Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

POLLİO BİSİKLET YOLU

CAL_Fotor
Pollio Bisiklet Yolunda pedal basmak için 18 Mayıs 2016 akşam saat 16.00’da ADD Ahmet Ferahlı Parkında 3 kişilik ekibimiz ile bir araya geldik. Müze önünden sevgi yoluna, oradanda istasyon meydanına ulaştık. Daha sonra yürüyüş ve bisiklet yollarını kullanıp araçlara hiç görünmeden ilçe merkezini terk ettik.
IMG_0578

Selçuk İstasyon Meydanı – Su Kemerleri

İlk olarak eski taş ocağına, oradan devam ettiğimizdede eski demir yolu güzergahına ulaşmıştık. Keyifli ve araçsız yolda bir süre ilerledikten sonra Kınalı Köprü olanca ihtişamı ile karşıladı bizi. Burada fotoğraf çekilip yolumuza devam ettik. Biraz ilerledikten sonra sol tarafta gördüğümüz çeşme bu eski yolun yolcularına hala hizmet vermeye devam ediyordu. Bisiklet sürdüğümüz bu rota sadece eski demir yolunun değil aynı zamanda kervanlarında güzergahında bulunan bir yoldu. Kınalı köprü sonrası bölümün bir özelliğide, 1970 yılında İngilizler tarafından çekilen “Paralı Askerler” isimli filmin trende geçen sahnelerine ev sahipliği yapmış olmasıydı. Bir süre daha ilerledikten sonra ilk tünele yani kısa olan tünele vardık. Yeşilin arasına sıkışmış bu küçük tünelde birkaç fotoğraf çekip yolumuza devam ettik. Geçtiğimiz bir vadiyi köprü gibi keserek geçen toprak yükseltide, harika bir manzara eşliğinde pedal basarken rüzgarın taşıdığı toprak kokusu ciğerlerimize doluyordu.

Çok geçmeden ikinci ve uzun olan tünele varıyoruz. Daha öncede yaya geçtiğim bu tünelin genelde çamurlu olduğunu ve zaman zaman susuz kalan domuzların çamur ve su için buraya geldiklerini biliyorum. Yavrusu olan bir domuz ile karşılaşmadan ve çamura batmadan çıkmayı umarak karanlık ve uzun tünele dalıyoruz. Tünelin ortalarına vardığımızda yakından geçen yeni demiryolunda ilerleyen trenin sesi bizi biraz ürkütüyor. Bata çıka ilerleyerek tünelin sonuna ulaşıyoruz. Tünelden çıkar çıkmaz çamur içinde kalan bisikletlerimizi temizliyoruz. Asfalt yollarda sürmektense bu çamurlara girmek dağ bisikletine daha yakışır diyor yola devam ediyoruz. Tünel sonrası yorgun bir çeşme karşılıyor bizi.

Kesintisiz akan suyu ile sıcaktan yorgun ve susuz düşmüş yolculara derman olmaya devam eden çeşmede kısa bir mola veriyoruz. Rotamızda ilerlerken etrafımızı çevreleyen manzara harika. Geçitlerden geçerken demiryoluna yol açmak için kayaları delip içlerine dinamit koydukları yerleri görüyoruz. Son bir geçit sonrası eski demiryolundan ayrılıp Pollio Su Kemerine doğru sert bir iniş yapıyoruz. İniş sırasında Pollio Su Kemerine suyu taşıyan künklerin kırılmış parçaları ile karşılaşıyoruz. Dere yatağına indiğimizde Artemis Kutsal Yolu güzergahında bulunan tarihi yola ait bölümler karşımıza çıkıyor. Yol döşeme taşları ve kırılmış künk parçaları etrafa yayılmış durumdalar. Marnas Çayı ise şimdilerde heybetini yitirmiş durumda, zar zor akarak varlığını sürdürmeye çalışıyor.

