İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

TAN-TUN

 

tantun
Tantuni

 

TAN-TUN

Yine bahar geldi, toprak ana uyanıyor aylardır uyuduğu uykudan. Kederli ve yorgun geçen kış aylarından sonra baharın bereketli dirilişi ile birlikte hayat devam ediyor dedirten, güneşin sıcak ışıklarını esirgemediği kente yolculuğa hazırlanıyorum. Ve şimdi yol alma vakti, ruhu arındırmanın en iyi yolu bu olmalı ‘tebdil-i mekanda ferahlık vardır’’ sözünü gerçeklemek için yol alma vakti. Mavi ile yeşilin aynı karede buluştuğu kent, Akdeniz’in incisi Mersin’e gidiyorum.
Yemek isimlerinin nereden geldiğini merak ettiğim gibi şehir isimlerinin de nereden geldiği ilgi alanım içinde. Mersin-İçel adlarının nereden geldiği merakımı yenmek üzere kitaplığımda bulunan şehir ansiklopedisinin Mersin sayfasını okuduktan sonra bilgiye hızlı erişim çağının ürünü olan bilgisayarımın başına geçip araştırmaya devam ettim. Taradığım 7-8 sayfanın her birinde farklı açıklamalarla karşılaşınca hangi bilginin doğru olduğu konusunda tereddüt yaşadım. Bunun üzerine Mersin ilimizin adının nerden geldiğini pas ederek 25 yıl aradan sonra ikinci kez ziyaret ettiğim kentin tarihini irdelemeye karar verdim.. Sonra bunu yapmak sanki okuduğum onca farklı bilgiden sonra beni yormaktan başka bir işe yaramayacak düşüncesi ile her şeyi bir kenara bırakıp Mersin’e gidince nerede ne yemeli sorusunu yanıtlamaya karar verdim.

Anadolu Lezzetleri köşemizin bu kez konuğu Mersin ve Tantuni..İstanbul’da farklı yerlerde denediğim ama her yediğim yerde kuzenimin ‘’Mersin’de yemezsen Tantuni yediğini sanma’’ söylemini hatırlayarak Mersin’e ayak basar basmaz Tantuni ustalarının mekanlarını taramaya başladım.. Neyse ki kuzenle beraber Mersin’deyiz ve bana rehberlik yapacak. Silifke’de Cennet-Cehennem mağarası, Astım Mağarası derken kısacık şehir gezimize Latin Kilisesi’ni de sığdırınca geriye Tarsus ve Eshab-ı Keyf kalsa da benim için verimli bir gezi oluyor Mersin gezisi.

Kentin tarihine ve adının nereden geldiğine değinmesem de her yemeğin bir çıkış hikayesi vardır sözümü hatırlayarak Tantuni adını nereden aldığından bahsetmek durumundayım. Rivayet olunur ki çok eskilerde bakır tavalarda kavrularak pişirilen bu yemeği yanmaması için çok sık karıştırmak gerekirmiş. Karıştırma esnasında tahta kaşığın bakır tavaya çarpması ile çıkan TAN-TUN seslerinden zamanla adının TANTUNİ’ye döndüğü bilgisini alıyorum Salih Usta’dan..
Kuzu eti, soğan, biber, domates ve bol baharatla lezzetlendirilip lavaş ekmeği arasında dürümle sunulan eşsiz lezzette ki bu yemek şimdilerde üzeri yoğurtla da servis ediliyor.

Mersin kebaplar ve beraberinde ikram edilen yeşillikler bakımından Çukurova’ya özgü tarzını koruyor. Masanın zenginliği göz doyurmaya yetiyor. Ancak kuzenimle birlikte Sahil yoluna paralel Kushimato Sokak’ta Salih Usta Tantuni & Biftek’te tantunimizi büyük bir iştahla yerken masaya gelen yeşilliklere bakmıyoruz bile…
Yeni tatlarda birlikte olalım…
Şükran Lılek YILMAZ

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Translate »