Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

Elmalı’da üçüncü günüm. Dantel perdeden süzülen günün ilk ışığıyla uyanıp, kendimi tahta sandalyeli meydan kahvesine atıyorum. Temmuz sıcağını mavi çam ağacının gölgesinde geçirerek, yola çıkmak için akşam serinini bekliyoruz. Ünsal Amca (Özçakır) “Bugün sana gerçek bir Likya yolu göstereceğim” diyor. Doyumsuz sohbetlerden sonra güneş yorulup ufuğa çekilince bir taksiye atlayıp Elmalı’nın sırtını dayadığı tepeye çıkıyoruz.  

NALDÖKEN YOLU ADINI HAK EDİYOR

Yürüyerek devam ettiğimiz toprak yolda birkaç yüz metre sonra akşam güneşi uzun gölgelerimizi muhteşem Likya yolunun üzerine düşürüyor. İki sıra taşla topraktan yükselen, yaklaşık 2,5 metre genişliğinde bir sanat eseri. Özgün halinde taşların üzerleri moloz ve toprakla kaplıymış. Yüz yıllardır aşına aşına toprak gitmiş ve geriye kalan sivri taşların at nallarını tahrip etmeleri nedeniyle yolun bu kısmına Naldöken adı verilmiş. Yapımının Persler tarafından desteklendiğini, inşasında Likya’lıların, göçmen Türk kavimlerinin, ve diğer ulusların çalışmış olabileceğini söylüyor Ünsal Amca. 

Yol bir bıçakla kesilmiş gibi aniden başlıyor. Yakınlarda yaşayan bir çobandan, yol taşlarının civardaki mezar ve duvar yapımlarında kullanmak için söküldüğünü üzülerek öğreniyoruz. Kültürel mirası korumanın kolluk kuvvetleriyle değil bizzat halkın bilgilendirilmesi ve sahip çıkmasıyla gerçekleşebileceğini hatırlatan güzel bir örnek. 

Bu yolun birçok köye uğrayarak sahile kadar uzanan yol ağının bir parcası olduğunu öğreniyorum. Bu taşların üzerinde bir gün sahile kadar yürüme fikrini zihnimin bir köşesine yerleştiriyorum ve kendimizi Pıynar (Meşe) ormanının ellerine bırakıyoruz.

PIYNAR ORMANINDA ‘GÖZEK’LER

Orman, 2500 metreden bize bakan bir tepenin eteğindeki taşlı arazide kimbilir kaç yüz yıllık pıynar ağaçları ile süslenmiş. Çevredeki keçi çobanlarının en gözde otlağı. Gözlerimizi Ünsal Amca’nın yıllar önce rastladığı taş yığınlarını görmeye ayarlayıp, üç kişi üç ayrı yöne yürüyoruz. Çok geçmeden ilk müjde geliyor; “Bir tanesi burada!” Daha güzel bir noktaya yapılamazdı diye geçiyor içimden. Bir yüzünü sivri kayaya, diğerini yeşil ovaya çevirmiş. 

Yaklaşık 50 cm çapında doğal taşların, hiçbir bağlayıcı madde olmadan üst üste konulmasıyla yapılmış 1.5-2.0 m yüksekliğinde, 1.5 m çapında bir taş yığını, bir abide. Taş aralarına, yumruk büyüklüğünde, kolayca alınıp geri konulabilen ve yapısal işlevi olmayan küçük taşlar da yerleştirilmiş. Ünsal Amca küçük taşların ayin sırasında büyük taşlara vurarak ses çıkarmak için kullanılmış olabileceğini söylüyor.  
Günümüz çobanları Gözek diyor bu taş yığınlarına. Bu ormanın eski bir avlanma alanı olduğu göz önünde bulundurulursa, bu kelime takip etmek ve gözetlemek anlamına gelebilir. 

Ağaçlarla dolu kayalık bir ortamda taş yığınının etrafında düzlük olması ilginç. İnsanların ibadet etmeleri için düzgün bir zemin yaratılmış, ya da özellikle düz bir alan seçilmiş olmalı. Bu sihirli coğrafyanın sessisliğini içimize çekip birkaç dakika hiç konuşmadan burada kim bilir nasıl ayinler, sunular, törenler yapılmış olabileceğini hayal ediyoruz.

YÖRÜK KÜLTÜRÜNÜN BİR UZANTISI

Ünsal Amca bu tapınakların Likya yolu ile yaşıt olduğunu, yol yapımında çalışan ve gök tanrıya inanan Asyalı göçmenler tarafından ibadet amacıyla yapıldıklarını düşünüyor. Elmalı, Yörük kültürünün yakın zamanlara kadar süren önemli göç ve konaklama noktalarından biri. Bugünkü yerleşik yaşamlarına rağmen, kışları sahil bölgelerine, yazları Elmalı yaylasına göç ederek bu geleneği sınırlı da olsa sürdürüren bir çok aile var. 

