Yolculuk devam ediyor..

Popular

SELÇUK (Apasa-Ephesus-Ayasuluk) Tarihi Kartpostal ve Fotoğrafları – 2

Sol arka tarafta Selçuk yani Ayasuluk Kalesi görünüyor. Peki atı arkasında ilerleyen bu adam hangi yapının önünde duruyor? Yorum bırakmayı unutmayınız..

İncil’de “Efes, Artemis Olayları ve Gökten Düşen Gizemli Taş”

İncil Hristiyanlarca kutsal olduğu kadar aslında tüm dünya için tarihsel bilgiler de içeren bir kitaptır. İncelediğimizde Efes için önemli olayları net bir şekilde bizlere aktarmaktadır. Aziz Pavlus Efes’e geldiğinde öğretilerini yaymaya uğraşırken problemler ortaya çıkmaya başlamıştı İşte bu olayları “Elçilerin İşleri 19 ‘da bizlere sırasıyla aynen şu şekilde aktarmaktadır; Efes’teki Kargaşalık 23 O sırada İsa’nın yoluna […]

Büyük Türk Komutanı Şah İsmail

Büyük Türk komutanı ve devlet adamı, aynı zamanda büyük Türk düşünürü ve şairi Şah İsmail’i doğru anlamak bugünkü Türkiye’de çok önemlidir. Ciddi bir rakip olarak ortaya çıkması, Osmanlıların yüzyıllar boyunca süregelen azılı düşmanlıklar ve yok etme girişimlerine rağmen ayakta kalmayı başarabilmesi Şah İsmail’i ve kurduğu devletinin önemini bir kat daha arttırmıştır. Türklerin tarihini sadece Osmanlı […]

Recent Posts

0 0
Read Time:5 Minute, 6 Second

1874-1955 yılları arasında yaşayan Süreyya İlmen (Paşa) 2. Abdülhamid’in seraskerlerinden Rıza Paşanın oğludur. Aileden zengin olan Paşa 1. Dünya Savaşı sonrası askerlikten ayrılmış, ticarete atılmış daha da zengin olmuştur. Süreyya İlmen milletvekilliği de yapmış, ülkeye batı kültürünü getirmek için kendi doğrularına göre çeşitli çalışmalar ve eserler gerçekleştirmiştir.

Ülkemizde denize girme geleneği 1920 li yıllardan sonra İstanbul’a beyaz Rusların gelmesiyle başlamıştır. Önce deniz hamamları daha sonraları plaj tesisleri kullanılmaya başlanmıştır. Bazı plajlarda ise aynı zamanda bugünün motellerini andıran daha kapsamlı tesisler oluşturulmuştur. Plajları cazip hale getirmek için çeşitli tanıtımlar yapılmış, bu amaçla Milli Piyango İdaresi 7 Ağustos 1944 ve 31 Temmuz 1950 tarihli çekilişlerindeki biletlere plaj resimleri koymuştur.

Süreyya Paşanın Maltepe sahilinde patlıcan, salatalık, kabak vs yetiştirdiği bir sebze bahçesi bulunmaktadır. Paşa, 1939 yılında Kartal Kaymakamı Bahir Öztrak ve Maltepe Belediye Başkanı Kahraman Beyin ısrarları ile bu bahçelik alana plaj yapmaya karar verir. 20 Haziran 1939 tarihinde işe başlanır, 2. Dünya Savaşı dolayısıyla zaman zaman sekteye uğrayan çalışmalar 1946 yılında bitirilir. 8 Haziran 1946 tarihinde açılışı yapılan plaja, DDY geçici bir istasyon oluşturarak ve burada trenleri bir dakika durdurarak katkıda bulunmuştur. Daha sonra ise alt geçitle geçilen plajın arazisine kalıcı bir istasyon inşa edilmiştir. Açılışa gelemeyen Vali Lütfü Kırdar daha sonra haber vermeden plaja geldiğinde tesisleri beğenmiş ve plajdan Bağdat Caddesine asfalt yol yaptırarak tesislerin caddeye bağlanmasını sağlamıştır.

süreyya plajı (3)

