Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

Türk kökenli İran vatandaşı Azim Gheichisaz’ın başarısı Türkiye dağcılık camiası tarafından ilgi ve memnuniyetle takip edildi.   Oksijen ve sherpa desteği almadan gerçekleştirdiği 14×8000 projesinin son ayağı olan Lhotse zirvesine başarı ile tırmanan Türk kökenli İran vatandaşı Azim Gheichisaz, 14×8000 projesini bitiren 37. kişi olarak dağcılık tarihindeki yerini almış oldu. 1981 yılında Tebriz’de doğan genç dağcı kariyerine çok sayıda başarı sığdırarak İran’da […]

Read More

Iğdır’da 2 bin 552 metre yüksekliğe sahip Tekelti Dağı, dağcılık sporuyla uğraşanların uğrak yeri olmaya aday…

Iğdır’ın Tuzluca ilçesine bağlı Akoluk köyünde yer alan ve doğa sporlarındaki gereksinimlerden birçoğunu barındıran 2 bin 552 metre rakımlı Tekelti Dağı, köylülerin dağa yapacağı dağ evi ve sosyal tesis ile doğa sporcularının cazibe merkezi olacak.

Akoluk köyü sakinleri, Tekelti Dağı’nın cazibe merkezi yapılarak köylerine gelir sağlanması için girişim başlattı.

Dağın eteğindeki Akoluk köyünde yaşayanlar, bölgenin tanıtılması adına düzenledikleri kampanyadan elde edilen gelirle içerisinde dağ ve konuk evleri, kamp alanı, cami, park ve spor aletlerinin bulunacağı sosyal tesis yapma kararı aldı.

Dağ evine dağcı İskender Iğdır’ın adı verilecek

Köylülerin bağışladığı bin 200 metrekare alan üzerine yapımına başlanılan tesis ile bölgede dağcılığın yanı sıra dağ bisikleti, yamaç paraşütü, doğa yürüyüşü, kampçılık, fotoğrafçılık ve kaya tırmanışı alanlarında faaliyet sürdüren sporcuları ağırlamaya hazırlanıyor.

Yapımına başlanılan tesisteki dağ evine de 2000 yılında Ağrı Dağı’na gerçekleştirdiği tırmanışta hayatını kaybeden Iğdırlı dağcı İskender Iğdır’ın adı verilecek.

Iğdır Kültür ve Turizm Müdürü Osman Engindeniz, yapılacak tesisin bölgenin turizmi açısından faydalı olacağını söyledi.

Engindeniz, Tekelti Dağı ve civarının, doğa sporcularının aradığı neredeyse tüm şartlara uygun olduğuna dikkati çekti.

Gönüllülerin bağışlarıyla yapılacak tesis ile ata topraklarının terk edilmeyeceğine inandıklarını anlatan Atam, şunları söyledi:

“Buraya köyümüzde potansiyeli olan dağcılık için bir dağ evi yaptık ve adına Iğdır’ın yetiştirdiği önemli dağcılardan İskender Iğdır’ın adını verdik. Temelini attık, inşallah önümüzdeki dönemlerde bölgeden, dünyanın çeşitli ülkelerinden doğa sporlarıyla ilgilenen dağcıları, doğa sporcularını buraya bekliyoruz. Bunu bir vefa borcu olarak yaptık. İstanbul’dan arkadaşlarla buluşup bu köyün gençleri, okumuşları olarak bir araya geldik, gönül birliğiyle el ele verdik. İnşallah köyümüzü canlandırma niyetindeyiz.”

Tekelti Dağı dağcılık camiasına kazandırılacak

İskender Iğdır Ağrı Dağı Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü (AKUD) sporcusu Ümit Sönmez, “Iğdır denilince Ağrı Dağı akla geliyor ama kentin doğal güzelliklerden Tekelti Dağı da dağcılık camiasına kazandırılmalı. Tekelti Dağı kendi başına, çok tatlı parkuru olan bir dağ. İki yerde ipli geçiş gerekiyor, teknik tırmanış gerektiren bir dağ.” dedi.

