Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

Peygamberler Şehrinde Çiğ Köfte

 

cigkoftepeyHer yemeğin bir çıkış hikâyesi vardır… Genellikle çaresizlikten, açlığı gidermek için elde olan imkânlarla yaratıcılığın ön plana çıkması sonucu ortaya çıkan yemeklerin hikâyeleridir bu hikayeler.

Anadolu coğrafyasında Güneydoğu gezimiz devam ediyor… Yeni durağımız yirmi yıl önce ziyaret ettiğim ve ağırlıklı olarak Siverek ilçesinde kaldığım peygamberler şehri Urfa. Taş evlerine tarihi dokusuna hayran kaldığım şehir.

Peygamberler şehri Urfa’nın tarihi M.Ö. 2300 yılına kadar uzanır. Urfa bölgesi; Sümer – Akat – Hitit, Babil – Kalde, Hurri – Mitanni, Aram – Asur, Med ve Pers hâkimiyetlerini gören bir şehir. M.Ö. II. bin Hitit vesikalarında geçen Ursu’nun ve Asur vesikalarında geçen Ruhua veya Ru’ua’nın, bugünkü Urfa olduğu söylenmektedir.

İlkel dinlerin dünyada bilinen en eski merkezi olması yanında çok tanrılı dinlerinde merkezidir Urfa. Ay, güneş ve gezegenlerin kutsal sayıldığı eski Mezopotamya’daki Assur ve Babilliler’in politeist (çoktanrılı) inancına dayanan paganizm’in önemli merkez şehirleri Harran ve Soğmatar Urfa ili sınırları içerisindedir.

Urfa’da görmeden dönülmemesi gereken yerlerin başında Balıklı Göl, Urfa Kalesi ve şehir surları, Deyr Yakub; halk arasında ki deyimiyle Nemrud’un Tahtı, Aziz Petrus ve Aziz Paulus Kilisesi. Ayrıca mutlaka görülecekler listesinde olması gereken Birecik ilçesinde kayalıklarda yaşayan nesli tükenmekte olduğu için koruma altına alınan Kelaynaklar ve Ceylanpınar Devlet Üretme Çifliği’nde, ülkemizde nesli tükenmekte olan Tavus Kuşları ve ceylanlardır.

Gelelim bu yazımızın konusuna. Kebapları ve yöresel yemekleri ile zengin Urfa mutfağının baş tacı çiğ köftenin hikâyesine.

Hz. İbrahim Nemrut’un putlarını kırıp tanrıya inanmaya davet edince Nemrut çok sinirlenir ve Hz. İbrahim’i ateşe atmayı emreder. Büyük bir ateş olması için köyün bütün odunlarını toplatır ve köylülere de evlerinde ateş yakmayı yasaklar.

İnsanlar ateş olmadan nasıl yemek yapacaklarını kara kara düşünürken avcının biri avladığı ceylanı evine getirir. Çocuklarının aç kalmasını istemeyen avcı, hanımından bir çare bulmasını ister. Evin hanımı çaresiz bir halde eti ateş olmadan nasıl pişireceğini düşünürken ceylanın budundan yağsız ve sinirsiz kısmını alıp bir taşın üzerine koyar ikinci bir taşla eti döverek ezmeye başlar. İyice ezilen ete, biraz bulgur, pul biber ve tuz ekleyerek yoğurur ve çocuklarına yedirir. Böylece bildiğimiz çiğ köfte doğmuş olur. Zamanla çiğ köfteye yumurtalısı eklendi ve şimdide pastırmalı çiğ köfte yapılıyor.

Urfa’ya yolunuz düşerse Balıklı göl manzaralı Halil İbrahim sofrasında Urfa mutfağının farklı lezzetlerini tatma olanağı mümkün.

Yeni diyarlarda görüşmek dileğiyle…

 

Yazı: Şükran Lılek YILMAZ

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.