Süreyya Plajı

Modern bir tesis olan Süreyya Plajı 80 1. Mevki soyunma odası, 200 den fazla 2. Mevki soyunma odası, büfe, gazino, hizmet odaları,  42 odalı otel ve 1 büyük evden ibarettir. 300 mt uzunluğunda denize cepheli bir kumsalı bulunmaktadır. Tesisler sadece plaj olarak değil yazlık, eğlence yeri, deniz sporları için de kullanılmakta idi. Plajda orkestra, restoran ve dans etkinlikleri yapılmakta idi. Süreyya İlmen 1947 yılında gazetelere ‘En son sistem tesisata malik olan plaj kabineleri lüks ve konforludur. Mükemmel gazino, fevkalade caz, nefis içki ve yemekler. Aileler için hususi odalar. Bütün banliyö trenleri plajın önünde durur. Kadıköy İskelesi’nden plaja muntazam otobüs servisleri; Karaköy’den de doğrudan doğruya plaja elverişli hususi motor servisleri’ şeklinde ilan vererek tesislerin tanıtımını da yapmıştı.

 

Adsız

Bir tanıtım afişi

Ayrıca Kadıköy’ün renkli siması Tayyareci Vecihi Bey’e plaj önüne 1-2 tayyare getirerek plaj ile adalar arasında uçuşlar yapması için büyük evin altında bir daire ayrılmıştı. Süreyya Paşa önceki tarladan dolayı maliyeye 5-10 TL vergi verirken, bir anda dikkatleri üzerine çeken plaj tesisleri dolayısıyla 10000 TL vergi vermeye başlamıştı. Üstelik bu tesisler çevredeki arazilere de değer kazandırmışlardı.

Süreyya İlmen plaja bir simge olması için eski Yunan tarihinde Bakireler Tapınağı (Temple des Vierges) olarak bilinen anıtı plaja yapmak istemiştir. Bakireler Tapınağına Avrupa’daki parklarda, su kenarlarında rastlandığı söylenmektedir. İnanışa göre Bakireler Tapınağını ziyaret eden gelinlik çağındaki genç kızlar koca bulmaktadırlar. Süreyya Plajında kıyıdan 50-60 MT açıkta bulunan küçük bir kayalık zeminin üzerine bu yapı tesis edilir. Sonraki yıllarda plajın simgesi haline gelen Bakireler Anıtı yaklaşık 3,5MT çapında 4MT yüksekliğinde 6 kolon üzerine konulmuş bir kubbe şeklinde idi. Ortasında ise Venüs heykeli bulunmakta idi. Yunan mitolojisinde Afrodit olarak bilinen, Roma mitolojisindeki Venüs denizin köpüğünden oluşmuş, istiridye kabuğu içersinden dünyaya gelmiş bir tanrıçanın adıdır. Süreyya İlmen anılarında bu anıtın plajla birlikte mi yoksa daha sonra mı yapıldığını yazmamış. Ancak başka yerlerde okuduğuma göre Bakireler Anıtının yapılması çeşitli sebeplerden dolayı gecikmiş ve 1953 yılında gerçekleştirilmiştir.

süreyya plajı bakieler tapınağı

Bakireler Anıtı

Eskiden insanlar plajlara giyinik gelirler oradaki soyunma kabinlerinde üzerlerini çıkarıp mayolarını giyerlerdi. Çıkışta yine bu kabinlerde bu sefer mayolarını çıkarıp giysilerini giyerler plajı o şekilde terk ederlerdi. Bazı plajlarda ise soyunma kabinlerinden başka bir de aile kabinleri vardı. Bunlar bir oda büyüklüğünde olur içersinde dinlenecek bir yatak da bulunurdu. Süreyya Plajı da bu çeşitlerdendi. Daha çok trenle gittiğim bu plajdaki anılarımı anlatmam uzun sürer. Ama herkes gibi benim de burada zaman geçirirken yaptığım en önemli işin kıyıdan Bakireler Anıtına kadar yüzerek gidip gelmek olduğunu söyleyebilirim. O yılları düşünürsek trenlerde kollarında plaj sepetleri ile kadınlar ve ellerinde havluya sarılmış mayoları ile erkeklerin olduğu görüntüler gözümüzün önüne gelir.

Süreyya Plajı ve Bakireler Anıtı yıllarca her kesin anılarında yer etmiştir.