Sönmez, dağı Iğdır’ın bir değeri olarak tanıtmak istediklerini ifade ederek, “Tekelti halkının da bir girişimi var, burada bize bir dağ evi imkanı sunacaklar. Bu girişimlerin sonucunda, her yıl uzun vadeli bir dağcılık festivali yapmayı planlıyoruz. Bu güzel dağı Iğdır’ın bir sembolü haline getirip dağcılık camiasına kazandırmak istiyoruz.” diye konuştu.

Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve Avusturya’dan gelen dağcılar, dağ evi ve sosyal tesisin temel atma törenine katıldıktan sonra Tekelti Dağı’na zirve tırmanışı gerçekleştirip zirvede Türk Bayrağı açtı.

Tamamı teknik tırmanış gerektiren Tekelti Dağı’nın kullanılabilir rotalarından güney rotasına Azerbaycan’ın milli kahramanı Şehit Mübariz İbrahimov’un, batı rotasına da İskender Iğdır’ın adı verildi.

 

(trthaber.com)

Antalya’nın Kemer ilçesinde bulunan 2 bin 365 metre yüksekliğindeki Tahtalı Dağı’na tırmanırken fenalaşan 48 yaşındaki doğa yürüyüşü rehberi Servet Sezgin, hayatını kaybetti.

Edinilen bilgiye göre, emekli astsubaylar Servet Sezgin  ve Şükrü Sedef Kemer ilçesinde bulunan 2 bin 365 metre yükseklikteki Tahtalı Dağı’na yürüyerek çıkmak için Sabah saatlerinde Beycik Yaylası’ndan yola çıktı. Tahtalı Dağı’nın zirvesine yaklaşık 3 kilometre kala rahatsızlanan Sezgin, kalp krizi geçirdi ve yere yığıldı. Emekli astsubaya ilk müdahaleyi dağda yürüyüş yapan Rus bir doktor ve yanındaki arkadaşı yaptı.
  Durumun 112 Acil Servis ekiplerine bildirilmesi üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Sezgin’e kalp masajı ve suni teneffüs yaptı. Yaklaşık yarım saat süren kalp masajı sonrası Sezgin kurtarılamadı.
  Sezgin’in cesedi, sağlık ekipleri ve Olympos Teleferik çalışanları tarafından zirveye çıkarıldı.
  Teleferikle aşağıya indirilen emekli astsubayın cesedi, Kemer Devlet Hastanesi morguna, oradan da otopsi için Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

 

(milliyet.com.tr)

Türkiye Dağcılık Federasyonu üyesi dağcılık kulüplerinin ortaklaşa düzenledikleri Bolkar Dağı’nın 3 bin 524 metre yüksekliğindeki Medetsiz zirvesine, kış tırmanışı geçekleştirildi. ‘Kar Erimeden Medetsiz’ etkinliği kapsamında Profesyonel Doğa ve Su Sporları Kulübü, Çukurova Doğa Gezginleri Spor Kulübü, Everest Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü, Toros Dağcılık Kulübü, Ereğli Dağcılık Kulübü ve Mersin Dağcılık Spor Kulübü üyelerinin katıldığı zirve […]

Read More

Elektronik cihazlar da üşür. Soğuklar cep telefonu, tablet kullanımını da etkiliyor. Soğuğa maruz kalınca kolayca bozulabiliyor veya şarjları bitebiliyor. Alınabilecek basit önlemler var.

Türkiye’de son günlerde yaşanan Sibirya soğukları teknolojiyi de etkiledi. Hemen herkesin elinden düşmeyen cep telefonları, tablet, bilgisayar, fotoğraf makinesi gibi cihazlar da soğuğa dayanıklılık mücadelesi veriyor. Su geçirmeyen, soğuğa, darbeye dayanıklı cihazlar böyle dönemlerde imdada yetişiyor. Karlı havalar cihazlarını korumak isteyenlerin aksesuar talebini de artırdı. Erken biten bataryalar, su alan veya düşen cihazlar pek çok insanı zor durumda bıraktı. Kış ayları telefon bataryasını olumsuz etkileyebiliyor.

 

Yeni nesil akıllı telefonların bataryası gün içinde ani şekilde bitebiliyor. Soğuğa karşı tekno cihazlarda alınabilecek önlemlere göz attık.

 

Batarya erken biterse

Aşırı soğuk havalarda ekran ve bataryalar en fazla etkilenen parçalar. Tüketicilere telefonlarını aşırı soğuk havalarda korumak için ilk olarak sıcak tutmaları öneriliyor. Bunun için palto cebinde, çantada taşımak en basit çözümler olarak görülüyor.

