İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Türkiye’nin Cennet Adası Marmara Adası

“Tanrılar Marmara’yı yaratırken sarhoşturlar. Başka türlü bu kadar güzelliği bu adaya vermezlerdi.” diyor ünlü şair filozof Aristeas. 

 

 

Çalıştığım Yeditepe Televizyonu 1996 yılında bir belgesel için Marmara adasına gitmek üzere küçük bir ekip oluşturmuştu. Bende o ekipte yer aldığım için daha çok erken denebilecek bir yaşta 17 yaşında Marmara Adasını görme ve keşfetme imkânını yakalamıştım. Adaya 13 yıl sonra gerçekleştirdiğim ikinci seyahat ise dört kişilik ekibimiz için oldukça renkli geçti. Anadolu Coğrafyasının adalar serisinin üçüncü adası olan Marmara Adası seyahatimdeki yol arkadaşlarım ise Aykut Yıldızalp, Tanyeli Yıldızalp ve Mustafa Türkcan oldu. Yolculuğumuza saat 01.00’da Selçuk ilçesinden başladık. Beş buçuk saat sonra Erdek ilçesine vardığımızda saat 06.30 olmuştu. Fırından taze ekmek aldıktan sonra sahil kenarında sessiz ve serin bir çay bahçesi bulduk. Güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra Erdek merkezine gidip aracımızı feribot için sıraya soktuk. Saat 11.00 olduğunda ve feribot hareket ettiğinde birçok araç dışarıda kalmıştı. Aynı feribot dört adaya birden sefer yaptığı için aşırı yoğunluk yaşanıyordu.

İlk önce Paşa Limanı Adasına uğrayan feribotumuz daha sonra Türkeli Adasına (Avşa) adasına daha sonra ise Ekinlik Adasına yanaştı. Feribotumuz saat 14.30 olduğunda eski adı Prokonnesos olan Marmara Adası merkezine nihayet yanaşmıştı. Marmara Belediyesinden ada hakkında kitap ve broşür aldıktan sonra hoş bir balıkçı lokantasına oturduk. Menüde balık, midye, salata ve bira vardı. Hepsi oldukça lezzetli olan deniz ürünleri karşılığında kişi başı 12.50 TL hesap ödedik. Gerek lokanta gerek ise diğer dükkânlarda yaptığımız alışverişlerde edindiğimiz izlenip zannedilenin tersine adanın pek pahallı olmadığı idi. Karnımız doyduğuna göre fotoğraf makinelerini kuşanıp Marmara Adası merkezinin sokaklarını dolaşmanın vakti gelmişti.

 

Marmara Adası Merkezi

Türkiye’nin en büyük mermer stoklarına sahip olan ve ismini de marmor yani mermerden alan ada Marmara denizinin en büyük adası. Balıkesir’e bağlı olan ve Türkiye’nin 2. en büyük yüz ölçümüne sahip adası olan Marmara Adası Erdek’ten 17, İstanbul’dan 72 deniz mili uzaklıktadır.

Balıkesir’e bağlı olan Marmara Adasının toplam nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 9446’dır. Adanın ilk adının Elafonesos olduğu ve bu ismin Elafos’dan yani geyikten geldiği biliniyor.

Adanın Marmara adını ne zaman aldığı tam olarak belli değilse de marmor yani mermer kelimesinden türeyen bu ismin Bizans devrinde bilhassa İtalyan gemiciler tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Adanın en yüksek noktası olarak bilinen Nato tepesinin yüksekliği 710 metredir. 1972 yılında Erdek ilçesine bağlı bir belediye iken 4 Temmuz 1987 yılında kendisi ilçe olan Marmara ilçesine bağlı 6 köy 2 belde 1 ilçe belediyesi bulunmaktadır. Teknik bilgileri bir yana bırakırsak ada merkezinde bizi ilk şaşırtan yüksek sıcaklığa rağmen fazla terlemememiz oldu. Mermer nedeniyle adada nem yok denecek kadar az. Ada merkezinde dolaşırken sokak içlerine doğru uzanan taş döşeli yokuşlar sizi adeta içine doğru çeker.

