İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

ULUDAĞ İZNİNE DAĞCILAR TEPKİLİ

BURSA – İstanbul’dan Uludağ’a zirve tırmanışı için gelen iki kişinin 2019 yılının aralık ayında dağda kaybolması ve cesetlerin 17 gün süren arama kurtarma çalışmalarıyla bulunmasının ardından Uludağ’da dağcılık faaliyetleri için Valilik ve Kaymakamlıktan izin alma zorunluluğu getirildi. Bursa’da 30’a yakın dernek ve kulüp, 4 bine yakın lisanslı dağcı var. Dağcıların faaliyeti bir ay önceden planlayıp izin almaları gerekiyor. İzin uygulamasının demokratik olmadığını söyleyen Bursa’nın tanınmış dağcılarından ve Uludağ Dağcılık Derneği Spor Kulübü (ULUDAK) üyesi İsmet Şentürk, dağcılık ve doğa sporları yapan lisanslı ve eğitimli sporcuların uygulama nedeniyle mağdur olduğunu anlattı.

‘DAĞCILAR DEVLETE, JANDARMAYA YARDIMCI OLUYOR’

Dağcılar için Uludağ’a çıkmak neden izne tabi tutuldu?

Geçen yıl iki kişinin ölümünden sonra Uludağ’a çıkışları Valilik ve kaymakamlık iznine bağladılar. İki kişinin aranma sürecinde kış koşullarının getirdiği zorluk ve yetersizliğin faturasını biz lisanslı dağcılık sporu yapanlara kesiyorlar. Bunda dağcıların ne kabahati var. Dağcılar devlete, jandarmaya yardımcı olmaya çalışıyorlar.

Dağa çıkmak isteyen sporcular nasıl bir uygulamayla karşılaşıyor?

Dağcılara ve doğa sporları yapanlara müdahale ediliyor, tutanak tutuluyor, ceza yazılıyor. Bu uygulamanın temeli şudur: ‘Dağa çıkma, başıma bela olma.’ Bir arkadaşımıza Milli Parklarda çalışan bir memur ‘Gidin, başka dağ bulun kendinize’ demiş. Geldiğimiz nokta o kadar vahim ki.

Sadece Uludağ için geçerli bir uygulama mı?

Sadece Uludağ için geçerli değil. Uludağ’da yaşandığı için Uludağ üzerindeki baskı çok fazla. Uludağ’a herkesin girmesi serbest. Herkes gezebiliyor. Ama sırtında çantayla, dağcılık kıyafetiyle göründüğünde ‘İzin aldın mı? Gidemezsin’ denilerek müdahale ediliyor. Bu antidemokratik bir uygulama.

‘SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR UYGULAMA DEĞİL’

Başka ülkelerde de dağa çıkmak izne tabi mi?

Dağa çıkmak benim gittiğim hiçbir ülkede izne tabi değil. Bugüne kadar Balkanlar, İtalya, Fransa, İsviçre, Kafkaslar, Ortadoğu gittiğimiz hiçbir dağa çıkarken izin almadık, bilgi de vermedik. Ben ispat etmeye hazırım. Bazı ülkelerde uygulamalar farklı olabiliyor.

Dağcı olmayan kişiler için izin şartı getirilebilir mi?

Hayır, getirilemez. Demokratik değil. Bir köylüye ‘Merana çıkmayacaksın’ diyebilir misin? İnsanların seyahat özgürlüğü var. Bunlar tamamen keyfi uygulamalar. Anlaşılır bir gerekçesi yok. Sürdürülebilir bir uygulama değil. Ben hava güneşli olur, dağa çıkarım. Ne zaman izin alacağım? Böyle bir dayatma demokratik değil. Dağcılar eğitimli insanlar. Hepsi, çevre bilinci yeterliliği olan, hangi hava koşullarında nasıl hareket edeceğini bilen, kendilerini kurtarma yeterliliği olan, ne yapacağını bilen eğitimli insanlar.

Daha önce Uludağ’da ölümlü kayıplar yaşandı mı?