Soğuk havalarda akıllı telefonların batarya dayanıklılık süresi de ciddi oranda düşüyor. Soğuk şarjın dayanıklılık süresini etkiliyor. Hava şartları belirli bir derecenin altına düştüğü zaman telefon şarjı az gitmeye başlıyor. Boşalan bataryayı doldurmak için de telefonun belli bir sıcaklıkta olmasına dikkat edilmesi öneriliyor.

Darbelere ve özellikle neme karşı koruyan kılıflar kullanılabilir. Dokunmatik ekranlar için özel üretilen eldivenler var. MOBİSAD Başkanı Sinan Ekşi, böyle dönemlerde özellikle kılıf satışlarında artış görüldüğünü vurguluyor. Darbe emici ekran koruyucular ve cihazları tamamen saran ürünler rağbet görüyor.

Kulaklıklar da işe yarayabilir. İyi ses kalitesi olan ve güvenilir bir cevaplama düğmesi sunan bir modelle telefonu kar ve suya maruz kalmaktan kurtarabilirsiniz. Cep telefonunuz çaldığında çanta veya cebinizden çıkarmadan bu şekilde cevaplayabilirsiniz.

 

Ani sıcaklık değişimi

Elektronik cihazları sıcak ortamdan soğuk ortama çıkarırken de dikkat edilmesi gerekenler var. Ani sıcaklık değişimine maruz kalan cihazlar düzgün çalışmayabilir. Soğuk havaya maruz kalan ve karda donan cihazların ilk olarak oda sıcaklığında bekletilmesi öneriliyor. Cihazınızı sıkı, su sızdırmaz plastik bir torbaya koyun ve sıcak bir odaya götürün. Böylece buğulanma ve terleme cihazınızda değil, plastik çantada olacak. Çalıştırmadan önce de oda sıcaklığına gelmesini bekleyin.

Uzun süre soğuk bir ortamda ya da dışarıda bulunmanız gerekebilir. Böyle bir durumda acil bir telefon görüşmesi yapmanız gerekmiyorsa telefonu kapalı tutabilirsiniz. Telefonun sesini çok yükseltip iç cebinizde taşıyabilirsiniz. Eldivenle kullanımı kolaylaştırmak için de gelen çağrıları otomatik kabul edecek şekilde ayarlayabilirsiniz.

Yağışlı havalarda da akıllı telefon kullanmak zaman zaman risk taşıyabilir. Cihazla temas eden yağmur ya da kar taneleri telefondaki hoparlör, tuşlar ve şarj girişinden içeri sızarak arızaya neden olabilir. Tesan Genel Müdürü Rüştü Arseven, “Acil durumlarda kullanıcıların şarjsız kalmamaları için evden ya da işyerlerinden çıkmadan önce telefonlarını tam şarj etmelerini öneriyoruz. Ancak bu bile yeterli olmayabilir. Bu nedenle yanlarında mutlaka taşınabilir şarj cihazı bulundurmalılar” diyor.

 

Su geçirirse ne yapmalı?

Su ya da kar geçiren bir cihazda ilk yapılması gereken pilini çıkarmak. Cihazın düzelmesi için ilk güç kaynağını kesmek gerekiyor. Islak bir cep telefonu ya da tableti çalıştırmaya uğraşmayın. Bu kısa devre yapmasına neden olabilir. Sim kart, cep telefonu, hafıza kartını ve pili çıkartıp ayrı kuru peçetelere sarın. Islak parçaları silin. Saç kurutma makinesi kullanmayın ya da fırına koymayın. Bunun yerine ıslak parçaları pencereye yakın kuru ve nemsiz bir ortamda bırakın. Pirinç yöntemi de kullanılabilir. Yarım gün bu şekilde kalsın. Eğer bunların hiçbiri işe yaramazsa güvenilir bir tamirciye başvurun.

 

YENİ ÜRÜN

Cepte taşınabilen fotoğraf makinesi

Canon, PowerShot G serisini cepte taşınabilecek tasarımlı ince yeni modeli PowerShot G9 X Mark II ile yeniledi. 8.2 kare/saniyeye kadar süper yüksek sürekli çekim hızları, büyük 1.0 tip 20.1 megapiksel sensör ve Canon’un DIGIC 7 işlemcisine sahip olan yeni fotoğraf makinesi, deklanşöre her bastığınızda hemen harekete geçen hassas bir performans sunuyor.