Suyu kolayca geçerek rotamızda ilerliyoruz. Kısa ve keyifli bir yolculuk sonrası rotamıza ismini veren Pollio Su Kemeri olanca heybeti ile karşılıyor bizi. Kimbilir kaç kervan geçti altından, ne yaşanmışlıklara ne hikayelere seyirci oldu bu heybetli su kemeri. Augustus dönemine ait bu yapı kötü bir restorasyon ve definecilerin akıl almaz darbelerine rağmen bu günlere kadar dayanmayı başarmış.

IMG_0785

Pollio Su Kemeri

İki katlı olan Su kemeri, antik ismi Marnas olan Denenddere ırmağı ve vadisini, alt katta üç büyük kemer (göz) ve üst katta daha küçük altı kemer ile aşmakta. Alt kattaki doğu kemerinin altında bugün hala ırmağın yatağı bulunmakta. Şimdilerde küçük bir şelaleyi andıran bu yer suyu iyiden iyiyiye azalmış dereye yataklık ediyor. Üstündeki asimetrik yazıttan da anlaşıldığı gibi, kemerin altından bugün Artemis Kutsal Yolu olarak yürüdüğümüz antik yol geçmekte imiş. Sukemerinin iki tarafında bulunan, üstte Latince, altta Yunanca iki satır halindeki yapı yazıtında, C. Sextilius Pollio, karısı Ofillia Bassa ve üvey oğlu C. Offilius Proculus’un bu yapıyı, Augustus, Tiberius ve Efes halkının onuruna, kendi kaynaklarından yaptırdıkları yazılıdır. Tiberius isminin zikredilmesinden bu yapının is 4 – 14 yıllarında inşa edildiği anlaşılmaktadır. Bu sukemeri yazılı belgelerde adı geçen, İmparator Augustus’un yaptırdığı, Efes’in su ihtiyacını karşılayan Aqua Throessitica’nın bir parçası imiş.

Rotamızın odak noktası olan Pollio Su Kemerinin önünde birkaç hatıra fotoğrafı çekilerek etrafı keşfediyoruz. Nihayetinde bu keyifli ortamı bırakmak zorunda kalıp rotamızda pedal basmaya devam ediyoruz.

IMG_0839

Etrafımızı saran yeşil doğa

Yaşilin içinden geçerken dikenler ayaklarımıza günü hatırlatan hatıralar bırakıyor. Kısa süre ilerledikten sonra etrafımızı sarmalayan doğaya daha fazla kayıtsız kalamıyor birkez daha duruyoruz. Derenin sesi ve ortamın serinliği eşliğinde doğanın kokusunu ciğerlerimize çekiyoruz. Rotamızda devam ederken yeşil bitki örtüsü ve doğa etrafımızı sarmalıyor. Derenin sesi ve ortamın serinliği eşliğinde doğanın kokusunu ciğerlerimize çekiyoruz. Rota bize bir soluk oluyor hayatın omzumuza yüklediği bütün yorgunluk ve bezginliği silkelenip atıyoruz. Az önce yukarıdan baktığımız dere yatağının şimdi yanında ilerliyoruz. Karayolu çalışması nedeni ile patikamız kapalı olduğundan çok kısa da olsa asfalt yola çıkmak zorunda kalıyoruz.

IMG_0904

Bisiklet ve doğa

Acarlar Köy kahvesinde duruyoruz. Olmazsa olmazlarımız olan kask, gözlük ve eldivenlerimizi çıkarıp bisikletlerimizi dinlendirirken sıcak bir çay eşliğinde rotayı değerlendiriyoruz. Yerli ve yabancı bisiklet severler izlerimizi takip etsinler diye rotamızı GPS ile kaydediyoruz. Köyden ayrılıp tekrar toprak yollara sapıp ilerliyoruz.

Saat ilerledikçe sıcağın etkisi azalıyor fakat güneş fotoğraf için harika şekilde ışık saçmaya devam ediyor. Alabildiğine bahçeler arasından ilerlerken uzaklarda Selçuk Kalesi (Ayasuluk Kalesi) gözümüze ilişiyor. Efes üst kapı yönüne doğru ilerliyoruz.

