Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

SON EFES’İN BEKTAŞİ TÜRK BİLGİNİ

11091497_445735292270874_1386046208392031337_n

Şehabettin SİVASİ ( Şahabettin DEDE) – Türk Bilgini

 

Son Efes’in bilginlerinden.
Selçuk’ta büyük küçük herkesin bir dönem bile olsa bu türbeyi ziyaret etmiş olması muhtemeldir. Genel Türk toplumumuzun bu tip yerlere saygı ve hatta sevgi gösterdiğini bilmekteyiz. Hatırladığım kadarıyla da türbenin açık olduğu zamanlarda ağaçlara ve kapısına çaputlar bağlanmaktaydı. Daha sonraları kapısı kilitlenmiştir. Ziyaret ettiğinizde dışarıdan görebilirsiniz. Kare planlı türbe zamanla tamirlerle özelliğini kaybetmiş olsada görülmeye değerdir. Şehrimizi içinde olan bu türbeye dikkat çekmek isterim. Anadolu Selçuklu Beylik liderlerinden ve Aydın sancak beyi Halil Yahşi Bey’den gördüğü yakın ilgi nedeniyle Ayasuluk’a yerleştiği bilinen Şehabettin Dede, Sivas’ta Balaban Bey’den kırk sene ders görmüş ve Sivas’tan geldiği için Sivasi olarak anılmıştır. Şehabettin Dede bilinenin aksine, Sivas kökenli değildir. Bu konuda en önemli kaynaklarımızdan birisi olan Evliya Çelebi Şehabettin Sivasi için şunları kaydeder:
“Sivas’ta Danişment oğullarından Melik Beyzade Cenani Bey’in kölesidirki Gürcistan’da Dadyan asıllı imiş. Sivas’ta Balaban Bey’den kırk sene ders görmüş ve Şehabeddin-i Sivasi adını almıştır. Sonra Bursa’ya gidip Zeyneddin Hafi hazretlerinden batın ve ledün ilimlerini tamamlamış, onun izni ile Şeyh tefsiri diye çok muteber tefsiri yazmıştır.”

 

Diğer önemli kaynağımız olan Doç. Dr. Bedri Noyan Dedebaba ise Şehabettin Dede için şunları kaydeder:
“Sivas’lı Şehabüddin Baba, Zeyniyye Tarikatında iken sonradan Bektaşilikten nasip almıştır. Aydın oğlu Mehmet zamanında Ayasuluğ’a (şimdiki adı Selçuk) gelmiş, 860 Hicri de orada Hakk’a yürümüştür. Kadınlar kendisine “Havlucu Baba” diyorlar ve Horoz adıyorlar. İki ciltlik tefsir ve Risale – tün – Necat adlı eserleri vardır. Cezzab-ül-kulüb adlı tasavvufi eseri yanında başka yapıtları da bulunmaktadır.” 1378 yıında Ayasuluk’ta vefat etmiş ve burada defnedilmiştir.

 

-Kitabesinde:
“Leyletü’l Ehad fı yevmi’s sani min şehr-I Rebiülevvel sene sittine ve seman mie (H.860)
(Rebiülevvel, 860 yılı Pazar gecesi ) vefat ettiği söylenir.

 

Ayrıca kitabesinin devamında ;
“Be Dünya Dil-I nebundet her ki merdi est,
Ki Dünya bikeman enduh virdi est,
Bekürsitan nazar kün ta beyabi
Ki Dünya harieş çend berdest”

 

Türkçe Tercümesi;
“Dünyaya gönül bağlanmaz,çünkü ölmeyen yoktur.
Ve dünya şüphesiz gam, tasa doludur.
Eğer mezarlığa bakacak olursan
Bu dünya’nın ne kadar insanı alıp, götürdüğünü görürsün.”

 

-Ayrıca mezar taşının başında ise;
“Ne çoman refte em ki baz ayem”
(Dönüşü olmayan bir şekilde gittim)

 

Ayak Ucundaki taşta;
“Nezzelna hahüna sümme irtehalna
Vema ehadün aleddünya bi bakın
Keza Dünya nuzulin ve irtihalin,
Vema bakin alel insani halin”

 

-Türkçesi Tercümesi;
“Buraya (dünyaya) geldik ve göçtük.
Bu dünyada kimse baki değildir.
Böylece bu dünya gelinen ve gidilen bir yer olup
Hiçbir kimse burada baki kalamaz”
İfadeleri yazılıdır…

 

Şimdilerde geneli doldurma toprak olmasından ötürü Selçuk yüzeyinden aşağıda kalmıştır Şehabettin Dede Türbesi. Kentin girişinde hemen sağda olmasına rağmen pek dikkat çekmiyor bu yüzden. Fakat aklınıza geldiğinde şöyle bir bakmayı ihmal etmeyin…

 

Yazı: Tolga Mert

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.