DIGIC 7 ve CMOS sensöründen güç alan G9 X Mark II, paralel sabitleme işlemi kullanılarak 3.5 duraklı düzeltme olanağı sunan çift algılamalı görüntü sabitlemesi hareket halinde çekim yapmak için ideal sonuçlar veriyor.

Her şeyin çekimini yapabilmeniz için PowerShot G9 X Mark II’de 3x optik zum ve 28 mm geniş açı lensi bulunuyor. Bu özellikleri sayesinde portreler ve güzel manzaralar da çekebilirsiniz. f/2.0 lensi daha fazla ışık girişine izin vererek, size düşük ISO veya yüksek enstantane hızlarını kullanma özgürlüğü de sunuyor.

 

YENİ UYGULAMA

Sahipsiz hayvanlar için fon yaratıyor

Kâr amacı gütmeyen mobil uygulama temelli sosyal sorumluluk projesi ‘Ben Dostum’, sahipsiz hayvanlar için sürdürülebilir bir fon yaratmak üzere yola çıktı. Projenin hedefi sahipsiz hayvanları besleyen, hayvanlara tedavileri ve yuva bulmaları için emek harcayan kişi ve organizasyonlara destek olmak. Kazanımın tamamı sokak hayvanlarının tedavi, mama ve barınma ihtiyaçlarını giderecek şekilde harcanacak.  

Projenin kurucularından Yalçın Tarkan ve Figen Tarkan, “Başta İzmir olmak üzere İstanbul ve Ankara’da hayvan dostu gönüllü ve gruplara ulaşıldı ve toplantılar yapıldı. Her üç şehirde ‘Ben Dostum’ gönüllü proje ekipleri oluşturuldu. Popüler bölgelerdeki işletmelere gidilip proje hakkında bilgi verildi ve farkındalık yaratıldı” diye konuştu.

 

YENİ YAZILIM

Yerli yazılıma Pardus dopingi

TÜBİTAK tarafından geliştirilen yerli işletim sistemi Pardus yeni güncellemeler ve geliştirmeler ile zorunlu hale geliyor. İlk olarak Havelsan’da kullanılmaya başlanacak olan yerli işletim sistemi havacılık ve savunma sanayisinde öncülük edecek. Milli yazılımın önünün açılacağı zorunluluk ile özellikle, 15 Temmuz darbe girişiminde ön plana çıkan milli güvenlik sorununun ortadan kaldırılması hedefleniyor.

CPM Yazılım’ın Başkanı Recep Palamut, projenin yazılım sektörü için bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “Pardus işletim sistemi ile yerli yazılım kullanımı zorunluluğu, Türk yazılımını da dünya ülkeleriyle yarışacak hale getirecek. Şu anda ülkemizde birçok Hastane ve kurumda Pardus kullanılmaya başlandı. Yerli işletim sistemi Pardus açık kaynaklı bir yazılım olduğu için virüs ve benzeri zararlı dosyaların bulaşma ihtimali de ortadan kalkıyor. Pardus yerli işletim sistemi ülkemizin imza attığı başarılı işlerden biri olacağına inanıyoruz” dedi.

 

(milliyet.com.tr)

Orta Amerika ülkesi Guatemala’da, Acatenango volkanına tırmanan 3 dağcı donarak hayatını kaybetti.

Ulusal Afet Komitesi Başkanı Sergio Cabanas, volkana tırmanan 23 yaşındaki erkek ile 19 ve 21 yaşlarındaki 2 kadın dağcının donarak yaşamlarını yitirdiğini açıkladı.

 

Yetkililerin dağın zirvesinden gelen cep telefonu çağrısıyla harekete geçtiğini belirten Cabanas, bölgede mahsur kalan 4 dağcıya ulaşıldığını, dağcıların tedavi altına alındığını ifade etti.

Yetkililer, bölgede birkaç gün daha devam etmesi beklenen soğuk hava nedeniyle vatandaşlara volkana tırmanmamaları uyarısında bulunulduğunu kaydetti.

