İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Beşparmak Zirvesine Yolculuk (Mount Latmus)

Beşparmak Zirvesine Yolculuk (Mount Latmus)

(30-31 Ekim 2010)

 

Anadolu coğrafyasında tırmanma şansını yakaladığım her dağın kendine özgü bir tadı, karakteri vardı. Beşparmak Dağı zengin tarihi, jeolojik yapısı, arkeolojik kalıntıları ve eşsiz doğasıyla Anadolu Dağları içindeki en görülmesi gereken dağlardan birisiydi.

İklim tanrısının evine yolculuk başlıyor

Beşparmak Dağına ve onun en yüksek noktası olan Tekerlek Tepe zirvesine ilk ziyaretim acı bir olay sonrasında gerçekleşmişti. 21 Mart 2010 tarihinde bir kaza sonucunda kaybettiğimiz değerli ağabeyim Özel Pak’ı anmak için düzenlediğimiz tırmanış bu güzel dağla tanışmamıza vesile olmuştu. Onun heyecanla anlattığı bu güzel dağa beraber çıkmak mümkün olamamıştı fakat hatırası için çıktığım bu dağ bir emanet gibi kalbimde yer etmişti. Özel abi sayesinde tanıdığım Zirve Dağcılık Söke Temsilciliği üyesi olan iki değerli arkadaşım Türker Adakale ve İsmail Demirci’nin Beşparmak Dağında bir kamp yapacaklarını söylemeleriyle hiç düşünmeden bende dahil oldum. Hemen bir takım oluşturmalıydık. Özel Pak’ın ağabeyleri Kamil ve Bilal Pak bize rehberlik edecekti, malum Özel abiden sonra Beşparmak Dağlarını en iyi bilecek kişilerin başında geliyorlardı. İstanbul’dan Sevinç Aksüt, Söke’den İsmail Demirci, Savaş ve Türker Adakale, Selçuk ilçesinden de Bülent Turfanda, Aykut ve Tanyeli Yıldızalp’in katılmamla 10 kişilik bir ekip oluştu. Söke de kamp için gerekli eksik kalan ihtiyaçlarımızı da tamamlayarak 3 arabalık bir konvoyla dağın yolunu tuttuk.

 

Latmosun kucağında kamp

Selçuk ilçesinden Söke ilçesine yani İyonya’dan Karya’ya yaptığımız bu yolculuk aynı zamanda şimdilerde Karyağdı tepe yada Gümüş dağı diye bilinen Thorax dağından karşı komşusu olan Beşparmak yani Latmos dağına bir ziyaret olacaktı. Söke merkezinden yaklaşık 35 km süren bir yolculuk sonrası Çavdar köyüne ulaştık, köyü geçtikten sonra toprak bir yola girdik, kısa bir süre daha ilerledikten sonra kamp kuracağımız alana ulaşmıştık. Hava şartlarının uygun olmasını fırsat bilerek korunaklı olmamasına rağmen gözümüze kestirdiğimiz manzaralı bir yere kamp attık. Güneşin batmasına kısa bir süre kala çadırlarımızı kurduk ve etrafta güneşin batışını izleyebileceğimiz bir yer aradık, kısa bir gezinti ardından çevreye hakim kocaman bir kaya bulup üzerine çıkmayı başardık. Beşparmak dağında güneşin batışını izlerken bol bol fotoğraf çekip yaşadığımız güzel anların tadını çıkarmaya çalıştık. Güneşin iyiden iyiye kaybolması ile beraber bu güzel manzarayı geride bırakarak çadırlarımızın yanına dönmek zorunda kaldık. Kamp alanına döner dönmez akşam yemeği hazırlıklarına başladık, Sevinç Aksüt ve Tanyeli Yıldızalp şüphesiz mutfağın baş aşçılarıydı. Büyük kamp ateşi etrafında kısa süre içerisinde hummalı bir çalışma başladı, bir kamp için fazlasıyla lüks denebilecek bir sofra hazırlanmıştı bile, karnımızı doyurduktan sonra çaylarımızı içip ateş başında şarkılar türküler söylemeye başlamıştık bile. Kamp ateşimiz etkisini kaybetmeye başlamıştı fakat binlerce yıldız altında dostlarla yapılan sohbetin sıcaklığı kamp ateşinin sıcaklığını aratmıyordu, artık yatma vakti gelmişti nede olsa yarın 770 m yükseklikteki kampımızdan hareketle Beşparmak dağlarının zirvesine yani 1374 m yüksekliğindeki Tekerlek tepeye çıkacaktık.

