutkunlarının ilgisinin arttığı kültür rotalarının sorunları hakkında konuştuk. Türkiye’de kültür rotası kavramının hak ettiği değeri görmediğini ancak büyük bir ekonomik ve kültürel değişim potansiyeline sahip olduğunu dile getiren Kate Clow, her yıl binlerce insanın yürüdüğü Fethiye-Antalya arasındaki Likya Yolu ile Antalya-Isparta/Yalvaç arasındaki St. Paul Yolu’nun da içinde olduğu pek çok yürüyüş rotasını projelendirip ortaya çıkaran bir coğrafya, tarih ve kültür tutkunu.

‘TÜRKİYE’DEKİ ROTALAR ULUSLARARASI ROTALARA BAĞLANABİLİR’
Türkiye’deki kültür rotalarının tamamını koruyacak bir yasal düzenleme bulunmadığına dikkati çeken Clow, AB Konseyi bünyesindeki ‘Avrupa Kültür Rotaları Enstitüsü’nün hazırladığı bir protokol olan ve TBMM Genel Kurulu’ndan geçen ancak henüz imzalanmayan Genişletilmiş Kısmi Antlaşma’ya Türkiye’nin de taraf olması durumunda enstitünün desteği ile uluslararası rotalara bağlantı, sağlanabileceğini belirterek, “Avrupa standartlarının Likya Yolu ve Türkiye’deki yürüyüş rotalarında uygulanması ve birleşik pazarlama yapılması mümkün olacaktır. Sözleşmenin imzalanma süreci hızlandırılmalıdır ” dedi.

likya11

‘YASAL DÜZENLEMELER YETERSİZ, ROTALARI KORUYAMIYORUZ’
Yasal düzenlemelerin yetersizliği yüzünden rotaların korunamadığını ve bölgeler arasında işbirliği projeleri yapılamadığını dile getiren Clow, “Günümüzde yerel halk tarafından kullanılan patika, orman yolları, vb. yanı sıra antik kentler ve eski yollardan da geçen Likya Yolu’nun bir kültür ve turizm mirası sayılarak, kültür varlıklarını koruma bölge kurulları tarafından tescillenmesi, bu yol üzerindeki çevreyi ve hatta kültürel kalıntıları da etkileyen çok sayıdaki tahribatın önüne geçebilecektir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tavsiyesiyle kurulan Kültür Rotaları Derneği önderliğinde bir yönetim ve bakım komitesi oluşturulmalı ve söz konusu komite, belediye, orman, kültür ve turizm, ulaşım, vb. ilgili yerel ve ulusal kamu birimleriyle ortaklaşa çalışarak Likya Yolu üzerindeki bakım, temizlik ve onarım çalışmalarının yürütülmesini sağlamalı ” görüşünü dile getirdi.

‘FRANSA’DA KÜÇÜK EV İŞLETMELERİNE RUHSAT MUAFİYETİ UYGULANIYOR’
Likya Yolu üzerinde bazı yerlerde kaliteli konaklama hizmeti yetersizdir ve bazılarında ise çok fazla olduğuna değinen Clow, konaklama eksikliği olan yerlerde ve yerel halkın kendi imkanlarıyla bu eksikliği gideremeyeceği durumlarda, çeşitli devlet kanallarıyla konaklama eksikliğinin tamamlanabileceğini belirterek, rota üzerinde kullanılmayan okul, sağlık ocağı ve benzeri yapıların onarılıp konaklama yerine dönüştürülerek işletilebileceğini dile getirdi. Yerel halkın bu konuda desteklenmesi gerektiğinin de altını çizen Kate Clow, Fransa’da bu kapsamda 6 yatak kapasitesinin altındaki köy konaklama yerleri ve pansiyonlarında ruhsat muafiyetinin uygulandığına dikkati çekerek, “Ruhsat, yalnızca konaklama ihtiyacı olan yerlerde verilmelidir. Gerekli kontrol ve uyarılar yapıldıktan sonra, ruhsatı olmayan konaklama yerleri, özellikle koruma alanlarındakiler, kapatılmalıdır ” dedi.

 

DIGITAL CAMERA

‘BAKANLIK EKO-TURİZM ALANINA AĞIRLIK VERMELİ’
Likya Yolu üzerinde bulunan konaklama ve yeme içme hizmeti sağlayıcılarına yönelik bir eğitim programı düzenlenmesi gerekliliğine vurgu yapan Clow, ayrıca rota üzerindeki acenteler ve tur operatörlerine de Avrupa standartlarında rehberlik sertifikası verilmesi gerektiğini belirterek, “Likya Yolu pazarlama çalışmaları, çok daha sistematik ve etkin bir şekilde yürütülmelidir. An itibariyle yol üzerinde grup tur hizmeti sağlayan küçük turizm şirketleri vardır ve kendilerinin daha fazla yabancı acenteye program sunmaları için desteğe ihtiyacı vardır. Bunun yanı sıra, bireysel ziyaretçilere yönelik tur hizmetlerinin tanıtımı da yerli ve yabancı basın ve sosyal medya mensubu ziyaretlerinin arttırılması yoluyla yapılabilecektir. Pazarlama çalışmalarında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sürdürülebilir-eko turizm alanına ağırlık vermesi de gündeme alınmalıdır ” ifadelerini kullandı.