Guatemala City’in batısında bulunan 3 bin 976 metre yüksekliğindeki Acatenango volkanı, bölgenin başlıca turistik mekanlarından biri olarak biliniyor.

 

(cnnturk.com)

Latmos Dağı Arkeoloji Yürüyüşü Tarih: 22 Ocak 2017 Katılım koşulları: Katılmak isteyenler rehberi telefonla arayarak bilgi vermelidirler. Faaliyet hakkında: Bu hafta ön keşiflerini Söke Şube Yöneticimiz İsmail Demirci’nin yaptığı bir bölgeyi ayrıntılı incelemek için yola koyuluyoruz. Antik yollar ve Karya kalıntılarını keşfedeceğimiz güzel bir dağ yürüyüşü bizi bekliyor. Keşif faaliyeti olduğu için kondüsyon ve malzemesi yeterli […]

Read More

Yazmazsanız unutulur!
 
Çok uzun yıllar önce, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Spor Müdürlüğü Dağcılık ve Kış Sporları kolu 25.yılı için yapılan Dağcılık Sempozyumu’na (9-10 Nisan 1988/Ankara) katıldığımızda, “Dağlara yürümeden, sadece tırmanarak nasıl ulaşırız?” diye kafa yoran genç çocuklar topluluğuyduk. Yıldızlı Dağcılar ve aynı zamanda Anadolu Dağcılar Birliği İstanbul Şubesi için hayallerini süsleyip oradan oraya koşturan, alpin stil tırmanış sevdalılarıydık. 
 
Sempozyumda her şey çok iyi gidiyordu. Konferansın içeriği o zamanlar için yüksek standartlardaydı. Aklımda kalanlara şimdi dönüp bakıyorum da; aslında ne kadar ileriye gidebilecek bir dağcılık kültürü nasıl engellenmiş yıllardır onu fark ediyorum. Mesela işin felsefesi, etiği ve ahlakı konusunda sevgili Batur KÜRÜZ, Erhan ERSOY ve Muzaffer TRAŞ sunumları bugün bile okunması gereken önemli değerlere işaret eden sunumlardı. Ömer TÜZEL’in ‘Anadolu Dağcılar Birliği’ ve ‘Türkiye dağlarında yapılan önemli alpin tırmanışlar’ sunumları heyecan verici, yine sevgili Erhan ERSOY, Filiz DEMİRAYAK, Doç. Dr. Yücel AŞKINın ‘Dağlarda kirlenme ve kültürel değerler’ üzerine olan sunumları ders niteliğindeydi. 
 
İşte tam da burada bu öykünün başlangıcını konuşuyorsak, o sempozyumda kimler vardı diye değinmeden olmaz. Çoğu çok sevdiğim dostlarım, abilerim, ip arkadaşlarımız ya da aynı dünya görüşünü, aynı dağları paylaştığımız dağcı dostlarımızdı. Dr. Tayfun TERCAN, Kâşif ALADAĞLI, Seyhan ÇAMLIGÜNEY, Nevzat ÖNTAŞ, Atilla ERDEMLİ, Muzaffer Erol GEZ, İsmet ÜLKER, Prof. Dr. A. Mecit DOĞRU, Necmettin KÜLAHÇI, Mehmet SOMUNCU, Alattin KARACA ve Anadolu Dağcılar Birliği adına “Dağ Kazaları ve Kurtarma” sunumunu yapan sevgili Recep ÇATAK.
 