 

Zirveye yolculuk başlıyor

Sabah erkenden kurulan kahvaltı akşamki yemeği aratmayacak kadar zengindi, özellikle çam fıstığı ve çam balından oluşan karışım kahvaltı sofrasının en iddialı gıdasıydı. Kahvaltı sonrası zaman kazanmak açısından çadırlarımızı toplayarak araçlarımıza yerleştirdik. Sırt çantalarımızın içine zirveye yapacağımız yolculukta gerekli gıda ve eşyalarımızı alarak yola koyulduk. Zirveye giden patika inişli çıkışlı ve 8 km uzunluğunda bol manzaralı fakat zorlu bir rota olacaktı. Henüz yolun başındayken görmeye başladığımız mantarlar oldukça çeşitli ve ilginç, bazıları ise oldukça büyüktü. Gidişte ve dönüşte patika boyunca bu mantarlardan bolca görüp fotoğraflama olanağı yakaladık. Yürüdüğümüz rotada sıkça gördüğüm pınarlar oldukça ilginçti, ne kadar eski olduklarını kestirmek zor, belki de Karyalılar da bu pınarlardan su içmişti, zirveye giderken zaman zaman üzerinde yürüdüğümüz antik yollar bu günlere kaldı ise pınarlar neden kalmasın ki. Bu düşünceler kafamda dolanırken biryandan da etrafımı çevreleyen müthiş manzara ve Beşparmak dağlarının eşsiz doğasının keyfini çıkarıyordum. Daha önce Doğu yönünden çıktığımız Tekerlek tepeye bu sefer Kuzey yönünden çıkıyorduk. Kuzey yönünden zirveye ilerlemek Doğu yönünden ilerlemekten çok daha kolay oluyordu. Yolun yarısı olduğunda Arap Avlusu mevkiinde mola verdik. Sinai’de ki Araplardan ve Arap Yarımadasından kaçan kaçan keşişlerden ismini aldığı bilinen bölgede gezinirken hala birçok yapı ve yapı kalıntısı görülebiliyordu.

 

Baca geçişi sonrası zirvedeyiz

Mola bittikten sonra adımlarımızı sıklaştırarak zirveye doğru ilerlemeye başladık. Çok geçmeden zirveye giden yolun kilit noktası olan baca geçişine gelmiştik, ilk önce çantalarımızı geçirdikten sonra kendimizde baca dediğimiz kaygan ve dar geçitten geçerek zirveyle aramızdaki son engeli de geride bıraktık. Artık Beşparmak dağlarının zirvesi olan 1374 m yüksekliğindeki Tekerlek tepeye çok yaklaşmıştık. İklim tanrısının zirvesinden yağmur ve rüzgârı eksik etmediği Tekerlek tepe bize oldukça misafirperver davranıyordu, rüzgârsız ve güneşli bir gün geçiriyorduk. Fazla tutamak olmayan ve oldukça dik çıkılan bir zirve bizi bekliyordu. Tek parça dev bir kayadan oluşan zirveye çıktığımızda kaygılarımızın ve yorgunluğumuzun yerini coşku ve huzur almıştı. Artık Bafa Gölü ve çevremizdeki dağlar ayaklarımızın altına serilmiş bir halı gibiydi, zirve defterine ikinci kez isimlerimizi ve duygularımızı yazdıktan sonra fotoğraf çekilmeye başladık, rüzgâr olmaması nedeniyle zirvede uzun süre kalabilmiştik. Etrafımı saran müthiş manzarayı izlerken Özel Pak’ı düşündüm, dağlara özellikle de Beşparmak Dağlarına ruhunu katan Özel abinin bu zirveden bakarken gördüğü manzarayı paylaşırken kendimi ona biraz daha yakın hissettim. Bu dağın birçok ziyaretçisi olmuştu ve olmaya da devam edecekti fakat Özel abinin bize emanet ettiği Latmos tutkusu bizi diğer ziyaretçilerden her zaman farklı kılacaktı. Hüzünlü ve derin düşünceler kafamızda dolanıyordu fakat herşeye rağmen sorunsuz ve başarılı bir faaliyeti geride bırakmıştık, bu huzurla ayrılıyorduk Tekerlek tepeden. Zirvenin hemen altındaki bir düzlükte karnımızı doyurduktan sonra inişe geçtik. Başarılı bir faaliyet daha geride kalmıştı, üçüncü Beşparmak dağı maceramızı Bafa Gölü Kapıkırı bölgesinde gerçekleştirmek üzere sözleştikten sonra faaliyeti sonlandırdık.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Translate »