Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

Yazmazsanız unutulur!
 
Çok uzun yıllar önce, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Spor Müdürlüğü Dağcılık ve Kış Sporları kolu 25.yılı için yapılan Dağcılık Sempozyumu’na (9-10 Nisan 1988/Ankara) katıldığımızda, “Dağlara yürümeden, sadece tırmanarak nasıl ulaşırız?” diye kafa yoran genç çocuklar topluluğuyduk. Yıldızlı Dağcılar ve aynı zamanda Anadolu Dağcılar Birliği İstanbul Şubesi için hayallerini süsleyip oradan oraya koşturan, alpin stil tırmanış sevdalılarıydık. 
 
Sempozyumda her şey çok iyi gidiyordu. Konferansın içeriği o zamanlar için yüksek standartlardaydı. Aklımda kalanlara şimdi dönüp bakıyorum da; aslında ne kadar ileriye gidebilecek bir dağcılık kültürü nasıl engellenmiş yıllardır onu fark ediyorum. Mesela işin felsefesi, etiği ve ahlakı konusunda sevgili Batur KÜRÜZ, Erhan ERSOY ve Muzaffer TRAŞ sunumları bugün bile okunması gereken önemli değerlere işaret eden sunumlardı. Ömer TÜZEL’in ‘Anadolu Dağcılar Birliği’ ve ‘Türkiye dağlarında yapılan önemli alpin tırmanışlar’ sunumları heyecan verici, yine sevgili Erhan ERSOY, Filiz DEMİRAYAK, Doç. Dr. Yücel AŞKINın ‘Dağlarda kirlenme ve kültürel değerler’ üzerine olan sunumları ders niteliğindeydi. 
 
İşte tam da burada bu öykünün başlangıcını konuşuyorsak, o sempozyumda kimler vardı diye değinmeden olmaz. Çoğu çok sevdiğim dostlarım, abilerim, ip arkadaşlarımız ya da aynı dünya görüşünü, aynı dağları paylaştığımız dağcı dostlarımızdı. Dr. Tayfun TERCAN, Kâşif ALADAĞLI, Seyhan ÇAMLIGÜNEY, Nevzat ÖNTAŞ, Atilla ERDEMLİ, Muzaffer Erol GEZ, İsmet ÜLKER, Prof. Dr. A. Mecit DOĞRU, Necmettin KÜLAHÇI, Mehmet SOMUNCU, Alattin KARACA ve Anadolu Dağcılar Birliği adına “Dağ Kazaları ve Kurtarma” sunumunu yapan sevgili Recep ÇATAK.
 