Bu sunum sevgiyle, tutkuyla koştuğumuz dağların belki de diğer yüzü olan ölüm ile yüzleştirmişti bizleri… 
Birçoğumuz tırmanırken kendimizi sakatlayıp incitmiştik bu sporun doğası gereği fakat her seferinde dağlara daha fazla tutkuyla, heyecanla geri dönüyorduk. Birçok dostumuz birçok  ağır kazalar geçirdiler ve ama sonrasında neredeyse hepsi dağlara gitmeye devam ettiler. Fakat Recep ÇATAK’ın sunumu sert bir tokat gibiydi. Çok etkilendim, kafam karıştı, biraz da dağılmıştım. Akşamında Mülkiyeliler Birliği’nde bir şeyler içip sohbet ederken aklımda sunumdaki isimler vardı.
Daha sonra o sert kış geldi, 1989 yılında Ağrı dağında sevgili Recep ÇATAK yaşamını yitirdi. Sonrasında da kazalar devam etti.
Bir güzel bahar günü üniversiteden çıkmış Kemancı’da dostlarla buluşmak üzere yürürken bu kazalarla ilgili bir çalışmanın devam ettirilmesi gerektiğine karar verdim. Elimde bir Olympus OM 2 fotoğraf makinası ve Recep’in dağ kazaları notları, aldım soluğu İstanbul Üniversitesi kütüphanesindeki dev gazete arşivinde. Aramaya ve buldukça fotoğraflamaya başladım kazaları tek tek, tarih tarih. O çalışma esnasında, ülkemizde halen büyük medya gruplarından birinin olan gazetenin, dağ kazalarını, kıyamet koparırcasına nasıl manşetten girdiğini ve nasıl dramatize ederek servis ettiğini görünce ‘Renkli Basın & Renkli Yalanlar Işığında Dağcılık Gerçekleri’ diye bir çalışma da toparladım. 2 ay sonra her şey hazırdı. Kimselere söylemedim çünkü bazı dağcı dostlarımız için Recep’in mirası, benim dokunmamın uygun olmayacağı bir şeydi, bazı dostlarımızın ise gereksiz gördüğü, işin tatsız, ürkütücü bölümü dedikleri bir çalışmaydı. Yıllarca birikti sonra kaza raporlarını ilave etmeye başladık. (Hacettepe ve ODTÜ kulüplerinin rapor geleneği vardı.) Basından ulaşabildiklerimizi eklemeye, e-posta gruplarına atılan maillerden bazı bilgileri toplamaya devam ettik. Sadece İYİ NİYETLİ bir şekilde arşiv yaptık, yorum katmadık. Bazıları kulaktan kulağa gelen bilgilerdi bazıları bize gelen ve ismini vermek istemeyen kişilerin bilgileriydi. Hepsini topladık ve bunları Yıldız Üniversitesi Dağcılık Kulübünde anlatarak geleneksel bir ders haline getirdik.
Yıllar geçti, yaş aldık. Çok sevdiğimiz dostlarımızı yazmak zorunda kaldım kimi zaman. Çok zordu biriktirmek böylesi bir şeyi…
 
Sonrasında kulüpten genç kuşak arkadaşların isteği üzerine bu işi onlara devrettim.
Sevimsiz bir konunun 25 yıla yakın takipçiliğini yaptıktan sonra artık devredebileceğim fikri beni sevindirmişti ve şimdi bunun herkes ile paylaşılacağı online platform beni mutlu etti. İstatistik, bilimsel veri, tarih ve dokümanter envanter çalışmaları önemlidir. Ben naçizane başlamış bir öyküyü sabırla devam ettirmiştim, şimdi Recep’in mirası artık online yayında…
 
Çok eksik vardır belki, yanlış olanlar vardır? Yazın lütfen bizlere, düzeltelim. 
Var ise elinizde eski fotoğraflar, kaza fotoğrafları ya da kaza alanı öncesi, sonrası fotoğrafları paylaşın bizimle.  Elinizde gerçek ve ders alınabilir sağlıklı bilgiler var ise paylaşın bizlerle bu bilgileri, belgeleri ya da olay anında, öncesi ya da sonrasında bilinmesinin önemli olduğunu düşündüğünüz ne varsa… 
 
Artık HEPİMİZİN burası. Sizlerden gelecek olanlar ile zenginleşecek bu birikim. Dağlara gidenler buraya baktıkça hem dağcılık tarihimizle ilgili birçok gerçek öyküye tanıklık edecekler hem de birçok deneyimi doğrular ya da yanlışlar cephesinden inceleme, öğrenme, değerlendirme fırsatını yakalayacaklar. Şüphesiz bu, kaza geçirme şanslarını düşürecek. 
 
Öğrenmek için bilgiyi aktarmak gerekiyor, aktarılan bilgiyi de bir noktada toplamak ve değerlendirmek gerekiyor. 
Her neyse bir içten duygu ile başladı Recep’ten sonra, kişisel başladı sonra kulübüm sahiplendi ve ders oldu. Şimdi ise sevgili kulübüm sayesinde herkesin oldu.
Umarız bu paylaşımlar herkese faydalı olur.
 
