Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

KÜÇÜK ASYA’NIN TARİHİ COĞRAFYASI’

katc1

İlk 1890 yılında basılan ‘Küçük Asya’nın Tarihi Coğrafyası’ adlı klasik eser arkeolog ve Yeni Ahit yani İncil üzerine akademisyen W. M. Ramsay (1851-1939) tarafından yazılmıştır ve o zamandan bu yana birçok baskısı olmuştur. İngilizce olarak Google arşivinde bulunmaktadır.

http://archive.org/details/TheHistoricalGeographyOfAsiaMinor

 

Bu kitabın içindeki ve daha birçok antik çağ Anadolu Coğrafyası haritalarına bu arşivden ulaşabilirsiniz.

http://archive.org/details/HistoricalMaps

 

İskoç olan W.M.Ramsey’in tanrı tanımaz olduğu ve İnci’in sahtekarlık olduğunu düşünüp bu ispat etmek için yıllarca kendini yetiştirip Küçük Asya, yani Anadolu ve Filistine gidip yerinde araştırarak bunu ispat etmek istemiş. Aziz Paul’un gezilerinin bu hikayenin en zayıf tarafı olduğunu düşünmüş, bunun tarihi coğrafyasında hiç incelenmediğini düşünerek İncil’deki öykülerin yaşandığı yerlere gidip onbeş yıl kazılar ve araştırmalar yapmış ve bunu 1896’da Aziz Paul, Gezgin ve Roma Yurttaşı adlı kitabında yayınlamış ve İncil’de anlatılanların coğrafya bakımından doğru olduğunu görünce Hıristiyan olmuş. Bunu yaparken yaptığı araştırmaları topladığı Anadolu Coğrafyasının tarihine ışık tutan ‘Küçük Asya’nın Tarihi Coğrafyası’ adlı kitabı asıl bizi ilgilendiren. Ben size kısaca bu kitabı tanıtmak istiyorum ve ayrıca Karya Yolu çalışmalarında işe yararsa diye Karya kısmından ben de olan 1972 Royal Geographic Society, New York, 495 sayfa baskısından bazı bilgiler vereceğim. Kitabın önsözünde Kraliyet Coğrafya Derneğinin büyük yardımıyla gerçekleşen Küçük Asya Keşif Fonu ayrıca birçok şahıs ve Yunan Çalışmalarını İngiltere’de Destekleme Derneği, Osmanlı Demiryolları Şirketi gibi kurumlardan da yardım aldığını belirtir. “Genel Prensipler’’ adlı birinci bölümde “Asya ve Avrupa arasında bir köprü gibi konmuş Küçük Asya tarihin başlangıcından bu yana hep Doğu ve Batı arasında savaş alanı olmuştur” diye başlıyor ve Yunanistan’a bu köprüden Doğu dinleri, sanatı ve medeniyetinin geçtiğini sonra tekrar Yunan medeniyetinin Büyük İskender tarafından tekrar Doğu’yu feth ettiğini ve Hindistan’ın içlerine kadar devrime uğrattığını yazıyor ve Farsların, Arabların, Moğolların, Türklerin aynı yoldan birçok kere Batı’yı zapt etmeye çalıştıklarını belirtiyor.   Anadolu coğrafyasını genel olarak anlattıktan sonra yollarına geliyor ve şu anda bu yollar dönüşüm halinde diyor ve buharlı trenler Konstantinopleden başlıyarak bu büyük kara yollarının ulaştığı yerlere gitmeye başlayınca bu yollar kullanılmayıp bakımsız kaldılar diyor ekliyor. Bu Türk yol sistemi hemen hemen Bizans yol sistemi ile aynı idi ve Konstantinople’un Doğu dünyasının başkenti olmasına göre kurulmuştu. Bu da bir devrim yarattı çünkü daha önce ticari ve askeri olarak tüm yollar Roma’ya çıkardı. Bunun için daha önceki Roma’nın merkez olduğu sisteme bakmamız gerekli. Tüm ürünler dev Phrygian mermer kolonlar, kalem yapmaya yarıyan kırmızı Kapadokya toprağı gibi, hep Efes limanına taşınıp buradan Batı’ya yollanıyordu. Daha sonra Heredot’un tarif ettiği Efes’den Kilikya Kapısına ve Susa’ya giden ‘Asil Yolu’ denilen yolu anlatıyor. Ayrıca Kapadokya’ya liman olarak Güney’de Mersin, Kuzeyde Samsun’dan bahsediyor ve Anadolu’nun birçok yolunu irdeliyor. Sıvas-Tokat- Samsun ve Sinop vs gibi. Sonra ticaret yollarını, Doğu ticaret yolunu, Roma zamanı Küçük Asya yollarını ve Bizans yollarını inceliyor. İkinci bölümde artık tüm coğrafi bölgeleri ve kentleri tüm detayı ve tarihi isimleri ile anlatıyor. Eklerde de kentleri tablo tablo ele alıyor. Son olarakta haritalar ve indeksler var.

katc2

Pamphylia, Caria ve Lycia adlı bölümde Karya’dan çok az bahsediyor ancak kapsamlı bir tablo veriyor ve tabloda bahsedilen kentler dışında Roma zamanında Kyon, Euippe, Euralion, Euromos, Hydrela (Menderes’in Kuzey’inde aslında Karya yerine Lidya’da sayılmalı) Plarasa ve Bargasa’da para basıdığını yazıyor. Euromos, Mylasa piskopozluğuna bağlı idi Hydrela, Asya’da Brioula’ya ve Plarasa’da Aphrodisias piskopozluğuna. Kyon, dışında diğerleri bilinmiyordu. Karya sahillerinin medeniyeti çok eski tarihlerde önemli idi ama Roma ve Bizans zamanında gitgide önemini kaybetti. ‘Bay W.R Paton bana Roma İmparatorluğu paralarının Karya sahillerde nadir olduğunu söyledi’ diye de ekliyor.

Karya yolu çalışması çok anlamlı ve tüm bu tarihin tekrar gözden geçirilirken bu coğrafyanın zamanımızda sahiplenmesine tanınmasına ve pek tabii ki sevilmesine yol açacaktır. Yolunuz açık olsun.

katc3

 

Yazı: Mustafa Mersinoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.