Bütün dünyada dağ kazaları oluyor. Bunun önüne geçemezsiniz. Bizim dışımızda doğal nedenlerle gelişen olaylar var. Bütün dağlarda ölüm olayları yaşanıyor. Ama Uludağ’da bir dağcı ölüm vakası neredeyse yok. Pikniğe gelenlerden onlarca kaybolma vakaları oluyor.

‘VALİLİK SPORCUYA SAHİP ÇIKMALI’

Bu sorun nasıl çözümlenebilir?

Sayın Bursa Valimiz Yakup Canbolat’ın dağcıların sporlarına devam etmesi için, barışçıl bir çözüme ulaşması için bu işe el atması lazım. Valimizden sporcuya sahip çıkmasını istiyoruz.

Uludağ Milli Parkı’nın özelliği nedir?

Milli Parklar, vahşi doğanın bizden sonraki kuşaklara sağlıklı bir şekilde aktarılması amacıyla korunan alanlardır. Sadece Uludağ’da bulunan 31 çeşit bitki ve çiçek çeşidi vardır. Dünyada ender bulunan 92 bitki türünün yaşam alanıdır. Dünyada beş ayrı orman türünü içinde barındıran ender dağlardandır. Uludağ bu yönüyle çok değerli bir bitki müzesi (arboretum) konumundadır.

‘BUZUL GÖLLERİ TARİHİN EN KİRLİ DÖNEMİNİ YAŞIYOR’

‘Uludağ’ı koruyamıyoruz’ diyorsunuz. Neden Uludağ’ı koruyamıyoruz?

Öncelikle Uludağ Milli Parkı’nın çok başlı bir yönetimi var. Ne Milli Parklar ne Orman Bakanlığı ne Turizm Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı tam yetkili burada. 90’li yılların başına kadar çalışan bir Volfram maden işletmesi vardı. İşletmenin burada tesisleri vardı. Bu tesisleri yerle bir ettiler. Endemik bitki ve çiçek türlerinin olduğu bir yerde dozerlerle çalışma yaparsanız o doğayı bozarsınız. Fatin Tepe, Tutyeli, Kuşaklı sırtları ve yamaçlarında kayak alanları genişlesin diye araçlarla koca kayaları parçaladılar. Bütün doğasını yok ettiler.

Sarıalan’ın altında 8 yıl önce bir örtü yangını yaşandı. Kısmen zarar vermekle birlikte örtü yangını genel olarak ağaçların canlılığına zarar vermez. Yangından sonra bütün ağaçları kestiler. Uludağ’ın en güzel yerlerinden birisidir. Şimdi orman mı, bataklık mı, ne olduğu belirsiz. Uludağ Milli Parkı’nda birçok hayvan ağılı var. Maalesef çok rahat yayılıp kirlilik yaratıyorlar.

Kirazlı Yayla’da bulunan eski tarihi Sanatoryum bütün çevresiyle şantiye alanı. Burası Milli Park değil mi? 

Uludağ’ın kalbine her yerden yeni yollar açılmakta. Arpakarı Tepe, Babasultan Köyü üzerindeki alpin bölgelere. Çobankaya’da yapılan doğa evlerinin atık suyundan lağım deresi oluştu kokudan yanından geçemiyoruz. Göller Bölgesine araçla gelenler göl çevresini yeşil alpin çayırları ateş yeri olarak kullanıyorlar. Uludağ’ın Buzul gölleri tarihinin en kirli dönemini yaşıyor. Cipler girmedikleri yer bırakmadılar artık göllerin içine giriyorlar. Hazineciler, Uludağ’ın kuzey yüzünde bulunan Manastır Tepe (Altınpınar Tepe), Kirseyazılıtaş Tepelerini oymaya devam ediyorlar. İkinci yerleşim altı ve çevresi çöplük gibi. Çobankaya deresi artık temiz akmıyor. Uludağ’ın Atık su sorunu çözülemedi. Alabalık gezen derelerimiz lağım deresi oldu.

Bunları denetlemiyorlar, bizim dağda yürümemize karışıyorlar, dağa zarar verdiğimizden bahsediyorlar. Günah keçisi dağcılar olmuş. Her olayda dağcılara fatura kesiliyor.

Kaynak: (gazeteduvar.com.tr)

Dağcılık malzemelerini incelemek yada satın almak için tıklayınız.
www.dagcidukkani.com

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Translate »