Persler’in hakimiyet altına aldıkları halkların inançlarına çok saygılı olduklarından söz ediyor Ünsal Amca. “Bu ormanlar bu tapınaklarla dolu” diye ekliyor. Ormanda yürüdükçe başka benzer taş yığınlarına da rastlıyoruz. Kimi aynı boyutta, kimi daha küçük. Bu tapınakların kullanıldıkça her gelenin bir taş eklemesiyle büyüdüklerini Moğolistan’da Şamanlarla ilgili araştırma yapan dostum Ebrar Akıncı’dan* öğreniyorum. Küçük olanlar daha kısa süreli kullanılmış ya da sonradan tahrip edilmiş olabilirler. Asya’nın birçok bölgesinde tapınak olarak kullanılan taş yığınları çok yaygınmış. Çoban kültürü ile ilişkili bu tapınaklar daha çok geçitlerde ve av bölgelerinde yapılırmış. 

YİNE YIKIM, YİNE TAHRİBAT

Etnografik örneklerden yola çıkarak bunların Şaman tapınakları (sunakları) olabileceği ve eğer sunular yapılmışsa etraflarında organik madde kalıntılarına rastlanabileceği göz önünde bulundurulmalı. Bu da detaylı bir arkeolojik araştırma gerektiriyor. Umudumuz, daha çok yıpranmadan bu eşsiz yapıların koruma altına alınması ve Anadolu’nun farklı bölgelerinde de yer alma olasılıkları nedeniyle Türkiye çapında farkındalık oluşturulması.

Elmalı sakinleri bize bu taş yığınlarını bölgenin birçok yerinde gördüklerini söylüyorlar. Bazılarının bölgedeki bazı kutsal alan sınırları içinde koruma altında olduklarını öğreniyoruz. Görme şansımız olmasa bile korunduklarını bilmek bizi mutlu ediyor. Her eklenen taşla yerden yükseldikçe gizemleri de artan bu eserlerin sırrını çözmek, Asya kültürleri ile bağlantılarını araştırmak ve Likya kültüründeki konumlarına ışık tutmak amacıyla geniş çaplı bir araştırmaya davet ediyoruz müzeleri ve yüksek öğretim kurumlarını.
Birkaç fotoğraf çekmek için birkaç saatliğine geldiğim Elmalı’dan günler sonra ayrılıyorum. Kulaklarımda nal sesleri, dilimde leblebili sahlep tadı, gönlümde dostların sıcaklığıyla… Bir büyülü coğrafyaya, içindeki kültürlere ve insanlarına mayalanmak neymiş, şimdi anlıyorum.

 

 

(evrensel.net)

 

 

 

 

 

Dağcılık malzemelerini incelemek yada satın almak için tıklayınız.

www.dagcidukkani.com

 

 

 

 

Muğla’nın Fethiye ilçesinde yürüyüşe çıktıkları Likya Yolu’nda kaybolan 3 üniversite öğrencisi UMKE ekibi tarafından bulundu. Ankara’dan tatil için Fethiye’ye gelen Ahmet Sadık Aras (20), Ömer Faruk Güler (20) ve İbrahim Güler (20) sabah saatlerinde Ölüdeniz Mahallesi’nden başlayan tarihi Lilkya Yolu’ndan yürüyüşe çıktı. Likya Yolu üzerinden Kabak Koyu’na gitmek isteyen üç arkadaş, havanın kararmasıyla yönlerini kaybetti. Yönlerini […]

Read More


90 metreden Kelebekler Vadisi’ne düşen genç öğretmen öldü

Muğla’nın Fethiye İlçesi’ndeki dünyaca ünlü Kelebekler Vadisi’ne patika yoldan yürüyerek inmeye çalışırken 90 metre yükseklikten kayalık zemine düşen 26 yaşındaki öğretmen Birolcan Şahin yaşamını yitirdi.