DAĞLARLA KALIN 
SAĞLICAKLA KALIN….
 
En içten saygı ve sevgilerimle, dağlarda yaşamını yitirmiş tüm dağcı dostlarım adına ve anısına…
 
ALPER SESLİ
 
14 / ARALIK / 2016
 

*** Etik olarak kazazedenin kaza anı fotoğraflarını paylaşmamayı tercih ediyoruz. Kazazedenin tırmanırken güzel bir fotoğrafına sahipseniz lütfen bizimle paylaşınız. 

*** Kendinize ait kazalar hakkında görüşleriniz ya da duyduklarınız var ise fakat bunların gerçekliği desteklenemiyorsa lütfen bizlerle paylaşmayınız.

agri-dagi-neden-bu-kadar-cekiciİç turizmde kıymeti pek bilinmese de Ağrı Dağı’na her sene dünyanın dört bir yanından dağcı grupları ve turistler akın ediyor. Peki nedir Ağrı Dağı’nı bu kadar çekici kılan? Kim ne için geliyor?

Ağrı Dağı sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde bilinen, tanınan ve bir efsane sembolü haline gelmekten öteye, dört kutsal kitapta adı geçen kutsî bir yerdir.  Doğu Anadolu ekonomisini ve Ağrı ilinde kültürel ve ekonomik hayatı geliştirebilecek, bölgedeki turizm yelpazesini çeşitlendirebilecek bir öneme sahiptir.

Daha önceki yıllarda güvenlik nedeniyle tırmanışa izin verilmeyen, Ağrı Dağı’na tırmanış izin çıkmasından sonra, özellikle Avrupa’dan ve Uzak Doğu’dan tırmanışlar için çok sayıda dağcı akın akın bu dağa geliyor.

Dağcıların tırmanma arzusunu tetikleyen en büyük unsur, Ağrı Dağı’nın kutsal kitaplarda yer alan Nuh Tufanı efsanesinde adının geçen Cudi dağı olduğuna inanılması. İkinci bir etken ise tek bir volkanik kütle olması.

agri-dagi-neden-bu-kadar-cekici

Ağrı dağı, sönmüş bir volkan olmasının yanı sıra binlerce yıl önce oluşan ve bugün 4800. metreden başlayan 250. metre kalınlığındaki bir buz kütlesiyle de örtülmüş olması.

Özellikle Japon dağcılar, kendileriyle yapmış olduğumuz konuşmalarda, Ağrı Dağı’nın Fuji gibi kutsal bir dağ olarak görüldüğü söylüyorlar.  Ağrı Dağı’na tırmanmanın kendilerini bir nevi yeniden bulmak, kötülüklerden arındırmak anlamına geldiğini söyleyen uzak doğululara göre tırmanmak, bir çeşit ibadet.

Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde dağcılık popüler bir spor haline geldiği için Avrupalı dağcı guruplar, yüksek irtifa dağcılığı için Ağrı’nın, Avrupa’ya en uygun ve yakın konumda olduğunu ifade ettiler. Yani Alplere tırmanış öncesi, hem yakın, hem daha ucuz bir antrenman sahası onlar için Ağrı Dağı.

agri-dagi-neden-bu-kadar-cekicijk

Nuh’un Gemisi Ağrı’da mı yatıyor?

Yandaki uydu fotoğrafında Nuh’un Gemisi’nin Ağrı Dağı’nın bir bölgesinde ağır kar ve buzulla gömülü olduğu iddia ediliyor. Son çekilen fotoğrafta küresel ısınmanın etkisiyle eriyen buzulun üstünde tam olarak belirlenemeyen kahverengi bir parça ortaya çıkmış.

agri-dagi-neden-bu-kadar-cekici-1

CIA onu “Ararat Anomalisi” olarak adlandırırken, dağcılar ona Türkiye Ermenistan sınırındaki bağışlanmayan zirve adını takmışlar. Bilim adamlarıysa onun çok büyük tarihi kanıtlara ve arkeolojik mirasa sahip olduğunu düşünüyorlar. Ağrı Dağı, arkeologların yoğun ilgisini çekiyor. Dağdaki bilinmeyen obje ilk kez CIA casus uçakları tarafından 1949 yılında saptanmış.

