Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

Latmos Dağı Arkeoloji Yürüyüşü Tarih: 22 Ocak 2017 Katılım koşulları: Katılmak isteyenler rehberi telefonla arayarak bilgi vermelidirler. Faaliyet hakkında: Bu hafta ön keşiflerini Söke Şube Yöneticimiz İsmail Demirci’nin yaptığı bir bölgeyi ayrıntılı incelemek için yola koyuluyoruz. Antik yollar ve Karya kalıntılarını keşfedeceğimiz güzel bir dağ yürüyüşü bizi bekliyor. Keşif faaliyeti olduğu için kondüsyon ve malzemesi yeterli […]

Read More

08-09 Ekim 2016 tarihleri arasında gerçekleşen kamplı yürüyüşümüz Kibyra Antik Kenti ziyareti ile başladı. Daha sonra Sagalassos Antik Kenti yakınlarında kamp kurup sabah erkenden yine Sagalassos Antik Kenti içinden başlayarak bizi Psidia bölgesine götürecek antik rotayı izleyerek Akdağ üzerinden Isparta sınırlarındaki Gölcük’e dağ yollarından yürüdük. Geri dönüş yolunda da Salda Gölünü ziyaret ile faaliyetimizi sonlandırdık. 15 kişilik güzel bir […]

Read More

“Selçuk’ta ki “sivrisinek problemi” bizlere EFES’ten miras” Günümüzden yaklaşık iki bin yıl öncesine kadar bu denli bir sivrisinek problemi bu bölgede yoktu.Bu problemin baş göstermesi, antik Efes limanının dolması ve bataklık haline gelmesiyle başlamıştır. Küçük Menderes ( Kaystros ), dağlardan, vadilerden sürükleyerek getirdiklerini Antik Efes limanına yığmaya başlayınca, liman bataklığa dönüşüyor ve sivrisineklerin en sevdiği […]

Read More

II. Dünya Savaşı’ından uzun bir süre sonra 1954 yılında, Avusturyalılar Efes’te kazılara yeniden başladılar. Kazı ekibinin başında Profesör Miltner vardı. Miltner idealist ve tutkulu birisiydi, daha önce yapılmayan bir şey yapmak istiyordu Efes’te. Bugün Kuretler Caddesi dediğimiz, Bülbül dağı ve Panayır dağı arasında kalan bölge hala toprak altındaydı. Bu bölge kentin tam ortasında ve eski […]

Read More

Yoldan Çık, sizleri insanoğlunun bilinen tarihine tanık olmak için gidebileceğiniz çok az yerlerden birisi olan Selçuk’a götürüyor… İnsanoğlunun bilinen tarihine tanık olmak için gidebileceğiniz çok az yer vardır. Bu yerlerden biri de şüphesiz Efes Antik Kenti’dir. Yoldan Çık, insanlığın tozlu tarihine uzanan yolda bir mihenk taşı olan Efes’i, Meryem Ana’nın hayatının son anlarını geçirdiğine inanılan […]

Read More

narmerpalette2-728x728

 

Duvar yazılarından tanıdığımız eski uygarlıkların dilleri şimdi konuşuluyor olsaydı tınıları, sözleri nasıl olurdu hiç merak ettiniz mi?

 

Hitit Dili

Otuz bini aşan çivi yazılı kil tabletten (ya da tablet parçasından) oluşan Boğazköy arşivinin en önemli dili, aşağı yukarı yüzde sekseni, Hitit dilidir. Hitit kanunları, kral yıllıkları, antlaşmaların büyük kısmı, ülke içi yazışmalar, mitolojik metinler, dinsel içerikli binlerce metin, yüzlerce fal metni bu dilde yazılmıştır.

Hititçe vatar “su”, İngilizce water “su”, Slav dillerinde voda “su”.

Antik Maya Dili

Maya dilleri, Kolomb öncesi Mezoamerika uygarlıklarından birini oluşturan Mayalar’ın vaktiyle kullanmış oldukları Klasik Mayaca dahil hepsi ana Proto-Mayacadan türemiş olan dillerdir. Ethnologue verilerine göre 68 dilden oluşur ve 6.038.172 kişi tarafından konuşulur.