Olay, Muğla Faralya Mahallesi’ndeki Kelebekler Vadisi’nde bugün saat 17.00 sıralarında meydana geldi. İzmir’den tatil için Faralya Mahallesi’ne gelen öğretmen Birolcan Şahin, 2 arkadaşı ile birlikte 300 metre yüksekliğindeki kayalıklardan vadiye inmek istedi. Bazı noktalarında sabitlenmiş halatlar kullanılan patika yolda bir süre yürüyen Şahin, dengesini kaybederek 90 metre yükseklikten vadinin zeminine yuvarlandı. Şahin’in düştüğünü gören arkadaşı durumu sağlık ekiplerine bildirdi. Arazinin sarp oluşu nedeniyle bölgeye Ulusal Medikal Kurtarma (UMKE) ve Afet Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ekipleri sevk edildi. Vadiye ilk olarak ulaşan UMKE ekipleri yaptığı kontrolde Şahin’in yaşamını yitirdiğini belirledi. Talihsiz öğretmenin cesedi savcının ve jandarma ekiplerinin olay yerinde yaptığı incelemenin ardından UMKE ve AFAD ekipleri tarafından sedyeye alındı. 1 kilometre sedyede taşınan ceset vadinin plajına çıkarıldı. Tekneyle Ölüdeniz Mahallesi’ndeki Belceğiz Plajı’na getirilen Şahin’in cesedi, daha sonra Fethiye Devlet Hastanesi Morgu’na götürüldü. Belceğiz Plajı’ndaki Şahin’in arkadaşı ise cenazenin taşınması sırasında gözyaşlarına boğuldu.

“40 METRE YUVARLANDI, 50 METRE DÜŞTÜ”

Kelebekler Vadisi’nde kurtarma görevlisi Murat Salim Şener, olayı haber alır almaz Şahin’in düştüğü noktaya ulaştıklarını ancak yapacak bir şey olmadığını söyledi. Patika yolun kapatılması gerektiğini anlatan Şener, geçen yıl benzer noktadan düşen başka bir tatilcinin mucize eseri hayatta kaldığını arlattıi. Benzer kaza ve mahsur kalmaların patika yolda her gün yaşandığını aktaran Şener, Şahin’in düştüğü yüksekliğin yaklaşık 90 metre olduğunu belirtti. 40 metrelik yuvarlanmanın ardından 50 metrelik dik yamaçtan sert bir düşüş yaşandığını vurgulayan Şener, yetkilerin önlem almasını istedi.

PATİKA KAPANMALI

Patika yolda birçok uyarı levhası olmasına karşın tatilcilerin ağır sırt çantası ve terliklerle vadiye inmeye devam ettiğini sözlerine ekleyen Şener, “Bu patikanın kapanması gerekiyor. Yoksa bu kazaların önüne geçmemiz imkansız. Kelebekler Vadisi’ne tekneyle ulaşım var. Buraya gelen tatilcilerin ulaşım için bir miktar para ayırması gerekiyor” dedi.

BENZER KAZADA MUCİZE YAŞANMIŞTI

Geçen yıl 17 Temmuz’da aynı patikada 60 metre yükseklikten vadiye düşen üniversite öğrencisi 21 yaşındaki Tayfun Özbek, mucize eseri hayatta kalmıştı. Ağır yaralanan Özbek 1,5 saat bilinci kapalı kaldıktan sonra bağırarak yardım istemiş ve vadiden gelenler tarafından kurtarılmıştı. Özbek’in düştüğü nokta ile Şahin’in düştüğü nokta arasında yaklaşık 50 metre mesafe bulunuyor.

 

 

 

(cumhuriyet.com.tr)

Antalya Kumluca’daki Gelidonya Feneri’nden Likya Yolu yürüyüşüne çıkan bir ekip, denizde aynı anda oluşan yedi hortumu görüntüledi. Hortumlardan dördü denize kadar inerken, üçü havada oluşup kayboldu.

Hafta sonu İstanbul’dan Kumluca’ya gelen 40 banka çalışanı, tarihi Likya Yolu güzergahındaki doğa yürüyüşünde, nadir rastlanır bir doğa olayıyla karşı karşıya geldi. Likya Yolu güzergahındaki tarihi Gelidonya Feneri’ne çıkan grup, buradan Beşadalar manzarasıyla birlikte Akdeniz’de aynı anda oluşan yedi hortumu izledi.

Yürüyüş grubundan Tufan Çetiner, hortumları görüntüledi. Gelidonya Feneri’ne çıktıklarını, Adrasan istikametine giderken denizde oluşan yedi hortum gördüklerini belirten Çetiner, “Yan yana oluşmuşlardı. Dördü denizle bağlantı kurdu, üçü ise havada oluşup daha sonra kayboldu. Yaklaşık yarım saat kadar bu görüntü sürdü. Ben hayatımda hiç böyle sahne görmedim, çok etkileyiciydi” dedi.

 

 

(virahaber.com)

Likya Yolu üzerine Kapaklı-Çayağzı-Demre arasına yeni rotalar ekleniyor. Böylece sera ve yol çalışması sebebiyle yürünmesi pek tercih edilmeyen Myra-Gürses-Çayağzı parkuru biraz daha tarih ve doğa ile yer değiştirmiş olacak.

Hoyran, Davazlar ve Tyrsa üzerinden Demre Çayı boyunca Myra’ya ulaşılıyor olacak. Yeni parkurlar henüz devreye alınmadı çalışmalar ve işaretlemeler Ocak 2017 itibariyle devam ediyor. Yola çıkmadan önce mutlaka son durum hakkında bilgi almak gerekiyıor ki sorun yaşanmasın. 2017 ilkbahara hazır olması planlanıyor ama doğada tarihler kesin olmaz.
 