Türk, Rum ve Yahudi mahallelerinin iç içe geçtiği sokaklarda eski çeşmeler ve çiçeklerle süslü ahşap evler birbirinden güzel görüntüler oluşturur. Misafirperver ve güler yüzlü insanların yaşadığı bu şirin ada özellikle yazları sakinlik arayan yerli turistler için güzel bir seçenektir. Marmara merkezindeki balıkçı barınağı ve çevre köylerdeki ufak limanlar denizden tekne ile ulaşım sağlamak isteyenler için rahatlık ve kolaylık sağlar.

 

 

Çınarlı Köyü

 

Adanın batısında bulunan bu köyün eski adı Galimi idi.

Çınarlı Köyü ismindende anlaşılacağı gibi Çınar Ağaçlarıyla ünlüdür. İnce kumlu plajları ve berrak suyunuda unutmamak gerekir. Köy halkı ağırlıklı olarak Karadeniz’den gelme göçmenlerden oluşmaktadır. Çınarlı ve Saraylar arasındaki tepelerde şatoya benzer bazı yıkıntılar olduğu ve bu yıkıntılarında Ortaçağdan kaldığı düşünülmektedir.

 

 

Gündoğdu Köyü

 

Köyün girişinden itibaren tertemiz sokaklar ve çiçeklerle süslü evler dikkatimizi çekiyor. Kadınlı erkekli sokaklara ve çay bahçelerine doluşmuş köy halkı davetkâr ve güler yüzlü. Hayranlıkla gezdiğimiz Gündoğdu Köyündeki eski çeşme ve kalıntılar görülmeye değerdi.

Ahmet Enön “Marmara Adasında Sekizbin Yıl” isimli kitabında Gündoğdu Köyü hakkında şunları kaydeder;

 

Marmara ilçesinin yerleşim merkezinin 4 km. kadar doğusunda ve adanın güney kıyısında bulunan bu köyün Rumca adı Prastos’tur. Rumlar zamanında Marmara Adası mahsullerinin ve Paşalimanı Adası şaraplarının istanbul’a yollanması işini bu köyün tüccar ve kaptanları üstlerine almışlardır. Karadeniz’deki Abana ilçesi göçmeni olan şimdiki Gündoğdulular da aynı şekilde Adanın ticaretini, bilhassa gemiciliğini ellerine almışlar, burası çevrenin en zengin ve ileri köyü durumuna erişmiştir.

 

 

Topağaç Köyü

 

Adanın sebze ve meyve ihtiyacının bir kısmını karşılayan bu köy adanın güneydoğusundaki ovada bulunur.

Köyün içinden akan derede üreyen sivrisineklerden sürekli sıtma hastalığı yayıldığından köy uzun süre büyüyememiştir. Bu sorun çözüldükten sonra köy kısa zamanda büyümüştür. Geniş ve gölgelik çay bahçeleri ve plajları bulunmaktadır. Rumca adı Klazaki olan eski köyün şimdiki Topağaç Köyünden farklı bir yerde kurulu olduğu söylenir. Klazaki Köyünün bir papazın laneti üzerine perişan olduğu söylenir.

 

 

Asmalı Köyü

 

Adanın güney kıyısında ve doğu ucuna yakın bir yerinde bulunan köyün Rumca adı Aftoni idi.

Adada şimdilerde Rumeli muhacirleri ve Sürmene göçmenleri yaşamakta. Çoğu yıkılan veya yıkılmak üzere olan ahşap evlerin duvarlarındaki resim ve süslemeler görülmeye değer. Fotoğraf çekmeyi sevenler için birbirinden güzel karelerin olduğu köyün çevresi de oldukça yeşil.

 

Saraylar

Saraylar Beldesi adanın kuzey doğusunda küçük bir limanın gerisindedir. Adanın ana mermer kaynağı da burada bulunmaktadır. Üretilen mermerler sadece Türkiye’de değil dünyada da ünlenmiştir. Efes, Milas ve Roma’daki bazı önemli eserlerde buradan çıkarılan mermerlerden yapılmıştır.

 

 

Saraylara giden yol üzerinde adanın en iyi durumdaki kilisesi bulunmaktadır. Saraylar’da birde Açıkhava müzesi bulunmaktadır.

 

Yazı: Özgür Aydoğan

Fotoğraflar: Aykut Yıldızalp & Özgür Aydoğan

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Translate »