UNESCO KOMİTESİ HAZİRAN’DA İSTANBUL’DA TOPLANACAK
Antik Likya kentlerinin, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer aldığının altını çizen Kate Clow, ‘UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin Haziran 2016’da İstanbul’da toplanacağını belirterek, “Bu toplantı öncesinde gerekli planlama hazırlıkları yapıldığı takdirde Likya Yolu’nun önümüzdeki yıllarda Dünya Mirası Listesi’nde yer alması mümkün olabilecek ve bu yolla ziyaretçi sayısında çok önemli bir artış görülebilecektir ” görüşünü dile getirdi.

‘SORUNLAR HAKKINDA RAPOR HAZIRLAYIP BAKA’YA SUNDUK’
Likya Yolu’ndaki sorunların çözümü ve rotanın daha iyi tanıtılması konusunda bir rapor hazırlayarak BAKA’ya (Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı) sunduklarını dile getiren Clow, Kültür Rotaları Derneği olarak bu yıl alt yapı sorunlarının çözümüne ağırlık vereceklerini belirterek, “Kültür rotalarının bakımı ve daha iyi yönetilmesi konusunda yetkililerce henüz resmi bir adım atılmış değil. Bu konudaki bürokrasi çok ağır işliyor. Avrupa’da benzeri alanlarla ilgili yasal işleyiş hakkında bir rapor hazırlayıp Kültür ve Turizm Bakanlığı ile paylaşacağız. Örneğin İtalya’da bulunan Via Francegina yolu boyunca 400 belediye kendi sınırlarındaki alanın bakım, onarım ve hizmet standartlarının takibini yürütüyor ” diye konuştu.

ROMA’DAN ANTALYA’YA UZANAN KÜLTÜR ROTASI PROJESİ
Avrupa’dan Türkiye’ye kadar uzanan bir kültür rotası üzerinde çalışma yaptıklarını anlatan Kate Clow, Roma, İstanbul, Antalya, Demre ve İtalya’nın Bari kentine uzanan yürüyüş rotasının; İnegöl, Kütahya, Afyonkarahisar, Yalvaç ve Eğirdir üzerinden St. Paul Yolu rotası üzerinden Antalya’ya, buradan da Likya Yolu rotasıyla Demre’ye bağlanacak uzun bir rota olacağını kaydetti. Rotanın bölüm bölüm kültür turizmine açılacağını belirten Clow, Türkiye’nin turizmdeki kötüleşen imajını düzeltmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Türkiye bürokrasisi ağır işleyen bir ülke. İmajımızı düzeltmemiz gerek. Bunu yapabiliriz. Çok zor bir şey değil. Ama bir karar vermemiz gerekiyor ” diye konuştu.

DÜNYANIN İKİ KITASINDA KÜLTÜR ROTALARI AĞI KURULUYOR
Öte yandan dünyanın iki ayrı kıtasında deniz-kum ve güneş turizminden bunalan milyonlarca insanın son yıllardaki en önemli tercihi haline gelen kültür rotalarıyla ilgili turizm hareketliliği konusunda somut adımlar atılıyor. AB Komisyonu ve UNESCO’nun desteğiyle geçtiğimiz ay start alan 1,5 milyon Avro bütçeli proje kapsamında, ilk etapta Avrupa’daki UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan kentlerde çalışmalara başlanacak. Proje kapsamında dünya mirası antik kentler, geleneksel festivaller ve kültürel varlıkların turizme kazandırılmasını hedefliyor.

6 ÜLKENİN BAKAN DÜZEYİNDE KATILDIĞI BULUŞMADA TÜRKİYE YOK
Bu adımların bir diğeri ise geçtiğimiz günlerde Almanya’da düzenlenen toplantıda atıldı. Berlin’de düzenlenen Turizm Fuarı kapsamında 9 Mart’ta gerçekleştirilen İpek Yolu Bakanları Toplantısı’na, Bulgaristan, Bangladeş, Kırgızistan, Çek Cumhuriyeti, Kamboçya ve İran, turizm bakanı düzeyinde katılarak bu konudaki beklentilerini ve yapılacak çalışmaları sundular. Ancak tarihi İpek Yolu’nun en önemli bölümlerini barındıran Türkiye’nin Kültür ve Turizm Bakanı’nın bu toplantıya katılmaması dikkat çekmişti.