Çalışmalarda katkısı olan herkese teşekkürler… 
 
Bizlere de korumak ve temiz tutmak düşüyor tabii. Likya ve tarihin en yoğun olarak görüldüğü yeni eklenecek Demre parkurlarını likyayolu.org güncemize yürüyüp eklemek için plan ve program yapmaya başladık bile…
 
Fotoğraf ve aşağıdaki yazı Çayağzı Andriake Camping’den Barış tarafından paylaşılmış olup kendisi de çalışmalara destek vermektedir. 
 
Gelecek Turizmde projesi kapsamında,Demre de ki güncel Likya Yoluna,Kate Clow’un önerisiyle,Likya’nın dağları ve antik şehirlerine giden patikalarda eklendi. Böylece yürüyüşçüler Kapaklı Köyünde mola verip,dinlenip,rota alternatiflerini değerlendirebilecekler. Yeni rotayla Istlada, Hoyran ve Trysa antik şehirleri ziyaret edilebilecektir. Likya Yolları, Demre Çayı, Köşkerler ve Zeytin/Alakilise mevkiilerinde St.Nicholas yollarıyla da kesişmektedir. Bölgede profesyonel uzun yol yürüyüşçüleriyle birlikte, kısa ve ya günübirlik yürüyüşler içinde birçok alternatif oluşacak. Kapaklı Koyu’na yapılacak iskele sonucunda da gezginler denize girebilecek ve Kekova tekne turlarına katılabileceklerdir. Proje kapsamında Kapaklı ve Hoyran köylerinde kafeterya kurulacak ve ziyaretçiler 3 öğün ev yapımı yemek ve erzak tedarik edebileceklerdir. Haftanın belli günleri köylerde ekolojik pazar da kurulacaktır. Proje Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler ve Anadolu Efes Grubu destekli olup Kültür Rotaları Derneği, Demre Belediyesi, Demre Kaymakamlığı ve Kapaklı Muhtarlığı projeye iştirakçidir.

Kaynak: (www.likyayolu.org)

Birleşmiş Milletler, 2017 yılını “sürdürülebilir turizm yılı” ilan etti. Bu kapsamda Türkiye’de seçilen üç proje; ‘Likya Yolunda Bir Tarih Molası’, ‘

Kuşlar Sizi Çağırıyor’ ve ‘Dört Mevsim Foça

’ olarak belirlendi.

Sürdürülebilir turizm; Türkiye’de son dönemde yaşanan terör olayları, 15 Temmuz Darbe Girişimi ve Rusya Krizi gibi olaylar yüzünden darbe alan turizm sektörüne soluk getirebilir. Doğa turizmi, yayla turizmi ve kültür turizmi gibi giderek daha çok ilgi çeken turizm türleri, sektörü hareketlendirmek açısından büyük önem taşıyor. Türkiye’de de sürdürülebilir turizmin gelişmesine yönelik çeşitli çalışmalar yapılıyor. “Gelecek Turizmde” projesi, bu anlamda umut veren projelerden biri olarak ön plana çıkıyor.

 

Bu yıl Buldan, Foça ve Demre’nin projeleri desteklenecek

Ülkemizdeki sürdürülebilir turizm çalışmalarına katkı sağlamak, turizm alanındaki istihdamı artırmak ve turizmin yerel kalkınma boyutuna dikkat çekmek amacıyla yürütülen ‘Gelecek Turizmde’nin 2017’de destekleyeceği projeler belli oldu. 10 yıldır devam eden “Gelecek Turizmde” ile Denizli’nin Buldan, İzmir’in Foça ve Antalya’nın Demre ilçelerindeki sürdürülebilir turizm projeleri desteklenecek.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Anadolu Efes işbirliğiyle yürütülen ‘Gelecek Turizmde’nin 2017’de destekleyeceği projeler açıklandı. Bu yıl “Gelecek Turizmde” ile, Denizli’nin Buldan ilçesinde ekoturizmin gelişmesine, İzmir’in Foça ilçesinde turizmin dört mevsime yayılmasına ve Antalya’nın Demre ilçesinde üç farklı Likya Yolu yürüyüş rotasının birleşerek sürdürülebilir turizme kazandırılmasına destek verilecek.