Ancak,

Karacaahmet Mezarlığındaki 1. Adada Üsküdarlı bir hanıma ait olan anıt mezar da aynen Süreyya Plajındaki Bakireler Anıtı şeklindedir. S.Ö. isimli bu hanımı Süreyya İlmenin de tanıdığı söyleniyor. Zaten o yıllarda nüfusun çok az olması dolayısıyla her kesin birbirini tanıması çok doğaldır. 1947 yılında 35 yaşında kötü bir hastalıktan ölmüş olan bu genç hanımın mezarı ise yaklaşık 3MT çap ve 3,5MT yükseklikte, Bakireler Anıtının ölçülerine yakın ölçülerdedir. Tek fark, buradaki anıtın ortasında aynı yükseklikte bir kaide üzerinde Süreyya Plajındaki heykelin yerine S.Ö. nün yüksekte duran mezarının bulunmasıdır.

hgg

Karacaahmet Mezarlığındaki Anıt Mezar

Doğrusu Süreyya Plajındaki ve Karacaahmet Mezarlığındaki birbirinin aynı olan iki anıttan hangisinin daha önce yapıldığını belgeleyemiyorum. Belki de birbirlerinden hiç haberleri yoktur.

İstanbul’un bin bir sırrı vardır. Ben Anadolu yakasının da sırları olduğunu iddia eden bir kişi olarak bu konuyu ortaya koyuyorum.

Yıllardır Süreyya Plajının simgesi, Maltepe Belediyesinin amblemi, Maltepe’deki Türkan Saylan Kültür Merkezinin modeli olan Bakireler Anıtının şeklinin aslı, Karacaahmet Mezarlığındaki bu anıt mezar olabilir mi?

Bugün doldurulan kıyı dolayısıyla plaj ortadan kalkmış, Bakireler Anıtı kıyı dolgu alanındaki süper marketin otoparkı içinde çukurluk bir köşede kalmış, içindeki heykel ise yok olmuştur. Birçok kişi önemli bir bölümü dolgu alanının altında kalmış olan Anıtı fark etmemekte, bir zamanlar denizin ortasında olduğunu bilmemektedir.

hjytr

Bakireler Anıtının Bugünkü Durumu

Bu durum kullanılarak, Anıtın denizin ortasına taşınmasını ve birtakım tesisler yapılmasını doğru bulmadığımı belirtmek isterim. Bilinmelidir ki hiç kimse dünyanın parasını hayır için harcamaz. Anıt yerinden oynatılmamalıdır. Burada yapılması gereken şey, en basit anlatımla Anıtın çevresinin deniz seviyesine kadar düşürülerek açılması ve kendisinin ortaya çıkarılmasıdır. İçersine çöp atılabileceği için etrafına havuz yapılması sakıncalı olacaktır. Ancak bir zamanlar suyun içersinde olduğunu hissettirebilmek için çevresine yapılacak düz platform ince fıskiyelerle ıslak tutulabilir. Bir plakete gerekli bilgilendirmeler de yazıldığı takdirde insanlar Bakireler Anıtını en iyi şekilde anlayacaklardır sanırım.

Kıyıda köşede kalmış birçok objenin çeşitli anıları bulunmaktadır. Bunları bilebilmek, en önemlisi hissedebilmek gerekir.

 

ARİF ATILGAN

EYLÜL 2012

(atilganblog.blogspot)

 

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
0 0
Read Time:2 Minute, 21 Second

42468

Binlerce yıl öncesinden günümüze kadar gelmiş tarih öncesi kaya resimleriyle tanınan Aydın Beşparmak (Latmos) Dağlarındaki tarihi ve kültürel varlıkları koruma yönünde önemli bir adım atıldı. Yörede faaliyet gösteren birçok maden ocağının tehdidi altındaki kaya resimlerinin bulunduğu alanın bir bölümü koruma kurulu kararıyla madencilik faaliyetlerine kapatıldı.

AÇIK HAVA MÜZESİ GİBİ

Neolitik dönemden Osmanlı’ya kadar uzanan tarihi eserleriyle bir açık hava müzesi gibi olan Beşparmak Dağları, doğal yayılış gösteren fıstık çamlarının da en yoğun olarak bulunduğu alanlardan birisi. Beşparmak Dağlarının kuşkusuz en önemli kültürel mirası tarih öncesi çağlardan kalan kaya resimleri. Alman Arkeolog Anneliese Peschlow tarafından 30 yıldır yürütülen arkeolojik çalışmalarda birçok kaya resmi bulunarak tescillendi. Kaya resimlerinin yanı sıra yörede kaleler, manastırlar, antik taş döşeme yolları, freskler, kutsal alanlar, kaya mezarları gibi çok sayıda kültürel varlık da bulunmakta.

