Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

Vanlı dağcı 4 bin 167 metrelik Toubkal Dağı’na tırmandı

VAN’daki Yüzüncü Yıl Üniversitesi Beden Eğitimi Öğretmenliği 4’üncü sınıf öğrencisi Fehmi Çalışkan, dağcı arkadaşı Fatih Bulut ile beraber Kuzey Afrika’nın ve Atlas Dağları’nın en yüksek zirvesi olan 4 bin 167 metre yüksekliğindeki Toubkal Dağı’na tırmandı. 
Aynı zamanda YYÜ Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı tarafından kurulan ‘Dağ Sporları Topluluğu’nun Başkanı Fehmi Çalışkan, İstanbul’daki dağcı arkadaşı Fatih Bulut ile beraber Fas’taki 2 günlük zorlu tırmanış ardından Kuzey Afrika’nın ve Atlas Dağlarının en yüksek zirvesi olan Toubkal dağının zirvesine tırmandı. 7 yıldan bu yana  dağcılık yapan Vanlı sporcu Çalışkan, “İsviçre’de bir dağcı ile tanıştık. Onun tavsiyesi üzerine ben ve İstanbul’daki dağcı arkadaşım Fatih Bulut birlikte Kuzey Afrika ve Atlas Dağları’nın en yüksek zirvesi Toubkal Dağı’na tırmanış yapmaya karar verdik. 2 gün süren zorlu tırmanış ardından zirveye ulaştık” dedi. 
Van Gölü Havzası’nın doğa sporları açısından ve dağcılık anlamında çok uygun bir coğrafya olduğunu da belirten Fehmi Çalışkan, şöyle dedi:
“Norveç’e, İran’a, İsviçre- Fransa Alpleri’ne tırmandım. Yurtiçinde başta ‘Büyük Ağrı’ olmak üzere Aladağlar, Erciyes Dağı’na tırmandım. Ama Van Gölü Havzası doğa sporları açısından ve dağcılık anlamında çok uygun bir coğrafya. Bu fırsatı ülkemizin değerlendirmesi gerekiyor. Bu coğrafyada dağcılık ve doğa sporları ile ilgili birçok etkinlik yapılabilir. Kamunun hem de özel sektörün sporculara destek vermesi ile bu sporun ülkemizde daha da yaygınlaşacağına inanıyorum.”
Türk Bayrağı’nı yurt içi ve dışında dalgalandırdığı için mutlu olduğunu söyleyen Çalışkan, Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ne de desteklerinden dolayı teşekkür etti.

 

(hurriyet.com.tr)

 

 

 

 

 

Dağcılık malzemelerini incelemek yada satın almak için tıklayınız.

www.dagcidukkani.com

 

Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen 18’i kadın 101 dağcı, çığ tehlikesi nedeniyle Süphan Dağı’na tırmanamadı.

Çığ tehlikesi dağcıların zirve yapmasını engelledi.11-12 Şubat 2017 tarihlerinde Erzincan’da bulunan 2bin 970 metre yüksekliğindeki Ergan Dağı’nda yapılacak olan Dünya Dağ Kayağı Şampiyonasına katılacak olan Türkiye dağ kayağı milli sporcuları, dün sabah saatlerinde Süphan Dağı’nın 2 bin 700 metresinde bulunan At Yaylası bölgesine giderek kamp kurdu.
  Geceyi kamp alanında geçiren dağcılar,  tırmanış rotasında bulunan yoğun kardan dolayı oluşan çığ tehlikesi nedeniyle 4 bin 58 metre yüksekliğindeki Süphan Dağı’na tırmanış gerçekleştiremedi.