 

“Kuşlar Sizi Çağırıyor”

‘Gelecek Turizmde’nin 4’üncü dönem projeleri arasında yer alan “Kuşlar Sizi Çağırıyor”, Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği tarafından Buldan Belediyesi ve Buldan Kaymakamlığı işbirliği ile yürütülecek. Denizli’nin önemli değerleri arasında yer alan Buldan Yayla Gölü’nün sahip olduğu 300 kuş türü, zengin biyolojik çeşitliliği ve ekoturizm potansiyeline dikkat çeken proje ile yayla gölüne ilişkin farkındalığın oluşturulması hedefleniyor. Bu doğrultuda, bölge halkının ve ziyaretçilerin Yayla Gölü ile ilgili bilinçlendirilmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması ve bölgenin ekoturizm potansiyelinin canlandırılması ile sürdürülebilir turizme ve yerel ekonomiye katkı sağlanacak.

“Likya Yolu’nda Bir Tarih Molası”

Türkiye’nin ilk uzun mesafeli yürüyüş rotası olan Likya Yolu, her yıl çok sayıda turist tarafından tercih ediliyor. Kültür Rotaları Derneği tarafından; Demre Belediyesi, Demre Kaymakamlığı ve Kapaklı Köyü Muhtarlığı işbirliğiyle yürütülecek proje; bölgedeki turizm potansiyelinden yola çıkarak ve turistlerin dinlenme, konaklama gibi temel ihtiyaçları göz önüne alınarak hazırlandı. Proje ile bölgede sürdürülebilir turizm konusunda farkındalık yaratılması ve üç farklı Likya Yolu yürüyüş rotasının Demre’nin Hoyran ve Kapaklı köylerinde birleşmesi hedefleniyor. Böylece bölgenin, ziyaretçilerinin dinlenebileceği ve alternatif rota seçebileceği bir merkez haline getirilmesi planlanıyor.

 

“Dört Mevsim Foça”

Mevcut turizm faaliyetlerinin dört mevsime yayılması ve geleneksel bağcılık, meyve-sebze yetiştiriciliği, zeytincilik, kıyı balıkçılığı gibi üretim biçimlerinin de devam ettiği Foça’da, sürdürülebilir turizm için doğadan yana üretim ve işletme modellerinin turizm faaliyetlerine kazandırılmasını hedefleniyor.

 

(virahaber.com)

Kültür rotalarının Türkiye’de büyük potansiyele sahip olduğunu ancak hak ettiği değeri görmediğini belirten Kültür Rotaları Derneği Başkanı Kate Clow, önemli açıklamalarda bulundu. Yusuf Yavuz yazıyor.

Rusya krizi, Suriye sorunu ve büyük kentlerde yaşanan bombalı saldırılarla birlikte 2016 turizm sezonuna büyük bir hayal kırıklığı ile giren Türkiye, bu krizden çıkmak için elindeki fırsatları da yeterince kullanamıyor. Dünyada her yıl milyonlarca ziyaretçinin yürüdüğü kültür rotaları açısından büyük bir potansiyele sahip olan Türkiye’de 19 kültür rotası bulunuyor. Ancak başta Likya Yolu ve St. Paul Yolu olmak üzere Türk turizmine nefes aldıracak alternatif olanakların korunması ve yaşatılması için yeterli adımların atılmaması, tarihi ve coğrafi değerleriyle dünyanın en güzel yürüyüş parkurlarının heba edilmesine yol açıyor. Dünyada her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan kültür rotaları konusunda Avrupa’dan Asya’ya pek çok ülke harekete geçerken, turizmde kriz yaşayan Türkiye ise sahip olduğu benzersiz bu potansiyeli adeta unuttu.

kulturrota2

KATE CLOW: ‘KÜLTÜR ROTALARI HAK ETTİĞİ DEĞERİ GÖRMÜYOR’
Türkiye’nin tarihi ve doğal zenginliklerini barındıran bölgeleri turizme kazandıran Kültür Rotaları Derneği Başkanı Kate Clow’la, baharla birlikte tarih, kültür ve doğa tutkunlarının ilgisinin arttığı kültür rotalarının sorunları hakkında konuştuk. Türkiye’de kültür rotası kavramının hak ettiği değeri görmediğini ancak büyük bir ekonomik ve kültürel değişim potansiyeline sahip olduğunu dile getiren Kate Clow, her yıl binlerce insanın yürüdüğü Fethiye-Antalya arasındaki Likya Yolu ile Antalya-Isparta/Yalvaç arasındaki St. Paul Yolu’nun da içinde olduğu pek çok yürüyüş rotasını projelendirip ortaya çıkaran bir coğrafya, tarih ve kültür tutkunu.