Uto-Aztek dil ailesine sokulan bu dil, Orta Amerika’da, özellikle Meksika’nın Yucatan, Campeche ve Quintana Roo bölgelerinde halen Mayalar’ın torunları sayılan 6,5 milyon kişi tarafından konuşulmaktadır.

 

Antik Yunan Dili

Antik Yunanistan’da ve Doğu Akdeniz havzasında M.Ö. 9. yüzyıldan M.S. 6. yüzyıla kadar konuşulmuş olan ölü bir dildir. Arkaik, Klasik ve Helenistik dönemleri vardır. “Antik Yunanca” olarak da bilinir

Bugünkü Yunancanın atası sayılmakla beraber gerek farklı harfler ihtiva etmesi gerek telaffuz farkları gerekse gramer yapısı ve oldukça gelişmiş bir vurgu sistemi ile bugünkü Yunancadan oldukça farklıdır. Bu sebeple bugünkü Yunanca ile benzerliği sıradan bir Hint Avrupa diline olan benzerliği kadardır.

 

Asur Dili

Antik Mezopotamya dili ve onun Babil ve Asur diyalektleri son 2 bin yıldır kimse tarafından konuşulmuyor. Ancak son dönemlerde kil tabletleri ve taş yazıtları deşifre eden bilim insanları bu dili yeniden canlandırmak konusunda boldukça yol kat etti.

 

Antik Mısır Dili

Mısır yazısı, coğu nesnelerin resmi olduğundan rahatlıkla ayırt edilebilen 700’den fazla işaretten oluşmuştu. Her bir işaret, gerek özel bir nesneyi, gerekse belli bir sesi temsil ediyordu. Hiyeroglif yazısı soldan sağa ya da aşağıdan yukarıya yazılabilirdi. Hayvanların ya da insanların yüzleri sola dönükse soldan sağa, sağa dönükse sağdan sola okunurdu.

 

Sümer Dili

”Sümer dili hiç başka bir dil gurubuna ait değildir”derler ve yalıtık (izole) bir dil olarak tanımlarlar. Oysa ki hem cümle yapısı hem de sözcükler Türkçe ile büyük bir benzerlik içindedirler. Sümer dilini önce Sami dilleri ile, daha sonra Hind-Avrupa dilleri ile karşılaştırdılar. Fakat ne biri ne de diğeri Sümerce ile uyum sağlıyordu. Peki, ama neden Ural Altay dilleri ile karşılaştırmaya gerek duymadılar? Nedeni, onlara göre M.Ö. 3000 yıllarında Mezopotamya’da ne Türk toplulukları vardı ne de Macar, onlara göre Türk ve Macarların Anadolu’ya gelişleri en erken M.S. 900 yılları olmalıydı.

 

Akad Dili

Sami dillerine ait eski Mezopotamya’da, özellikle Asur ve Babil imparatorluklarında kullanılan dil. Mezopotamya’da MÖ 3000 – 1000 yılları arasında konuşulan ölü bir Sami dilidir MÖ 2350’li yıllarda Akad’ların Sümer kentlerini ele geçirmelerinden sonra bölgede Sümer dilinin yerini aldı.

 

Aztek Dili

Aztek yazısı da Maya yazısı gibi, ideogramların ve sesleri belirten fonetik sembollerin bir karışımından oluşmuştur. Yani bazı resim karakterleri nesneleri ve düşünceleri ifade ederken, bazıları da sesleri ifade ediyordu.

 

Urartu

Mezopotamya’ya bakan dağlarda bu dillin sesi taşlara harflerle dökülmüş şekilde hala yankılanmakta.

 

Ahameniş Dili

Persler’den İsa’ya bu dille pek çok dua okundu ve okunmaya devam etmekte.

 

Roma Dili

Roma’nın kudreti bu dille betimlendi.

 

Viking Dili

Denizlerin savaşcı çocukları düşmalarına bu dille korku saldı.

 

Göktürk Dili

Orta Asya steplerinin sessizliğine bu dille karşı konulmuştu.