Bu sunum sevgiyle, tutkuyla koştuğumuz dağların belki de diğer yüzü olan ölüm ile yüzleştirmişti bizleri… 
Birçoğumuz tırmanırken kendimizi sakatlayıp incitmiştik bu sporun doğası gereği fakat her seferinde dağlara daha fazla tutkuyla, heyecanla geri dönüyorduk. Birçok dostumuz birçok  ağır kazalar geçirdiler ve ama sonrasında neredeyse hepsi dağlara gitmeye devam ettiler. Fakat Recep ÇATAK’ın sunumu sert bir tokat gibiydi. Çok etkilendim, kafam karıştı, biraz da dağılmıştım. Akşamında Mülkiyeliler Birliği’nde bir şeyler içip sohbet ederken aklımda sunumdaki isimler vardı.
Daha sonra o sert kış geldi, 1989 yılında Ağrı dağında sevgili Recep ÇATAK yaşamını yitirdi. Sonrasında da kazalar devam etti.
Bir güzel bahar günü üniversiteden çıkmış Kemancı’da dostlarla buluşmak üzere yürürken bu kazalarla ilgili bir çalışmanın devam ettirilmesi gerektiğine karar verdim. Elimde bir Olympus OM 2 fotoğraf makinası ve Recep’in dağ kazaları notları, aldım soluğu İstanbul Üniversitesi kütüphanesindeki dev gazete arşivinde. Aramaya ve buldukça fotoğraflamaya başladım kazaları tek tek, tarih tarih. O çalışma esnasında, ülkemizde halen büyük medya gruplarından birinin olan gazetenin, dağ kazalarını, kıyamet koparırcasına nasıl manşetten girdiğini ve nasıl dramatize ederek servis ettiğini görünce ‘Renkli Basın & Renkli Yalanlar Işığında Dağcılık Gerçekleri’ diye bir çalışma da toparladım. 2 ay sonra her şey hazırdı. Kimselere söylemedim çünkü bazı dağcı dostlarımız için Recep’in mirası, benim dokunmamın uygun olmayacağı bir şeydi, bazı dostlarımızın ise gereksiz gördüğü, işin tatsız, ürkütücü bölümü dedikleri bir çalışmaydı. Yıllarca birikti sonra kaza raporlarını ilave etmeye başladık. (Hacettepe ve ODTÜ kulüplerinin rapor geleneği vardı.) Basından ulaşabildiklerimizi eklemeye, e-posta gruplarına atılan maillerden bazı bilgileri toplamaya devam ettik. Sadece İYİ NİYETLİ bir şekilde arşiv yaptık, yorum katmadık. Bazıları kulaktan kulağa gelen bilgilerdi bazıları bize gelen ve ismini vermek istemeyen kişilerin bilgileriydi. Hepsini topladık ve bunları Yıldız Üniversitesi Dağcılık Kulübünde anlatarak geleneksel bir ders haline getirdik.
Yıllar geçti, yaş aldık. Çok sevdiğimiz dostlarımızı yazmak zorunda kaldım kimi zaman. Çok zordu biriktirmek böylesi bir şeyi…
 
Sonrasında kulüpten genç kuşak arkadaşların isteği üzerine bu işi onlara devrettim.
Sevimsiz bir konunun 25 yıla yakın takipçiliğini yaptıktan sonra artık devredebileceğim fikri beni sevindirmişti ve şimdi bunun herkes ile paylaşılacağı online platform beni mutlu etti. İstatistik, bilimsel veri, tarih ve dokümanter envanter çalışmaları önemlidir. Ben naçizane başlamış bir öyküyü sabırla devam ettirmiştim, şimdi Recep’in mirası artık online yayında…
 
Çok eksik vardır belki, yanlış olanlar vardır? Yazın lütfen bizlere, düzeltelim. 
Var ise elinizde eski fotoğraflar, kaza fotoğrafları ya da kaza alanı öncesi, sonrası fotoğrafları paylaşın bizimle.  Elinizde gerçek ve ders alınabilir sağlıklı bilgiler var ise paylaşın bizlerle bu bilgileri, belgeleri ya da olay anında, öncesi ya da sonrasında bilinmesinin önemli olduğunu düşündüğünüz ne varsa… 
 
Artık HEPİMİZİN burası. Sizlerden gelecek olanlar ile zenginleşecek bu birikim. Dağlara gidenler buraya baktıkça hem dağcılık tarihimizle ilgili birçok gerçek öyküye tanıklık edecekler hem de birçok deneyimi doğrular ya da yanlışlar cephesinden inceleme, öğrenme, değerlendirme fırsatını yakalayacaklar. Şüphesiz bu, kaza geçirme şanslarını düşürecek. 
 
Öğrenmek için bilgiyi aktarmak gerekiyor, aktarılan bilgiyi de bir noktada toplamak ve değerlendirmek gerekiyor. 
Her neyse bir içten duygu ile başladı Recep’ten sonra, kişisel başladı sonra kulübüm sahiplendi ve ders oldu. Şimdi ise sevgili kulübüm sayesinde herkesin oldu.
Umarız bu paylaşımlar herkese faydalı olur.
 
DAĞLARLA KALIN 
SAĞLICAKLA KALIN….
 