‘TÜRKİYE’DEKİ ROTALAR ULUSLARARASI ROTALARA BAĞLANABİLİR’
Türkiye’deki kültür rotalarının tamamını koruyacak bir yasal düzenleme bulunmadığına dikkati çeken Clow, AB Konseyi bünyesindeki ‘Avrupa Kültür Rotaları Enstitüsü’nün hazırladığı bir protokol olan ve TBMM Genel Kurulu’ndan geçen ancak henüz imzalanmayan Genişletilmiş Kısmi Antlaşma’ya Türkiye’nin de taraf olması durumunda enstitünün desteği ile uluslararası rotalara bağlantı, sağlanabileceğini belirterek, “Avrupa standartlarının Likya Yolu ve Türkiye’deki yürüyüş rotalarında uygulanması ve birleşik pazarlama yapılması mümkün olacaktır. Sözleşmenin imzalanma süreci hızlandırılmalıdır ” dedi.

likya11

‘YASAL DÜZENLEMELER YETERSİZ, ROTALARI KORUYAMIYORUZ’
Yasal düzenlemelerin yetersizliği yüzünden rotaların korunamadığını ve bölgeler arasında işbirliği projeleri yapılamadığını dile getiren Clow, “Günümüzde yerel halk tarafından kullanılan patika, orman yolları, vb. yanı sıra antik kentler ve eski yollardan da geçen Likya Yolu’nun bir kültür ve turizm mirası sayılarak, kültür varlıklarını koruma bölge kurulları tarafından tescillenmesi, bu yol üzerindeki çevreyi ve hatta kültürel kalıntıları da etkileyen çok sayıdaki tahribatın önüne geçebilecektir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tavsiyesiyle kurulan Kültür Rotaları Derneği önderliğinde bir yönetim ve bakım komitesi oluşturulmalı ve söz konusu komite, belediye, orman, kültür ve turizm, ulaşım, vb. ilgili yerel ve ulusal kamu birimleriyle ortaklaşa çalışarak Likya Yolu üzerindeki bakım, temizlik ve onarım çalışmalarının yürütülmesini sağlamalı ” görüşünü dile getirdi.

‘FRANSA’DA KÜÇÜK EV İŞLETMELERİNE RUHSAT MUAFİYETİ UYGULANIYOR’
Likya Yolu üzerinde bazı yerlerde kaliteli konaklama hizmeti yetersizdir ve bazılarında ise çok fazla olduğuna değinen Clow, konaklama eksikliği olan yerlerde ve yerel halkın kendi imkanlarıyla bu eksikliği gideremeyeceği durumlarda, çeşitli devlet kanallarıyla konaklama eksikliğinin tamamlanabileceğini belirterek, rota üzerinde kullanılmayan okul, sağlık ocağı ve benzeri yapıların onarılıp konaklama yerine dönüştürülerek işletilebileceğini dile getirdi. Yerel halkın bu konuda desteklenmesi gerektiğinin de altını çizen Kate Clow, Fransa’da bu kapsamda 6 yatak kapasitesinin altındaki köy konaklama yerleri ve pansiyonlarında ruhsat muafiyetinin uygulandığına dikkati çekerek, “Ruhsat, yalnızca konaklama ihtiyacı olan yerlerde verilmelidir. Gerekli kontrol ve uyarılar yapıldıktan sonra, ruhsatı olmayan konaklama yerleri, özellikle koruma alanlarındakiler, kapatılmalıdır ” dedi.

 

DIGITAL CAMERA

‘BAKANLIK EKO-TURİZM ALANINA AĞIRLIK VERMELİ’
Likya Yolu üzerinde bulunan konaklama ve yeme içme hizmeti sağlayıcılarına yönelik bir eğitim programı düzenlenmesi gerekliliğine vurgu yapan Clow, ayrıca rota üzerindeki acenteler ve tur operatörlerine de Avrupa standartlarında rehberlik sertifikası verilmesi gerektiğini belirterek, “Likya Yolu pazarlama çalışmaları, çok daha sistematik ve etkin bir şekilde yürütülmelidir. An itibariyle yol üzerinde grup tur hizmeti sağlayan küçük turizm şirketleri vardır ve kendilerinin daha fazla yabancı acenteye program sunmaları için desteğe ihtiyacı vardır. Bunun yanı sıra, bireysel ziyaretçilere yönelik tur hizmetlerinin tanıtımı da yerli ve yabancı basın ve sosyal medya mensubu ziyaretlerinin arttırılması yoluyla yapılabilecektir. Pazarlama çalışmalarında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sürdürülebilir-eko turizm alanına ağırlık vermesi de gündeme alınmalıdır ” ifadelerini kullandı.

UNESCO KOMİTESİ HAZİRAN’DA İSTANBUL’DA TOPLANACAK
Antik Likya kentlerinin, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer aldığının altını çizen Kate Clow, ‘UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin Haziran 2016’da İstanbul’da toplanacağını belirterek, “Bu toplantı öncesinde gerekli planlama hazırlıkları yapıldığı takdirde Likya Yolu’nun önümüzdeki yıllarda Dünya Mirası Listesi’nde yer alması mümkün olabilecek ve bu yolla ziyaretçi sayısında çok önemli bir artış görülebilecektir ” görüşünü dile getirdi.