 

Kelt Dili

Savaşçı klanlar bu dille aynı nidalar ile birbirleriyle savaşmışlardı.

 

Assur Dili

 

 

Kaynak: http://trend.mynet.com/eski-uygarliklarin-dilleri-seslendirildi-iciniz-bir-tuhaf-olacak-1037807

“ Tarihin İlk Bankası Artemis Tapınağı “   Eyy Efesliler; Paranızı Artemis Bankasına yatırın siz kazanın !!! diye bir sloganları vardı sanırım. Antik Efes’te yaşıyorsunuz ve çok paranız var! Bu parayı en güvenli nerede saklarsınız biliyor musunuz? Ya da bir şeyler yapmak için bir miktar paraya yani krediye ihtiyacınız var ne yapmalısınız? Gideceğiniz yer Artemis Tapınağı’dır. […]

Read More

LÜBBEY DOĞA YÜRÜYÜŞÜ Tarih: 24 Ocak 2016 Faaliyet hakkında: Tarihi köylerden geçip yakın tarihin etkileyici mekanlarına misafir olacağız. İnişli çıkışlı yollar yürürken dereler aşıp zirvelerden derin vadileri seyredeceğiz. İlk olarak yol üzerinde bir köy kahvesinde kahvaltı molası vereceğiz. Daha sonra ilk durağımız olan Lübbey köyünü ziyaret edeceğiz. Daha sonra köyden hareketle doğa yürüyüşümüze başlayarak ilk […]

Read More

Zirve Dağcılık Selçuk Şubesi olarak 26-27 Aralık 2015 tarihlerinde Saklıkent dağ yollarında iki ayrı rotada yürüdük. İlk gün 16 km. ikinci gün 14.5 km. olmak üzere toplamda 30 km. boyunca yürümüş olduk. Selim Korkmaz’ın rehberlik ettiği faaliyet için kampımızı Saklıkent kanyon girişi bölgesinde kurduk. Birinci gün “Kızılalan – Tatlar – Karaağaç – Mangır” rotasını (16 […]

Read More

2015 Yılında Türkiye’den En Önemli 10 Arkeolojik Keşif

 

Arkeoloji dünyasında tarihi eser kaçakçılığı, definecilik, tahribat, restorasyon faciaları ve yıkımlarla geride bıraktığımız yılda sürdürülen bilimsel kazılarda birbirinden değerli keşifler de yapıldı. Türkiye’in çeşitli yerlerinde yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında tarihsel olarak geniş bir yelpazede kültür varlıkları bulundu. 2015 yılında Türkiye’de yapılmış olan ve aralarında mozaiklerin, resimlerin, tapınakların, tahtların bulunduğu bu keşiflerin en etkileyici 10 tanesini belirledik.

1-Mersin’deki Olba Antik Kenti’nde Bulunan 1800 Yıllık Mozaik

olba

Mersin’in Silifke İlçesi’nde bulunan Olba Antik Kenti’nde üç portreden ve pelerinli melekten oluşan mozaik bulundu. Yapımında kullanılan tessera büyüklükleri 1 cm.’den az olduğu için son derece ince ve özenli bir yapı gösteren ve yaklaşık 35 metrekare büyüklüğünde olan mozaik; çok sayıda renkli taş ve cam tessera sayesinde renkli, ince ve gösterişli bir görüntü barındırıyor.

İki farklı pano ve bunları birbirinden ayıran baklava dilimi motiflerinden oluşan mozaiğin panolarından birinde, geometrik bezemeler arasında birer kadın ve ortada bir erkek olmak üzere toplam üç portre yer alırken, portrelerin Yunanca yazıtlar uyarınca, Tryphe, Bios ve Lucia (?) olarak tanımlandığı ve yaşamı, lüksü sembolize ettikleri belirtiliyor. Diğer panoda ise, beş tabloda kanatlı ve pelerinli melek  tasviri görülüyor.

İlk belirlemelere göre MS. 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyılın ilk yarısı arasındaki döneme tarihlenen mozaik ile ilgili restorasyon ve konservasyon çalışmaları devam ediyor.