kaya-resm1

MADENCİLERİ GÖZÜ LATMOS’DA

Bu kültürel varlıkları tehdit eden en önemli tehlikenin başında ise son yıllarda dağlarda pıtrak gibi çoğalan kuars ve felspat madenciliği gelmekte. Uzun zamandır özellikle kaya resimlerinin yoğunlaştığı dağın çekirdeğine yönelik madenci şirketlerin üretim izni başvuruları Latmos’un korunmasına dönük çalışmalar yapan yaşam savunucularını bir hayli endişelendirmişti. Bölgenin korunmasına dönük çalışmalar yapan Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD), Aydın Büyükşehir Belediyesi, Söke Belediyesi arkeologları ile yörede aylarca süren çalışmaların sonrasında belirli bir bölge sınırları çizilerek bu sınırların içerisinde madencilik yapılmasının yasaklandığına dair koruma kararı alındı.
Beşparmak Dağları, Türkiye’deki ekoturizm potansiyeli taşıyan en önemli doğa ve tarih alanlarından sayılıyor.

KARAR BİR İLK

Aydın ve Muğla illeri sınırları içerisinde kalan alanların koruma ile birleştirilmesine dönük çalışmalar da devam ederken, bu kararı yorumlayan EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü kararı, yeterli olmasa da sevindirici bir gelişme olarak yorumladı. Koruma kararı alınan alanın Beşparmak Dağları’nın mutlak korunması gereken çekirdek bölgesi olduğunu belirten Sürücü, “Bir çok maden şirketi tarafından bu alanlara yoğun talep olmasına karşın ilk defa böyle bir karar alınıyor. Bu çalışmaların pek çoğu bizim rehberliğimizde, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulunun (KVKK) duyarlılığı, Aydın ve Milet arkeoloji müzelerinin destekleriyle aylarca süren bir çalışma sonucu olmuştur. Sevindirici bir gelişmedir” dedi.

DAĞIN BÜTÜNÜ KORUNMALI

Belirlenen alanın dışında kalan yerlerde de kaya resimleri ve arkeolojik buluntular olduğunu kaydeden EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, son iki ayda bu kapsam dışı alanlarda 15 adet kaya resmi, kaya mezarı antik yol ve bazı arkeolojik buluntuları tespit ederek, KVKK’ye bildirdiklerini dile getirdi. Bunların da tescil edilmesi için çalışma yapacaklarını aktaran Sürücü şunları söyledi; “Alan çok geniş. Uzman sıkıntısı var. Uzmanlar sadece Latmos’a değil Aydın bölgesindeki her bulguya baktıklarından zaman açısından uzun bir süreç. Bu karar Latmos’un bu bölgesini madenlerden korumuş olacak”. Sürücü, Latmos’un bütünsel olarak korunabilmesi Orman ve Su İşleri Bakanlığının Milli Park kapsamına alması, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının da Bafa Gölü Tabiat Parkı’nın doğal sit sınırlarının genişleterek Latmos’u da kapsaması gerektiğini ifade etti.

koruma-kararı-alınan-alan_kırmızı

Kırmızı çizgilerle belirlenmiş bölge koruma kararı alınan alan.

 

 

(Evrensel)

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

EFES KAZILARI ve WOOD’UN GÜNLÜĞÜ

PaylaşTweetlePinPaylaş0 Paylaşımlar Efes Artemis Tapınağını bulan İngiliz demiryolu mühendisi görünümlü tarihi eser avcısı John Turtle Wood’un günlüğünden; Wood, kazılara başladığı günleri şöyle anlatır: “1863 yılında başlattığım kazılarda amacım uzun zaman toprak altında saklı kalan büyük Diana (Artemis) Tapınağı’nın kalıntılarını ortaya çıkarmaktır. Toprak üzerinde hiçbir kalıntı olmadığı için birçok kişi böyle bir yapının varlığından bile kuşku […]