‘SORUNLAR HAKKINDA RAPOR HAZIRLAYIP BAKA’YA SUNDUK’
Likya Yolu’ndaki sorunların çözümü ve rotanın daha iyi tanıtılması konusunda bir rapor hazırlayarak BAKA’ya (Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı) sunduklarını dile getiren Clow, Kültür Rotaları Derneği olarak bu yıl alt yapı sorunlarının çözümüne ağırlık vereceklerini belirterek, “Kültür rotalarının bakımı ve daha iyi yönetilmesi konusunda yetkililerce henüz resmi bir adım atılmış değil. Bu konudaki bürokrasi çok ağır işliyor. Avrupa’da benzeri alanlarla ilgili yasal işleyiş hakkında bir rapor hazırlayıp Kültür ve Turizm Bakanlığı ile paylaşacağız. Örneğin İtalya’da bulunan Via Francegina yolu boyunca 400 belediye kendi sınırlarındaki alanın bakım, onarım ve hizmet standartlarının takibini yürütüyor ” diye konuştu.

ROMA’DAN ANTALYA’YA UZANAN KÜLTÜR ROTASI PROJESİ
Avrupa’dan Türkiye’ye kadar uzanan bir kültür rotası üzerinde çalışma yaptıklarını anlatan Kate Clow, Roma, İstanbul, Antalya, Demre ve İtalya’nın Bari kentine uzanan yürüyüş rotasının; İnegöl, Kütahya, Afyonkarahisar, Yalvaç ve Eğirdir üzerinden St. Paul Yolu rotası üzerinden Antalya’ya, buradan da Likya Yolu rotasıyla Demre’ye bağlanacak uzun bir rota olacağını kaydetti. Rotanın bölüm bölüm kültür turizmine açılacağını belirten Clow, Türkiye’nin turizmdeki kötüleşen imajını düzeltmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Türkiye bürokrasisi ağır işleyen bir ülke. İmajımızı düzeltmemiz gerek. Bunu yapabiliriz. Çok zor bir şey değil. Ama bir karar vermemiz gerekiyor ” diye konuştu.

DÜNYANIN İKİ KITASINDA KÜLTÜR ROTALARI AĞI KURULUYOR
Öte yandan dünyanın iki ayrı kıtasında deniz-kum ve güneş turizminden bunalan milyonlarca insanın son yıllardaki en önemli tercihi haline gelen kültür rotalarıyla ilgili turizm hareketliliği konusunda somut adımlar atılıyor. AB Komisyonu ve UNESCO’nun desteğiyle geçtiğimiz ay start alan 1,5 milyon Avro bütçeli proje kapsamında, ilk etapta Avrupa’daki UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan kentlerde çalışmalara başlanacak. Proje kapsamında dünya mirası antik kentler, geleneksel festivaller ve kültürel varlıkların turizme kazandırılmasını hedefliyor.

6 ÜLKENİN BAKAN DÜZEYİNDE KATILDIĞI BULUŞMADA TÜRKİYE YOK
Bu adımların bir diğeri ise geçtiğimiz günlerde Almanya’da düzenlenen toplantıda atıldı. Berlin’de düzenlenen Turizm Fuarı kapsamında 9 Mart’ta gerçekleştirilen İpek Yolu Bakanları Toplantısı’na, Bulgaristan, Bangladeş, Kırgızistan, Çek Cumhuriyeti, Kamboçya ve İran, turizm bakanı düzeyinde katılarak bu konudaki beklentilerini ve yapılacak çalışmaları sundular. Ancak tarihi İpek Yolu’nun en önemli bölümlerini barındıran Türkiye’nin Kültür ve Turizm Bakanı’nın bu toplantıya katılmaması dikkat çekmişti.

KAZAKİSTAN EXPO 2017 ASTANA İÇİN İPEK YOLU KARTINI OYNUYOR
Kazakistan, önümüzdeki yıl Astana’da gerçekleşecek olan ‘EXPO 2017 Astana’ öncesinde İpek Yolu konusundaki teşvik ve önerilerini toplantıda paylaşırken, İpek Yolu projesiyle ilgili pazarlama, tanıtım, eylem planı, kapasite artırımı ve seyahat kolaylaştırma gibi başlıkları içeren komite toplantısının 22-25 Nisan tarihleri arasında İran’ın Urumiye kentinde yapılacağı belirtilti.

EKİM AYINDA ÇİN VE MOĞOLİSTAN’DA İKİ AYRI BULUŞMA VAR
Tarihi İpek Yolları üzerinde doğal ve kültürel mirasın korunmasını ve sürdürülebilir turizmi desteklemeyi amaçlayan girişim kapsamında ayrıca 13-15 Ekim 2016’da Moğolistan’ın başkenti Ulanbatur’da, 14-16 Ekim 2016 tarihlerinde ise Çin’in Makao kentinde kamu ve özel sektör yetkililerinin katılımıyla iki ayrı buluşma gerçekleşecek. Doğu ile Batı arasında unutulmaz etkiler bırakan İpek Yolu boyunca varlığını sürdüren kültürlerin ve deneyimlerin paylaşılacağı buluşmalar geleceğin turizmine yönelik arayışlara da yanıtlar bulmayı amaçlıyor.

İPEK YOLU TÜRKİYE’DEN GEÇİYOR AMA TÜRKİYE İPEK YOLUNDA YOK!
Gezginler arasında İpek Yolu boyunca en çok bilinen on ülke arasında Türkiye’de başı çekiyor. Ancak Türkiye için büyük bir fırsat olan girişim konusunda somut bir adım atılmış değil. Çin, Moğolistan, Kazakistan, Özbekistan, İran, Türkmenistan, Kırgısiztan, Tacikistan ve Azerbaycan gibi ülkelerin yer aldığı turizm programına 33 ülke katılırken, proje BM ve UNESCO tarafından da destekleniyor. Proje kapsamında ziyaretçilerin İpek Yolu boyunca tek bir vize ile çok sayıda ülkeyi ziyaret edebilmesi tartışılıyor.

Türkiye’de bulunan kültür rotaları hakkında ayrıntılar için bu sayfayı ziyaret edebilirsiniz: http://cultureroutesinturkey.com/tr/
Fotoğraflar: Yusuf Yavuz,
Haritalar: Kültür Rotaları Derneği

Kaynak: turizmhaberleri.com

belge_sorunu_rehber_sart_h9155

Sosyal medyadaki buluşma davetlerini toplayan TÜRSAB, Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden denetim istedi, yürüyüş grubuna 2 bin 603 TL ceza kesildi.

Doğa ve tarihle buluşmak için son derece uygun yürüyüş parkurlarına sahip olan Antalya’da, doğa yürüyüş organizasyonlarının sayısı giderek artıyor. Facebook gibi sosyal platformlarda bir araya gelen doğa gönüllüleri, ortak geziler düzenliyor. Gerçekleşen bu gezilerin katılımcı sayısı her geçen gün artınca, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) de bu gezileri mercek altına aldı. Sosyal medya üzerinden yapılan buluşma davetlerini tek tek toplayan TÜRSAB, bunları Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’ne göndererek denetim yapılmasını istedi.

İLK CEZA KESİLDİ 
Bunun üzerine öncelikle büyük çaplı yürüyüşlere imza atan TODOSK ve Asi Dağ Keçileri gibi gruplar Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’ne çağrılarak turları TÜRSAB belgeli araçlarla organize etmeleri gerektiği konusunda uyarıldı. Ancak daha küçük çaplı organizasyonlar bilgilendirilmedi. Ve ilk ceza kesildi.

BELGE SORUNU 

Seyahat acenteleri yönetmeliği uyarınca ‘işletme belgesiz gerçekleştirilen tur veya transfer faaliyetine’ ilişkin yapılan denetimde Akdeniz Kamp grubunda organize edilen geziye toplam 2 bin 603 TL ceza kesildi. Termessos antik kentinden başlayan ve Likya Yolu’ndan devam eden 13 kilometrelik geziye 25 kişi katıldı. Grup yetkilisi Fatma Toksoy, “Zaten toplanan para sadece ulaşım masrafını karşılıyor. Hedefimiz insanları doğaya kazandırmak. Bu işler acenteler aracılığı ile yapılırsa çok daha masraflı olur” dedi. Fatma Toksoy, cezayı ödeyeceğini ancak ardından itiraz davası açacağını açıkladı.

REHBER ŞART 

Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, cezaların taban bedelden kesildiğiı vurgulandı. TÜRSAB Kanunu’na göre 5 kişiden fazla olan grupların seyahat organize etmesi için TÜRSAB belgesine ihtiyacı olduğu vurgulanan açıklamada böyle grupların rehber bulundurma zorunluluğunun da olduğuna dikkat çekildi.

 

(gelisimtv)

Kültür rotaları ile ilgilenenler veya uzun mesafe yürüyüş isteyenler için rota seçenekleri ve ilgili linkleri bu sayfada sizlerle paylaşıyoruz. Her geçen gün yeni güncellemeler yapılarak yenilenecek olan bu sayfaya ekleme yapmak isteyenler yorum yaparak katkıda bulunabilirler. Sizin mevcut rotalar ve linkler konusunda tavsiye ve uyarılarınız bizim için önemli. Yeni olduğu için yada başka bir sebepten bu listede bulunmayan rota varsa […]

Read More