2- İzmir’de Bulunan Atinalılar ile Spartalıların Savaştığı Antik Ada

arginus-adası

İzmir’in Dikili ilçesinde antik kaynaklarda da bahsedilen ve Atinalılar ile Spartalıların savaştığı üçüncü Arginus Adası bulundu.

Dikili ilçesinde yer alan Bademli köyünde yürütülen yüzey araştırmalarında, jeoarkeologların çalışmaları ile buradaki yarımadalardan birinin antik dönemde aslında bir ada olduğu ve kara ile arasındaki boğazın alüvyonlarla zamanla dolduğu anlaşıldı. Böylece antik yazarların sözünü ettiği ve üzerinde Kane Antik Kenti’nin bulunduğu üçüncü Arginus adasının bu yarımada olduğu anlaşıldı.

Antik kent MÖ 191/190 yılında, Romalıların III. Antiochos’a karşı verdikleri savaşta donanmalarının kışı geçirmesi için seçtikleri liman olarak tarihte bilinmekteydi. MÖ. 406 yılında ise kentin hemen güneybatısında ünlü Arginus Deniz Savaşları gerçekleşti. Atinalılar ile Spartalılar arasındaki bu savaş sonrasında yaşananlar antik dönemin en ilginç olaylarından biri olarak tarihe geçti. Savaşta Atinalılar Spartalılara karşı büyük bir zafer kazanmış olsalar da, komutanları, batan gemilerindeki yaralı askerlerine yardım etmedikleri ve ölülerini gömmedikleri için, memleketlerine döndükten sonra yargılandılar ve idam cezasına çarptırıldılar.

Yaklaşık MÖ. 63 ile MS. 23 yıllarında yaşamış olan Coğrafyacı Strabon burada üç tane adanın varlığından söz ediyordu. Strabon’un verdiği bilgilerden yola çıkarak bu adalardan ikisinin Garip Adası ve ile Kalem Adası oldukları anlaşılıyordu. Ancak üçüncü adanın yeri bir türlü tespit edilememişti. Bu yıl yapılan araştırmalar sonucunda bu adanın da yeri saptandı.

3- Aşıklı Höyük’te Bulunan 10.000 Yıllık Hasır

aşıklı-hasırı

Orta Anadolu’nun en eski yerleşimi Aşıklı Höyük’te, bir evin tabanının altında, hasıra sarılı olarak gömülmüş bir çocuğun mezarı bulundu. En eski hasır örneklerinden biri olan keşif, on bin yıldır süregelen hasır kullanımına ışık tutuyor.

Hasır kalıntısı, Aşıklı Höyük’ün en erken tabakalarına ait oval planlı ve toprağa yarı-gömük bir evin altında bulundu. Bu ev yaklaşık 10.100 yıl öncesine tarihleniyor. Ortaya çıkarılan hasırın olağanüstü şekilde korunmuş olması, hasırın malzemesi ve yapım tekniği üzerine de bilgiler elde edilmesini sağladı.Hasırın bölgedeki sulak alanlarda yetişen Phragmites australis türü kamışlardan yapıldığı keşfedildi. Bu kamışlar kesilerek şeritler halinde hazırlandıktan sonra, birbirleriyle 90 derece açı yapacak şekilde alttan ve üstten geçirilerek örülüyordu. Bu yöntem günümüz geleneksel köy evlerinde tavan hasırı örmede kullanılan yönteme de çok benziyor.

Hasır örneği sayesinde dönemin teknolojisi, kullanılan aletler ve bitki kalıntıları yoluyla çevresel özellikler gibi pek çok konu aydınlatılabilecek. Bunun yanında keşif, topluluğun inançları ve ölü gömme uygulamaları hakkında da yeni bilgiler sağlıyor.

4- Aslantepe’de Bulunan 5000 Yıllık Kerpiç Taht

kerpiç-taht

Anadolu’nun ilk şehir devletinin yer aldığı Aslantepe’de bu yıl yürütülen kazılarda 5 bin yıllık olduğu tahmin edilen kerpiç taht bulundu.