KAZAKİSTAN EXPO 2017 ASTANA İÇİN İPEK YOLU KARTINI OYNUYOR
Kazakistan, önümüzdeki yıl Astana’da gerçekleşecek olan ‘EXPO 2017 Astana’ öncesinde İpek Yolu konusundaki teşvik ve önerilerini toplantıda paylaşırken, İpek Yolu projesiyle ilgili pazarlama, tanıtım, eylem planı, kapasite artırımı ve seyahat kolaylaştırma gibi başlıkları içeren komite toplantısının 22-25 Nisan tarihleri arasında İran’ın Urumiye kentinde yapılacağı belirtilti.

EKİM AYINDA ÇİN VE MOĞOLİSTAN’DA İKİ AYRI BULUŞMA VAR
Tarihi İpek Yolları üzerinde doğal ve kültürel mirasın korunmasını ve sürdürülebilir turizmi desteklemeyi amaçlayan girişim kapsamında ayrıca 13-15 Ekim 2016’da Moğolistan’ın başkenti Ulanbatur’da, 14-16 Ekim 2016 tarihlerinde ise Çin’in Makao kentinde kamu ve özel sektör yetkililerinin katılımıyla iki ayrı buluşma gerçekleşecek. Doğu ile Batı arasında unutulmaz etkiler bırakan İpek Yolu boyunca varlığını sürdüren kültürlerin ve deneyimlerin paylaşılacağı buluşmalar geleceğin turizmine yönelik arayışlara da yanıtlar bulmayı amaçlıyor.

İPEK YOLU TÜRKİYE’DEN GEÇİYOR AMA TÜRKİYE İPEK YOLUNDA YOK!
Gezginler arasında İpek Yolu boyunca en çok bilinen on ülke arasında Türkiye’de başı çekiyor. Ancak Türkiye için büyük bir fırsat olan girişim konusunda somut bir adım atılmış değil. Çin, Moğolistan, Kazakistan, Özbekistan, İran, Türkmenistan, Kırgısiztan, Tacikistan ve Azerbaycan gibi ülkelerin yer aldığı turizm programına 33 ülke katılırken, proje BM ve UNESCO tarafından da destekleniyor. Proje kapsamında ziyaretçilerin İpek Yolu boyunca tek bir vize ile çok sayıda ülkeyi ziyaret edebilmesi tartışılıyor.

Türkiye’de bulunan kültür rotaları hakkında ayrıntılar için bu sayfayı ziyaret edebilirsiniz: http://cultureroutesinturkey.com/tr/
Fotoğraflar: Yusuf Yavuz,
Haritalar: Kültür Rotaları Derneği

Kaynak: turizmhaberleri.com

56e92568c03c0e6a704a431aZirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü Uşak Şubesi ev sahipliğinde, Uşak Üniversitesi, Ulubey Belediyesi ve Uşak Gençlik Spor İl Müdürlüğü desteğiyle Üniversiteli Dağcılar Zirve Buluşması düzenlendi. Etkinliğe, sekiz üniversiteden dağcı öğrenciler katıldı. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Türk Hava Kurumu Üniversitesi, Uşak Üniversitesi, Giresun Üniversitesi, Abdullah Gül Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nden 60 dağcı öğrenci, katıldı. Zirve Dağcılık İzmir Merkez, Uşak ve Selçuk Şubesi’nden 20 dağcı da etkinlikte yer aldı. Dağcılara Uşak İl Sağlık Müdürlüğü Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri (UMKE), 15 kişilik ekip ve bir ambulans, bir kurtarma aracı ve bir lojistik araçla destek verdi.
Uluslararası Dağcılık Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Nejat Akıncı, Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü Genel Başkanı Orhan Kozan’ın da katıldığı etkinliğin ilk gününde dağcılar, Uşak İzmir karayolu üzerinde bulunan Çatal Köprü ve Taşyaran Vadisi’nde 12 kilometre tırmanış gerçekleştirdi. Etkinliğin ikinci gününde ise Ulubey Cam Teras gezisi yapan dağcılar, 13 kilometre uzunluğunda ki Ulubey Kanyonu, Pepuza Antik Kenti, Kral Yolu ve Tarihi Clandras Köprüsü’nde tırmanışla etkinliği noktaladı.

 

(Hürriyet)

05.03.2016 Cumartesi günü Zirve Dağcılık Bodrum Temsilciliği ile Karya Yolunun 16 km. uzunluğundaki Mazı-Gökbel-Bozalan parkurunu yürüdüm. Mehmet Gültekin rehberliğinde gerçekleşen yürüyüş pırıl pırıl bir havada, güzel bir ekip ile beraber gerçekleşti. Zaman zaman taş döşeli yollarda, genelde ise yeşil bitki örtüsü içine serili kahverengi halıyı andıran patikalarda yürüdük. Yürüyüş sırasında şeritli engerek ile farenin bir süre […]

Read More