En içten saygı ve sevgilerimle, dağlarda yaşamını yitirmiş tüm dağcı dostlarım adına ve anısına…
 
ALPER SESLİ
 
14 / ARALIK / 2016
 

*** Etik olarak kazazedenin kaza anı fotoğraflarını paylaşmamayı tercih ediyoruz. Kazazedenin tırmanırken güzel bir fotoğrafına sahipseniz lütfen bizimle paylaşınız. 

*** Kendinize ait kazalar hakkında görüşleriniz ya da duyduklarınız var ise fakat bunların gerçekliği desteklenemiyorsa lütfen bizlerle paylaşmayınız.

ANAYURTTAN ATAYURDA ALTAY DAĞLARI KEŞİF FAALİYETİ Tarih: 01-17 Temmuz 2017 Katılım koşulları: Bu faaliyete katılım kısıtlanmıştır. Etkinlik duyurusu bilgi paylaşımı ve iletişim amaçlıdır.  Faaliyet hakkında: 4 kişiden oluşan keşif ekibimiz İstanbul’da biraraya gelip Rusya’nın başkenti Moskova’ya oradanda aktarma ile Novosibirsk’e uçacak. Ekip üyeleri seyahatleri süresince Altay Cumhuriyeti coğrafyasını tanımak, sonraki faaliyetler için alt yapı çalışması […]

Read More

dagcilar-buz-tirmanis-turkiye-de-bulusacak-104266

“Buz Tırmanış Türkiye” organizatörü Dağcılık Antrenörü Çetin Bayram, bu yıl Uluslararası Buz Tırmanış Festivalinin çok renkli olacağını belirtti.

Erzurum’un Uzundere ilçesinde bu sene üçüncüsünü hava durumuna göre Ocak veya Şubat ayında düzenlenmeyi planladıkları belirten Dağcılık Antrenörü Çetin Bayram, “Bu festivalde sporcular, uzman dağcılar gözetiminde Uzundere ve Tortum ilçelerindeki yüksekliği 20 ile 300 metre arasında olan ve sadece kışın ortaya çıkan buz şelalelerine tırmanış yapıyor.” dedi.

Bu yıl Uluslararası Buz Tırmanış Festivalinin çok renkli olacağını belirten Bayram, “Devlet kurumlarının da desteğiyle çok güzel, renkli bir festival olacak. Bu bölgede bulunan ve sadece kış aylarında oluşan donmuş şelalelere yapılan buz şelalesi tırmanışı ülkemizde yeni bir branş oldu. Dünyaca ünlü isimler Erzurum’da tırmanışa katılacaklar. Türkiye ve Erzurum’un saklı kalmış güzelliklerinin tanıtılması noktasında önemli bir festivali gerçekleştiriyoruz. Ülkemizde buz tırmanışının, ulaşım, lojistik ve güvenlik bakımından Erzurum’dan başka hiçbir yerde yapılamadığına dikkat çekerim.” diye konuştu.

 

erzurumgazetesi.com

Azerbaycan dağ faaliyetimizin 2. etabındaydık. Rusların bu topraklardan çekilip giderken bırakıp gittikleri Sovyet kamyonumuz, gecenin içinde homurdanan huysuz bir aygır gibi dağların sessizliğini boza boza Şahdağı’nın kamp yerine gelmiş olmalı ki birden bire durdu. Bir müddet bekledik. Acaba tekrar çalışacak mı diye. Çünkü aracımız yavaşlarken beraber istop ediyordu. Yine o cinsten bir duraklama mı bilemediğimizden, […]