Malatya’daki Aslantepe Höyüğü’nde bulunan ve bilinen eski kerpiç saray olduğu belirtilen yapıda bulunan tahtın, MÖ. 3000’li yıllara ait olduğu tahmin ediliyor. Taht, sarayın içerisinde kamusal bina olarak kullanıldığını düşündükleri bölümde bulundu.

Tahtın arka kısmında iki pencere bölmesi bulunuyor ve insanların sarayın ön kapısından avluyu takip ederek tahtın olduğu platforma geçip, kral ya da şefin huzuruna çıktığı düşünülüyor. Bulunan yapının vedlet sisteminin başlangıcına dair önemli veriler sunması bekleniyor.

5- Hatay’da Bulunan 1500 Yıllık Kutsal Havariler Kilisesi

kutsal-havariler-kilisesi

Hatay’ın Arsuz İlçesinde ilk kez gerçekleştirilen arkeolojik kazıda, Geç Roma dönemine ait 1500 yıllık Kutsal Havariler Kilisesi bulundu.

Birinci dеrеcе аrkеоlоjik sit аlаnı ilаn еdilеn bölgеdе yаpılаn kаzı çаlışmаlаrındа bulunаn Lаtincе yаzılаrdа kilisеnin аdının Kutsаl Hаvаrilеr Kilisеsi оlduğu ortaya çıktı. Yazıtlar hakkında önümüzdeki zamanlarda yapılacak incelemeler ile daha detaylı bilgilere ulaşılacak.

Gün yüzünе çıkаrılаn vе üzеrindе ‘Adаm’ yаzаn insаn figürü mоzаiği hаkkındа hеnüz nеt bir bilgi оlmаsа dа, hаyvаn figürlеrinin Rоmа dönеminin yаnsımаsı оlduğu vе cеnnеt tаsviri оlаrаk аdlаndırıldığı belirtildi. Kazılarda bulunan mоzаiklеrin ise Rоmа’nın ikiyе bölündüktеn sоnrа, Hristiyаnlık dininin еtkisi içеrisinde, dеvlеt yönеtiminin kоntrоlünün tаmаmеn dinе bаğlı оlduğu bir dönemde yapıldığı düşünülüyor. Kilisеnin iki büyük kаnаtlı аnа giriş kаpısının yеri, su sistеmini göstеrеn kаnаllаrı vе vаftiz hаvuzu оlduğu tаhmin еdilеn bir çukur kеşfеdilsе dе hеnüz kilisеnin ölçеği vе büyüklüğü tаm оlаrаk bilinmiyor.

6- Kapadokya’da Bulunan Devasa Antik Yeraltı Şehri

kapadokya-yeraltı

Toki’nin, Nevşehir’deki kentsel dönüşüm projesi kapsamında 1500 yapıyı yıktığı alanda dev bir yeraltı şehri bulundu.

Nevşehir’de, bir tepenin zirvesinde yer alan Bizans kalesinin altında keşfedilen kentin büyük bölümü henüz ortaya çıkmamış olsa da ilk araştırmalar, kentin büyüklüğü ve diğer özellikleri açısından, daha önce bulunan ve 20.000 kişinin yaşayabileceği alana sahip Derinkuyu’dan daha büyük olabileceğini gösteriyor. Yeraltı şehrinde yıl içerisinde yapılan temizlik çalışmalarında yaşam odaları kaçış tünelleri bulundu.

Antik yeraltı şehrinin bulunmasının ardından bölgedeki Toki çalışmaları durduruldu ve proje başka bir bölgeye taşındı. Ancak bölgenin 3. Derece sit alanı ilan edilmesi ve yeraltı şehrinin butik otel yapılma kararının çıkması çok sürmedi.

7- Ani Ören Yeri’nde Bulunan Tarih Öncesi Kaya Resimleri

kaya-resimleri

Kars Ani Ören Yeri yakınlarındaki Alem Köyü’nde tarih öncesi döneme ait kaya resimleri bulundu.

Kazıma tekniği ve kökboya tekniğiyle yapılmış resimlerin tescili için işlemler başlatıldı. At, köpek, dağ keçisi, geyik ve insanı betimleyen 14 kaya resminin tarihi ise henüz netlik kazanmadı.

