Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

Hozat’ın yolları bükülür gider

hozbuk20 Şubat günü öğlen saatlerinde havalimanında bir dostumun uğurlaması ile çıktım yola. Uçağın tekerlekleri yerden kesildiğinde aklımda yalnızca gideceğim coğrafyanın hava şartları vardı. Her ne kadar Anadolu’nun o bildiğim kış koşullarına uygun olarak tedbirimi almış olsam da yinede tedirgindim. Dersim coğrafyası çetindir. Havası serttir. Sarp dağlar, engin vadiler, kayalıklar, geçit vermez…

Uçak bulutların üzerine çıktığında Nezahat-Kazım Gündoğan dostlarımın ‘’Dersim’in kayıp Kızları’’   kitabını okumaya başlamıştım. Uçuş boyunca elimden düşürmediğim kitabı, Elazığ Havalimanı için alçalan uçağın penceresinden Munzurları seyreylemek üzere kapatıyorum. Hava açık, Munzurlar beyaza bürünmüş. Çocukluğumun geçtiği yaylaları düşlüyorum. Rengarenk dağ çiçeklerinin süslediği yeşil platoları, gölgesinde oyun oynadığımız koca kayayı, sarp zirveleri… Şimdi toprak ana kar altında; kış uykusunda.

Keban Baraj Gölü üzerinden geçişini tamamlayıp alana iniyor uçağımız. Uçağın kapısına geldiğimde Anadolu’nun o soğuk havası çarpıyor yüzüme, dağlardan ovaya inen kar havası yalıyor yüzümü. Ciğerlerime çekiyorum soğuğu, ne de olsa Munzurlardan akıp geliyor bu hava. Özlemişim… Özlemek; sevmektendir! Diyerek…

Havaalanı servisi ile şehir merkezine doğru yol alırken, yapacağım görüşmelerin ön çalışma notlarını inceliyorum. Hazırlıklıyım, kayıt cihazım, sorularım tamam, eksik yok. Geriye randevu saatinde buluşma noktasında olabilmek kalıyor… Zamanında varılan buluşma yeri ve arka arkaya yapılan görüşmeler her ne kadar yorucu olsa da son derece verimli geçiyor, çalışmama katkısı düşündüğümden daha çok olacak… Artık yolumu gözleyen kuzenimin evine gidebilirim. Akşam saatleri havanın iyice soğuması ile kar yağmaya başlıyor Elazığ’a. Ertesi sabah Hozat’a gideceğim. Hozat ile yaptığım telefon görüşmesinden kar yağmakta olduğunu öğreniyorum.

Sabahın seherinde Hozat yoluna düşerken beyaz örtüyle kaplanmış Elazığ’a veda ediyorum. Bir hafta sonra dönüş için bir kez daha yolumun düşeceği Elazığ’a kısa süreli bir veda bu.

‘’Hozatın yolları bükülür gider
sırma saçların beline dökülür gider

bakın eller bakın şu güzele bakın
eğer bende gönlü yok ise gaz dökün evimi yakın’’

buk2

Evet, Hozat yolundayım. Aracımız bükülerek giden yolda Hozat’a doğru ilerlerken, Zeynel Kahraman’ın derlediği anonim Hozat türküsü dilimde. Usul usul mırıldanıyorum yolculuk boyunca. İlk kez 2008 yazında ziyaret ettiğim Hozat’a şimdi kış ortasında gidiyorum. Köylerin ilçe merkezi ile ulaşımının kesildiği çetin kış şartlarına tanıklık edeceğim. Hareket halinde ki araçtan fotoğraf çekmek ne zormuş, güzel bir kare yakaladım derken bir bakıyorum ya bir tabela ya da bir ağaç giriyor kadraja. Elektrik direkleri ve telleri ise cabası. Neye niyet neye kısmet meselesi hasıl oluyor. Yine de birkaç iyi kare yakalayabiliyorum. En azından Hozat’ın yollarının bükülerek gittiğini görüntüleme şansına eriyorum.

buk3

Ve işte Hozat…  Doğuda Dersim, batıda Çemişgezek kuzeyde Ovacık ve güneyde Pertek ilçeleri ile komşu, etrafı sarp dağlarla çevrili olan Hozat. Uzun bir caddede ilerleyerek ilçe merkezine varıyoruz. Her yerde kar var. Yol kenarları kar tümsekleri ile kaplı, kaldırımlar buz tutmuş. Düşmemek için dikkatli yürümek lazım. Dikkat edilecek bir diğer konu da çatılardan düşen kar kütleleri. Çatı altından yürürken birden başınıza düşebilir. Çarşı esnafı yeni günün hazırlığını yapıyor. Dükkanlarının önündeki karları kürüyor.

buk4

Ana caddede yürüyorum, ‘Sanat ve Sanatçıya Saygı Duvarı’ dikkatimi çekiyor. Neredeyse bütün duvarlarda ünlü kişiliklerin fotoğrafları ve sözleri var. Belediye başkanı Cevdet Konak’ın düşüncesi ile hayata geçirilmiş bir proje. Seyit Rıza’dan Aşık Veysel’e, Nazım Hikmet’ten Kazım Koyuncu’ya pek çok sanatçı ve tarihi şahısların fotoğrafı duvarlarda. En son asılan fotoğraflar ise hayatlarının baharında Van depreminde yaşamlarını yitiren Hozatlı iki gence ait. Biri gazeteci; Cem Emir, diğeri ataması yeni yapılmış genç bir eğitim neferi; Ercan Doğan. Gencecik, pırıl pırıl iki genç; ışıl ışıl gözleri ile gülüşleri yüzlerinde kalan…

Sokak aralarında ki gezime ara verip hükümet konağına gitme vakti. Hopı (Havuzlu) köyüne gidilecek. Misafiri olduğum dostumun bir yakının cenazesi var. Hopı köyü Hozat-Ovacık yolu üzerinde bir köy. Araçlara biniliyor, önde kar temizleme aracı arkasında cenaze konvoyu yol alıyoruz köye doğru. Hava kapalı, sis var. Yükselerek giden yolun iki yanında kar duvarları. Ardını görmek mümkün değil. Sis de bastırınca yalnızca önümüzde ilerleyen araçları görebiliyoruz. Neyse ki sis uzun sürmüyor ve biz de beyazın üzerinde mavi atlası görmeye başladık. Nasıl da aydınlanıyor insanın ruhu; gökyüzü ile buluşunca. Mavinin tonu mu, huzur veren yoksa mavi atlasın sonsuzluğu mu?

buk5

Mezarlığa vardığımızda hava iyice açıyor. Zor anlardır bu anlar. Geride gözü yaşlı, kederli aile bireyleri, dostları… Sevgi paylaşıldıkça arttığı gibi acı da paylaşıldıkça azalır. Yüreği acı ile kavrulan dostlarının acısını paylaşmak için burada Hozat halkı. Son bulan ömrü, ebedi yolculuğuna uğurlamak üzere… Mavi göğün altında, karlar arasında…

Hüzünlü ortamdan biraz uzaklaşma gereksinimi duyuyorum. Etrafımı incelemeye başlıyorum. Kuzeyde Munzur Dağlar’ı, batıda Sarısaltık Türbesi, doğuda Ağuçen Türbesi olduğunu öğreniyorum yanımdakilerden. Bu kısa bilgi Hozat’a yeniden yolumun düşeceğini çağrıştırıyor. Zaman darlığından şimdilik bu mümkün değil çünkü. Ayrıca Hozat sınırlarında bulunan Masum-u Pak Kalesi’ni, İn Mağarası ve Kilisesini, Dewres Cemal köyünü göremeden dönmek canımı sıkıyor.

Cenaze töreninden sonra yeniden Hozat’a dönüyoruz. Hozat’ın kışına tanıklık etmenin huzuru var içimde. Ve de üzerinde çalıştığım projenin bilgi ve belgelerini temin etmenin mutluluğu…

Seyahatten dönenlere söylenen bir söz vardır; ‘’yediğin içtiğin senin olsun, gezdiğin gördüğün yerleri anlat bize…’’ ben de kalemimin elverdiğince gezdiğim, gördüğüm Hozat’ı anlatmaya çalıştım. Ayrılık vakti geldi; yeni yolculuk Ovacık’a…

Mart, 2013

Yazı ve Fotoğraflar: Şükran Lılek Yılmaz

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.