Read More

14344247_901496249955452_6805964235962333623_n16. Geleneksel kaya tırmanış festivalimizin (7. Akdeniz üniversitesi kaya tırmanış festivali) tarihini ilk defa biraz öne alarak kutlayacağız! Denizlerimizde hava durumu istatistiklerinde Ekim ayı ortasının sonuna göre daha sakin geçmesi göz önüne alınarak değiştirdiğimiz festival tarihimizdeki hedefimiz özellikle deniz aşırı tırmanış bölgelerine tüm katılımcıların gidebilmelerini sağlamaktır. Sektor CENEVIZ’de açılan ve her seviye tırmanıcıya hitap edecek yeni rotalar, “deep water solo” ve Hi- Line hatları bu seneki şenlik hedeflerimizde bulunmaktadır.Ayrıca sunumlar ve eğitsel çalışmalar her zamanki gibi olacaktır. Özellikle Olympos rockclimbing eğitmenleri Avusturya Alpin Kulüp eğitmenlerinden almış oldukları eğimlerle ilgili bir oryantasyon çalıştayı düzenleyeceklerdir. Ayrıca ülkemizdeki doğa sporları kazaları ve sigorta konulu bir tartışma yapılacaktır. Şenlik detayları çok yakında www.olymposrockclimbing.com web sitesinden duyurulacaktır.

 

Kaynak: Olympos RockClimbing‎

    Anadolu Lezzetleri sayfasını takip edenler bilirler genellikle yemeklerin öykülerini yazarken kısaca şehrin tarihinden de bahsederim. Fakat uzun bir aradan sonra yeniden yazmaya karar verdiğim bu günlerde, ilk yazı olması sebebiyle, yemek hikayesi yerine biraz yollardan bahsettikten sonra nerede ne yenir sorusunu cevaplayarak bitireceğim. Şair Kemal Özer’in Halk Ozanı Nesimi Çimen için söylediği gibi: […]

Read More

İncil Hristiyanlarca kutsal olduğu kadar aslında tüm dünya için tarihsel bilgiler de içeren bir kitaptır. İncelediğimizde Efes için önemli olayları net bir şekilde bizlere aktarmaktadır.   Aziz Pavlus Efes’e geldiğinde öğretilerini yaymaya uğraşırken problemler ortaya çıkmaya başlamıştı İşte bu olayları “Elçilerin İşleri 19 ‘da bizlere sırasıyla aynen şu şekilde aktarmaktadır;   Efes’teki Kargaşalık 23 O sırada […]

Read More

05.03.2016 Cumartesi günü Zirve Dağcılık Bodrum Temsilciliği ile Karya Yolunun 16 km. uzunluğundaki Mazı-Gökbel-Bozalan parkurunu yürüdüm. Mehmet Gültekin rehberliğinde gerçekleşen yürüyüş pırıl pırıl bir havada, güzel bir ekip ile beraber gerçekleşti. Zaman zaman taş döşeli yollarda, genelde ise yeşil bitki örtüsü içine serili kahverengi halıyı andıran patikalarda yürüdük. Yürüyüş sırasında şeritli engerek ile farenin bir süre […]

Read More

II. Dünya Savaşı’ından uzun bir süre sonra 1954 yılında, Avusturyalılar Efes’te kazılara yeniden başladılar. Kazı ekibinin başında Profesör Miltner vardı. Miltner idealist ve tutkulu birisiydi, daha önce yapılmayan bir şey yapmak istiyordu Efes’te. Bugün Kuretler Caddesi dediğimiz, Bülbül dağı ve Panayır dağı arasında kalan bölge hala toprak altındaydı. Bu bölge kentin tam ortasında ve eski […]

Read More

Türkiye’de Tırmanış Yaklaşık 5-6 senedir bir şekilde bu camianın bir parçasıyım. Ha camia demişken çok değil, ayakkabısı kemeri olan 1000 kişi ya vardır ya yoktur. VIII görmüş hala tırmanan 100 kişi var mıdır? Başka işi olmayan geçimini tırmanarak sağlayanlar da işte 5 kişi 10 kişi belki, bilmiyorum. Türkiye’de de dünyada olduğu gibi iki tip tırmanışçı […]

Read More