Bu keşifle beraber hali hazırda birçok kültür varlığına ev sahipliği yapan Ani Ören Yeri’nin geçmişinin çok daha eskiye dayandığı ortaya çıkmış oldu. Ani Ören Yeri’nin, önümüzdeki sene UNESCO Dünya Mirası Asıl Listesi’ne girmesi için başvuru yapılacak.

8- Perge’de 34 Yıl Sonra Bulunan Telesphoros Heykelinin Başı

heykel-başı

1981 yılında Perge Antik Kenti’nde gövdesi bulunan sağlık tanrısı Asklepios’un oğlu Telesphoros heykelinin kayıp başı 34 yıl sonra bulundu.

Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu Prof. Dr. Jale İnan tarafından 1981 yılında Perge antik Kenti’nde günyüzüne çıkarılan sağlık tanrısı Asklepios’un oğlu Telesphoros’un başı 2015 yılında bulundu ve ait olduğu gövdeye yerleştirildi.

MS. 2. Yüzyıla tarihlenen sağlık tanrısı Asklepios’un heykeli bulunduğunda, ayak ve gövdeye yakın iki parça ve bunlara ekli küçük bir çocuk vücudundan oluşan heykeldeki çocuğun kafası yoktu. 2015 yılındaki kazılarda ise Helenistik kulenin önünde cadde temizliği yapılırken yüzeye yakın bir tabakada çocuk heykeli başı bulundu. Heykel başı müzeye getirildikten sonra 34 yıl önce bulunan heykelin eksik parçası olduğu anlaşıldı.

9- Çayönü ve Çatalhöyük’te Bulunan En Eski Balmumu Kalıntıları

balmumu

Avrupa, Anadolu, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da bulunan seramikler üzerinde yapılan kimyasal analizler, insanların 8,500 yıldır bal arılarından faydalandığını ortaya koydu. Dünyanın en eski balmumu kanıtları Anadolu’daki MÖ 7. binyıla tarihlenen Neolitik yerleşimlerde, Çayönü ve Çatalhöyük’te bulundu.

Doğu Anadolu’a MÖ 7. binyıla tarihlenen Çayönü’nden incelenen 83 kabın 2’sinde balmumu kalıntısı bulundu. Kapların birinde düşük, diğerinde ise yüksek oranda ve memeli hayvan yağıyla karışmış şekilde balmumu kalıntısı keşfedildi. Orta Anadolu’da, başlıca Çatalhöyük’ten gelen 650 kabın incelemesinde fazlaca hayvansal yağ bulunsa da, sadece 1 adet kapta muhtemel balmumu kalıntıları bulundu. Çatalhöyük’teki bir duvar resminde bal arısı kovanına benzer şaşırtıcı bir betimin olması buradaki olası ve bal ve balmumu kullanımına işaret ediyor olabilir.
10- İstiklal Caddesi’nde Bulunan Bizans Nekropolü

garibaldi

İstanbul’un İstiklal Caddesi’nde İtalya’nın ünlü ulusal kahramanı Giuseppe Garibaldi adı ile bilinen binanın restorasyonunda Bizans Dönemi’ne ait 8 mezar bulundu.

İtalyan birliğini kurarak İtalya’nın tek bir ülke olarak kurulmasını sağlayan ulusal kahraman Giuseppe Garibaldi, 1863 yılında İstanbul’da İtalyan İşçi Yardımlaşma Derneği’ni kurdu. Cemiyet’in bugün halen faal olan binası 1885 yılında açıldı. Bina 1910 yılında kapsamlı bir değişime uğrayarak bugünkü halini aldı. “Societa Operaia Binası” bilinen adıyla “Garibaldi” binasında yapılan restorasyon çalışmaları bilinmeyen Bizans nekropolünü ortaya çıkardı.

Arkeologlar, komşu binaların altında da bu tür mezarlar olabileceğini ileri sürüyor.

 

KAYNAK: ARKEOFİLİ · 17 ARALIK 2015