 

Dağcılara rehberlik yapan Süphan Doğa Sporları Derneği (SUPHANDOSD) Kulübü Başkanı Adem Gül, kötü hava koşulları nedeniyle tırmanışı iptal ettiklerini ifade ederek, “Dün Adilcevaz ilçemizden tırmanış için faaliyetimizi başlattık ve kamp alanımız olan At Yaylasına geldik. Gece hava şartları çok soğuk olduğundan dolayı sabah saatlerinde zirveye çıkmayı denedik. Ancak iki gündür yağan yoğun kar yağışı nedeniyle çıkış yolunda oluşan çığ tehlikesinden dolayı bu tırmanışın çok riskli olacağını düşünerek geri dönme kararı aldık. Kampımızı toplayıp artık Adilcevaz’a döneceğiz. İnşallah başka bir zaman tekrardan tırmanış yaparız” dedi.

 

Kaynak: (milliyet.com.tr)

404

Van’da definecilerin kazdığı, ayna yardımıyla aydınlatılmaya çalışılan 50 metre uzunluğundaki mağara, bölgeye düzenli tırmanış yapan dağcılar tarafından fark edildi.

Bölgede yaklaşık 2 bin 700 yıl önce hüküm süren Urartu Krallığı’nın yaşam alanlarından biri olan Yoncatepe yerleşim alanı, büyük ve küçük Erek Dağı arasında kalan vadi, içme suyu getirmek için yapılan tarihi su kanalı ve bölgedeki kilise tarzı yapılar, definecilerin sıklıkla hedefi oluyor.

“Bu kadar organize bir definecilik faaliyeti görmemiştim”

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar, kazılan alanın insan eliyle yapıldığını, doğal bir yapı olmadığını söyledi.

Yakınında kazı yapılan kanalın Ortaçağ veya daha erken dönemden kalma bir yapı olabileceğini belirten Konyar, şöyle konuştu:

“İşlevi noktasında madenci tüneli veya korunma noktasında açılmış bir yapı olabilir. Yalnız burada benim en garipsediğim ve bana sıra dışı gelen şey, burada bir definecilik faaliyetinin yürütülmüş olması. Bu da boyutları açısından endüstriyel bir definecilik faaliyeti. O kadar geniş ve uzun tünelin temizlenmesi, açığa çıkarılması insanı hayrete düşürüyor. Bölge Urartu bölgesi. Kaleleri, baraj göletleri, su kanalları var. Yani Urartular’la ilişkilendirilebilecek bir yapı. Ama daha önce yapılmış bir tünel, koridorun veya bir madenci galerisi üzerinde yeniden bir defineci çalışmasını görüyoruz. Belki yüzlerce yıl sonra ilginç bulunacak bir çalışma yapılmış. Kurdukları aynalar, kasklarla daha önce bu kadar organize bir definecilik faaliyeti görmemiştim.”

“Bu 19. yüzyılda yapılan saklanma veya kaçış yeri olabilir.”

Bölgede daha önce de definecilik kazılarıyla çok karşılaştıklarını aktaran Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Sinan Kılıç ise bu durumun Türkiye’nin genel bir sorunu olduğunu söyledi.

Van Gölü havzasında yoğun bir defineci tahribatı olduğunu belirten Kılıç, şunları kaydetti:

“Özellikle arkeolojik, sit ve korunması gereken alanlar, eski tarihi bina kalıntıları ve höyüklerde bu tür tahribatlar maalesef yapılıyor. Bölge insanı bir taşın üzerinde bir işaret görüp dibini kazma kürekle kazıyor. Hatta bazen dağın başına jeneratör çıkarıp hiltiler kullanarak tahribatlar yapanlar da oluyor. Bu olayda ise yerin altında bir galeri bulunuyor ve bu galeri doğal değil. Bu kazıyı yapanlar bir iki aydır orada gibi görünüyor. Ama o galeri bir iki ay önce açılmış bir galeri değil. Daha eski. Bu, maden galerisi olabilir. Bunun dışında yakınında bulunan ve manastır olduğunu bildiğimiz Yedi Kilise bulunuyor. 1920’li yıllara kadar kullanıldı. Bu, 19. yüzyılda yapılan saklanma veya kaçış yeri olabilir.”

“Aynaları ışık için kullanmışlar”

Tüneli gezi sırasında bulan kulübün yönetim kurulu üyeliğini yürüten Ömer Demez de ilk kez bu büyüklükte bir tahribat gördüğünü söyledi.