YOLDAN ÇIK – ŞİRİNCE

PaylaşTweetlePinPaylaş0 Paylaşımlar Bir dağın yamacına sırası üzerine kurulmuş tarihi Rum evleri, hayrete düşüren kurulma hikâyesi ve muhteşem doğasıyla Şirince, bu hafta Yoldan Çık da sizlerle buluşuyor. Ege denizine komşu, üzüm cenneti Şirince de, mistik hikâyeler ve manevi bir enerji bulacaksınız. Köylüler buraya bir kez gelenin bir daha gelmek isteyeceği konusunda çok iddialılar. Yoldan Çık, bu […]

YOLDAN ÇIK – SELÇUK

PaylaşTweetlePinPaylaş0 PaylaşımlarYoldan Çık, sizleri insanoğlunun bilinen tarihine tanık olmak için gidebileceğiniz çok az yerlerden birisi olan Selçuk ilçesine götürüyor… İnsanoğlunun bilinen tarihine tanık olmak için gidebileceğiniz çok az yer vardır. Bu yerlerden biri de şüphesiz Efes Antik Kenti’dir. Yoldan Çık, insanlığın tozlu tarihine uzanan yolda bir mihenk taşı olan Efes’i, Meryem Ana’nın hayatının son anlarını […]

0 0
Read Time:1 Minute, 33 Second

oguz-turkleri-anadoluya-ilk-islahiyeden-girmis-olabilir-700x463Eski mezar taşları ve üzerindeki siyah renkteki boya ile işlenmiş ok ile yay figürlerinin, mezarların Kayı boyuna ait olduğu ihtimalini kuvvetlendirdiği bildirildi. Bulunan mezarların Fırat Nehri’nde boğulduğu belirtilen ve cenazesi Türkiye-Suriye sınırındaki Eşme köyüne nakledilen Süleyman Şah’ın soyundan oldukları sanılıyor.

Osmanlı’da hanedanın geldiği belirtilen Kayı Boyu’na ait bulunan son mezarlar ile bu boyun Anadolu’ya ilk girdiği bölgelerden birinin İslahiye ilçesi olduğu tezini de kuvvetlendirdiği belirtiliyor.

DAHA ÖNCE DE İNCELENDİ
Daha önce de bölgeye kişisel anlamda uzmanlar gelerek, mezarları inceledi. Mezarların ait olduğu yılı henüz belirleyemeyen uzmanlar, Kayı boyunun Anadolu’ya ilk girdiği bölgelerden birinin İslahiye olduğunu söylüyor. Uzmanlar, “Bu bölgeden Amik ovasına girdiler.

Bu eski mezarların tamamın Kayı boyuna ait olması bu tezi düşündürüyor. Ayrıca mezarların üstteki ok ve yay, Kayı boyunun armaları olduğu biliniyor. Süleyman Şah’ın da Fırat nehrinde boğulması ve Suriye’de yani bu mezarların bulunduğu bölgeye yakın birde defin edilmesi, bölgenin Kayı boyunun yerleşim merkezlerinden biri olduğunu kanıtlıyor. Süleyman Şah’ın boğulduğu yer ile bu mezarlar arasında Katrancı dağı bulunuyor. Bu bilgilere göre ise Fırat nehri kenarında çadırlarını kurmuş ve İslahiye taraflarındaki düz arazilerde de hayvanlarını otlattıkları düşünülebilir” ifadelerini kullanıyor.

Uzun yıllardır bölgedeki insanlar, uzun süre öncesinde Suriye’den Kayı boylarının bölgeye geldiği ve mezarlarının bulunduğu yönünde’ hikayeler anlatıldığı belirtiyor. Bölge insanları ise bölgede 2 kilometrelik bir mezarlık bulunduğunu belirten çevre sakinleri ise “Zamanında Katrancı dağında ve etrafında çok büyük bir savaş meydana gelmiş. Selçuklu döneminde yada daha öncesi ait olduğu söylenen bu savaşta savaşta ölenler, buradaki Uzun Kabir diye bilinen bu bölgeye defin edilmiş.

Bugün o mezarların bulunduğu bölgeden Demiryolları, karayolu geçti. sonra kaçak kazı yapan insanlar nedeniyle bu bölgedeki kalıntılar yok oldu. Mezar taşlarının götürüldüğünü duyduk. Ancak bu mezarlar kalabildi” diye konuştu.

Vatandaşlar, uzman ve yetkili kişilerin mezarların kazılıp incelenmesini talep ederken, elde edilecek bulguların bölge ve ülke tarihine ışık tutabileceğini ifade etti.

28.01.2016 Haber Türk

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %