İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Güre’de Antep Sofrası Zeugma

 

 

13210927_1116251358397839_410547934_o

Anadolu Lezzetleri sayfasını takip edenler bilirler genellikle yemeklerin öykülerini yazarken kısaca şehrin tarihinden de bahsederim. Fakat uzun bir aradan sonra yeniden yazmaya karar verdiğim bu günlerde, ilk yazı olması sebebiyle, yemek hikayesi yerine biraz yollardan bahsettikten sonra nerede ne yenir sorusunu cevaplayarak bitireceğim. Şair Kemal Özer’in Halk Ozanı Nesimi Çimen için söylediği gibi: “Yola çıkan yolda kalmaz Nesimi!” Haydi bakalım, yolculuk başlasın…

Mart ayının son günleri… Hiç gelmeyecek zannettiğim bahar nihayet geldi. Doğa kış uykusundan uyandı. Koyunlar kuzularıyla çayırlara yayıldı,  ağaçlar çiçeklerini meyveye bıraktı. Bizler de doğanın bu döngüsüne ayak uydurmaya çalışarak üzerimizdeki koyu, kalın giysilerimizi atarken daha ince renkli kıyafetlere bürünüyoruz.  Zor günler geçirdik, hâlâ da geçiriyoruz… Katliamlar, çatışmalar, ölümler… Ülke olarak baş etmeye çalıştığımız bu zorlu günleri geride bırakmaya, hayatın ritmine ayak uydurmaya, kısacası yaşamak için nefes almaya ihtiyacımız var.  Ben de bu saikle çıktım yola.

Ege’nin mavisine, zeytinin yeşiline dokunmak, biraz nefes almak için…

Yola çıkarken her ne kadar yanıma okumak için gazetemi ve kitabımı alsam da tek isteğim uyumak. İstanbul’u, gürültüsünü, kalabalığını geride bırakırken uyumak… Otobüs Susurluk’ta yemek molası verene kadar uyumuşum. Yemekten sonra yolculuğun en keyifli zamanı başlıyor. Balıkesir’i geçtikten sonra Edremit yolu. “Yenice Yolları Bükülür Gider” türküsünü bileniniz vardır. Musa Eroğlu’nun derlediği, Zülüf ak gerdana dökülür gider/yiğidin sevdiği güzel olunca/ömrü ardı sıra dökülür gider.. diye devam eden. Çok seyahat ettim, çok yer gezdim ve gördüm ki aslında Anadolu’da neredeyse bütün yollar bükülüp/kıvrılıp gidiyor. Bildiğim kadarıyla  yalnızca iki yolun türküsü var. Biri, Mersin Tarsus yolunu bağlayan Yenice yolu, diğeri de Dersim’in Hozat yolu.  Zeynel Kahraman’ın yazıp bestelediği Hozat türküsünün ilk sözleri ise şöyle: Hozat’ın yolları bükülür gider/sırma saçların beline dökülür gider/bakın eller bakın şu güzele bakın/eğer bende gönlü yok ise gaz dökün yakın evimi…  Her iki türkünün ortaklaştığı gibi yollar bükülüp gidiyor…

Balıkesir-Edremit yolu, Balıkesir’i, Havran, İvrindi, Edremit, Akçay, Güre ve Altınoluk gibi tarihi, turistik yerleşim merkezlerine bağlayan önemli bir yoldur. Güney’de İzmir’e, kuzeyde Çanakkale’ye kadar devam eden transit bir yoldur da aynı zamanda. Yol boyunca eşlik eden masmavi göğe uzanan karaçam ve kızılçam ağaçlarının gölgesinde, türkülerdeki gibi, bükülüp gider. Yol üzerindeki köyleri geçerken sıklıkla yemyeşil meralarda otlayan koyun ve keçi sürülerine rastlanır. Sürünün çobanı, kaval çalar mı bilinmez ama mevsim şimdiki gibi baharsa kuzuların ve oğlakların çayırlarda cirit attıklarına tanıklık ederiz. İşte o zaman tıpkı bahar havasının ılıklığında hoş bir duygu kaplar içimizi ve o duygu hiç gitmesin isteriz. Yaklaşık bir saat on beş dakika süren ve bükülerek ilerleyen bu yolda yeşilin bütün tonlarını seyre doyum olmaz.  İvrindi, Havran derken yol biter, Edremit’e varırız. Sonrası güneye dönerseniz Burhaniye, Gömeç ve Ayvalık, doğru devam ederseniz Akçay, Güre… Sizin terciniz ne olur bilemem lakin ben Güre’ye devam ediyorum. Başta da söylediğim gibi her şeyi geride bırakıp biraz soluklanmak, Ege’nin mavisine, zeytinin yeşiline dokunmak için..

13214586_1116251345064507_1214231483_o

Ve tabi yemek… Elbette asıl konumuzu unutmadım. Güre’de geçirdiğim o  birkaç günde keşfettiğim bir kebabı önereceğim sizlere. İncecik açılmış yufkanın içine yerleştirilen Adana kebabının üzerine bolca ceviz ve kaşar ekleyerek 10-15 dk. fırınlandıktan sonra dilimleniyor. Dilimlenmiş olarak servis tabağına alındıktan sonra közlenmiş yeşil biber ve domatesle zenginleştiriliyor. Tabağın ortasına yoğurt ve üzerine de Antep fıstığı serpilip sunumu yapılıyor. Erimiş kaşarın, cevizin etle buluşmasından damağınızda uzun süre unutmayacağınız bir tat bırakıyor. Olur da bir gün yolunuz, zeytin diyarı Edremit’in incisi Güre’ye düşerse Kazım Usta’nın ellerinden Buhara kebabını denemeden dönmeyin derim. Güre İskelesi’nde denize nazır sıcak mekanında, güler yüzüyle, sizi ağırlayacağından kuşkunuz olmasın.

Yeni lezzetlerde buluşmak dileğiyle.

Yazı ve Fotoğraflar: Şükran Lılek YILMAZ

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Translate »