Mağaranın yaklaşık 50 metre uzunluğunda olduğunu belirten Demez, “Buradan geçerken dışarıdan büyük bir toprak yığını gördük. Biz de keşif yapmak istedik. Sanırım definecilerin yaptığı bir şey. Mağarada halen kazma, kürekler, ihtiyaç malzemeleri bulduk. Ama anlamadığımız şey, her on metrede bir aynaların olması. Bu aynaları galiba ışık oranını arttırmak için kullanmışlar. Buralar genelde definecilerin uğrak yeri. Çünkü Urartular’dan kalma bir köy. Daha önce birçok yeri gezdim, çok sayıda defineciyle karşılaştım ve kazdıkları çok yer gördüm. Ama ilk defa bu kadar uzun, geniş ve yüksek bir yerle karşılaştım.” dedi.

Demez, her yıl aynı rotayı kullanarak zirve tırmanışları düzenlediklerini ve definecilerin daha küçük tahribatlarına tanık olduklarını, ancak ilk defa bu büyüklükte kazıyla karşılaştıklarını aktardı.

Durumun bildirildiği İl Jandarma Komutanlığı da kaçak kazıyla ilgili inceleme başlatırken, ilgili kurumların ise bölgedeki kaçak kazı çalışmaları konusunda bilgilendirileceği bildirildi.

 

 

(ahaber.com.tr)

TÜRKİYE Dağcılık Federasyonu Hakkari Temsilcisi Naci Ertunç başkanlığındaki 5 dağcı, Van’ın Başkale İlçesi’ne bağlı Esenyamaç Köyü’nde bulunan ve Urartular döneminde kaldığı belirtilen kaya mezarların da bulunduğu bölgede tırmanış yaptı.

c781b0370476d7839f05c4ccf3a4f452
Hakkari ve çevresinde bulunan dağları gezerek tırmanışlar yapan Türkiye Dağcılık Federasyon Hakkari temsilciliğine bağlı dağcılar, bu kez Başkale İlçesi’ne yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunan ve Hakkari ile Van sınırları arasında yeralan Esenyamaç Köyü yakınlarında tırmanış yaptı. Ankaralı bir dağcının da eşlik ettiği tırmanış, yaklaşık 100 metre yüksekliği bulunan ve Urartular döneminden kaldığı belirtilen mezarlarınında bulunduğu kayaya yapıldı. Dağcılar iple tırmandı ve indi. Bölgenin dağlarını ve güzelliklerini tanıtmak istediklerini belirtene Türkiye Dağcılık Federasyonu Hakkari il Temsilcisi Naci Ertunç, tırmanış yaptıkları bölgede Urartular döneminden kaldığı belirtilen mezarların da bulunduğunu söyledi. Kaya, şöyle konuştu:
“Dağcı arkadaşlarla beraber kaya tırmanışı yapalım’ derken Esenyamaç Köyü’nde Urartular Dönemi’ne ait olduğu belirtilen kaya mezarlığı tespit ettik. Buraya kaya tırmanışı gerçekleştirmek, hem de bu kaya mezarlığına dikkat çekmek üzere geldik. İki bölümden oluşan kaya mezarlığının biri büyük bir salonla beraber iki oda, onun hemen altındaki da iki odalı bir yer var. Biz 5 dağcı olarak kendi can güvenliğimizi aldıktan sonra ip yardımıyla kaya mezarlığının bulunduğu mağaraya indik.”
Ankara’dan gelen dağcı Tarık Bünyamin Kaya ise, 2 yıldır bölgede tırmanışlar yaptığını söyledi. Kaya, “Tırmanış yaptığımız kayanın yüksekliği yaklaşık 100 metre. Ancak tırmanış yaptığımız bölgede tarihi kalıntılar da var. Kaya mezarlıklarına iniş yapıp incelemeler de yaptık” dedi. Tırmanış ardından dağcılar, kayanın dibinde söyledikleri Kürtçe şarkılarla halay çekti.

(SÖZCÜ)

fft261_mf14617133