IMG_0909

Efes Antik Kenti üst kapısı

Tarih, doğa ve arkeoloji bakımından oldukça zengin diyebileceğimiz bu coğrafya bize görsel anlamda da cömert davranıyor. Şarkı söyleyen gelincikler ve rengarenk çiçekler arasında pedal çeviriyoruz. Rotamızın üzeri Efes Antik Kentinden kalma sütün, lahit vb. eserlerin parçaları ile dolup taşıyor.

Güneşin ışığı yeryüzünü nazikçe aydınlatırken huzur veren rotamız bizi Efes üst kapı bölgesine getiriyor. Etraftaki eserlere ve bilgilendirici tabelalara kısaca göz atıp yola devam ediyoruz. Çok geçmeden Artemis Kutsal Yolu ve Efes Mimas Yolu gibi rotalara ev sahipliği yapan geçişe ulaşıyoruz. Şimdide Pollio Bisiklet Yoluna yol veren bu geçitte rastladığımız dut ağacında ziyafet veriyoruz.

IMG_0944

Yedi Uyuyanlar

Bir süre daha ilerledikten sonra Yedi Uyuyanlar’a varıyoruz. Hikayeye göre İmparator Decius zamanında putperestlerin zulmünden korkan yedi Hıristiyan genci Panayır Dağı eteklerindeki bir mağaraya sığınırlar ve 200 yıl süren derin bir uykudan uyandıktan sonra Theodosius II. zamanında Hıristiyanlığın resmi din olarak kabul edildiğini öğrenirler. Bu mucizevi olaydan ötürü mukaddes kişiler olarak kabul edilen yedi genç öldükten sonra işte bu mağaraya gömülürler. Daha sonrada bölge kutsal kabul edildiğinden bu çevreye gömülme geleneği devam eder. Yedi Uyunlar ziyaretimiz sırasında gözleme ve ayran ile enerji alıp turumuza devam etmek üzere pedala basıyoruz.

IMG_0968

Dutlu yol

Mandalina bahçeleri arasında tatlı bir esinti eşliğinde ilerlerken bizi dere üzerinden Selçuk Mezarlığına taşıyacak metal köprüye ulaşıyoruz. Selçuk Mezarlığının içinden geçip çıkışta bulunan Şehitliği ziyaret ediyoruz. ilçemizin şehitlerini birkez daha anarken  aziz hatıraları önünde saygı ile eğiliyoruz. Daha sonra yolun karşısına geçip eski Kuşadası yolu olarak da bilinen dutlu yola giriş yapıyoruz. Eskiden asfalt bir kara yolu iken sonradan düzenlenip bisiklet ve yürüyüş yoluna dönüştürülmüş dutlu yolun sonlarına geldiğimizde Artemis Tapınağı girişinde bulunan Artemis Kutsal Yolu ve Efes Mimas Yolu tabelaları karşılıyor bizi. Tabelaların arasından Artemis tapınağından geriye kalanların bulunduğu alana giriyoruz.

4666423087_7a45e87868_b

Artemis Kutsal Yolu

Birkaç fotoğraf çekip son ziyaretgahımızı da geride bırakıp dağılmak üzere İstasyon meydanına doğru pedal basıyoruz. Pollio Bisiklet Yolu turumuz böylece son buluyor. Rüya gibi bir rotada pedal basarken spor yapmanın yanısıra öğrenip keşfetme olanağınıda buluyoruz. Bana yoldaşlık ettikleri için Şube Başkanız Zehra Taşdöven ve Mesut Bülent Türkoğlu’na, hikayemize ortak olduğunuz için de siz değerli okuyuculara teşekkür ediyor ilerleyen etkinliklerimizde buluşmak umudu ile Zirve tadında kalın diyorum.

Özgür Aydoğan

 

 

Teknik bilgiler:

Uzunluk 18 km.

Başlangıç ve bitiş noktası aynı.

Toplam yokuş: 370 m.

Maksimum yükseklik: 173 m.

Toplam iniş: 370 m.

Minimum yükseklik: 6 m.

Süre: Çok molalı gidilirse 4 saat.

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.