Keşifçiler, uzun zamandır, Ağrı Dağı’nın zirvesinde Büyük Tufan’dan geriye kalan efsanevi geminin kalıntılarını arıyor. 1957 yılında bir Türk Hava Kuvvetleri pilotu Ağrı bölgesinde gemi şeklinde bir oluşumu fotoğraflamış, ancak bu görüntünün doğruluğu konusunda bir girişimde bulunulmamıştı.
Sovyetlerin yabancı kaşiflerin ABD casusu olabileceği şikayeti üzerine, Ağrı Dağı dahil olmak üzere bütün bölge, Soğuk Savaş yılları boyunca yabancılara kapatılmıştı. Bu yasak ancak 1982 yılında kaldırılmış, bu tarihten itibaren bölgeye seferler düzenleyen kaşifler söz konusu gemiye dair herhangi bir kalıntıya rastlamamışlardı.

Turizm Projesi Eğitimleri

Doğubayazıt Belediyesi “Güneş Doğubeyazıt’tan Yükselecek” projesinin 45 günlük eğitim süreci sona erdi.  İki gün süren bu gezi ile kursiyer öğrencilerin ilçenin tarihi ve turistik yerlerini görmeleri sağlandı.

Geçtiğimiz hafta sonu, Proje Koordinatörü Şermin TEMTEK AYDEMİR, Proje Sekreteri Özlem SALAZ DEMİR ile rehberler Metin EMLEK ve Ahmet ÖZGÜL eşliğinde gerçekleştirilen geziye yaklaşık 60 kursiyer katıldı.

Gezinin birinci gününde ilçe turizmine büyük katkısı olan Balık gölü ve çevresi gezilirken, gezinin ikinci gününde ise, Buz Mağarası, Meteor Çukuru, Gürbulak Sınır Kapısı, Nuhun Gemisi, İshakpaşa Sarayı, Keşişin Bahçesi, Urartu Kalesi, Şafii Camii ve Ahmedi Hani Türbesi  gezildi.

Yapmış oldukları bu gezinin en büyük amacının kursiyerlere ilçe turizmini tanıtmak olduğunu belirten proje Mesleki Eğitim Uzmanı Suna OREL “Bu gezimiz ile öğrencilerimize 45 gün boyunca vermiş olduğumuz derslerin ardından Doğubayazıt ilçesinde bulunan tarihi ve turistik yerlerin tüm kursiyerlerimizce görülerek sahiplenilmesini hedefledik.”dedi.

45 gün süren eğitimler, Yüzüncü Yıl Üniversitesinden Yrd.Doç. Dr. Mustafa ÇELİK yine Yüzüncü Yıl Üniversitesinden Öğretim Görevlisi Cezmi MÜKÜS ile Mesleki Eğitim Uzmanı Suna OREL tarafından verildi. Servislerinde Belediyece karşılandığı gezi, 17 Haziran Pazar akşam saatlerinde son bulurken, öğrencilerin birbirlerinden ayrılmaları bir hayli duygulu anların yaşanmasına neden oldu.

“Güneş Doğubayazıt’tan Yükselecek Projesi” Serhat İlleri Kalkınma Programı (SEKAP) kapsamında olup, Devlet Planlama Teşkilatı Koordinasyonunda yürümektedir. Avrupa Birliği tarafından desteklenen Proje bütçesinin yüzde 90’ı Avrupa Birliği, geriye kalan yüzde 10’u ise Belediye bütçesinden karşılanmakta. Projenin sonunda Turizme hizmet sunacak kalıcı bir turizm rehberlik bürosu oluşturulup ilçenin hizmetine sunulacak.

 

Kaynak: Doğubayazıt yerel arşivi

Adem Koç

 

(indigodergisi.com)

TDF’nin resmi sitesinden yapılan açıklamada daha önceki başkanın başarılarını görmezden geldiği Milli Dağcı Tunç Fındık yeni başkan tarafından şu şekilde kutlandı;     Dağcımız Tunç FINDIK Nepal’in Himalaya dağlarındaki 7126m yüksekliğindeki Himlung Himal dağının ilk Türk çıkışını 29 ekim 2016 tarihinde gerçekleştirdi. Annapurna bölgesinin kuzeyinde, Tibet sınırındaki kar ve buz tırmanışı ile çıkılan Himlung doruğunun ana […]

Read More