Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

DENİZLİ Doğa Sevenler Derneği (DOSEV) üyeleri, kentin çeşitli bölgelerine düzenlediği doğa gezilerinde gizli kalmış doğa harikası yerleri keşif ediyor. Daha önce Çameli İlçesi’nde kanyon keşfeden DOSEV üyeleri bu kez de yerel halkın Su Uçan ismiyle andığı doğa harikası şelaleyi keşfetti.

DOSEV, hafta sonları üyelerinin katıldığı doğa gezileri düzenleniyor. Dernek üyeleri, gezilerde özellikle araçların giremediği, zorlu doğa koşullarının hakim olduğu, ayak basılmayan bölgeleri seçiyor. Profesyonel dağcılar eşliğinde doğa yürüyüşlerine katılan DOSEV üyeleri, doğa gezilerinde adeta gizli kalmış cennetlerini de keşif edip, kayıt altına alıyor. Daha önce Çameli İlçesi’nde Gavur Deliği kanyonunu bulan DOSEV üyeleri, turizme kazandırılması için fotoğraflarını ve görüntülerini çekip, sosyal medyada yayınlamıştı. Ardından aynı bölgede Su Uçuran şelalesini keşif eden doğa hayranları, en son düzenledikleri gezide ise yine doğa harikası bir şelale buldu. Sadece bölgedeki birkaç yerel halk tarafından bilinen ancak turizm literatüründe bulunmayan şelalenin fotoğraflarını ve görüntülerini çeken DOSEV üyeleri, sosyal medyada paylaştı.

DOSEV Başkanı Ümit Şıracı, amaçlarının kentin doğa harikalarını turizme kazandırmak olduğunu belirterek, “Biz DOSEV olarak hafta sonları doğa gezileri düzenliyoruz, bu gezilerde genelde araçların giremediğini, doğa koşullarının ağır olduğu bölgeleri seçiyoruz. Karşılaştığımız doğa harikası yerler görüyoruz. Bunlar turizm literatüründe bulunmuyor. Sadece bölgede yaşayan yerel halktan bazıları biliyor. Bizde bu doğa harikası yerleri keşif edip, tanıtmaya çalışıyoruz. Amacımız, kentimizin güzelliklerini insanları göstermek” dedi.

 

 

 

 

(hurriyet.com.tr)

RODOS ADASINA YOLCULUK – YUNANİSTAN Tarih: 29-31 Temmuz 2017 Anadolu Coğrafyası yolcuları olarak yine düşüyoruz yollara. Arkadaşlar bu yolculukta feribot kalkış yeri, Rodos Adasına ulaşım ve ada içi ulaşım gibi konularda beraber hareket edeceğiz. Baştan söyleyelim bu turistlik bir gezi değil, hizmet ve konfor beklentisi olanlar kesinlikle katılmasınlar. Bizim ekibimiz standart tur anlayışı dışında seyahat […]

Read More

Arkadaşım İsmail Demirci rehberliğinde yeni ve harika bir rotada çok güzel bir dağ ve arkeoloji yürüyüşü gerçekleştirdik. Faaliyetimiz mükemmel bir havada ve harika bir rotada gerçekleşti. Doğanın eşsiz güzelliğine zengin arkeolojik kalıntılar eşlik ederken havanında mükemmel olması faaliyetimizi unutulmayacak etkinlikler arasına soktu. Spor yaptık, doğanın huzurlu atmosferinde ruhumuzu dinlendirdik, arkeoloji konusunda gözlemler yapıp fazla bilinmeyen bir bölgeyi ayrıntılı keşfettik. […]

Read More

MİDİLLİ ADASI (LESVOS) – YUNANİSTAN Tarih: 24-25 Eylül 2016 Anadolu Coğrafyası yolcuları olarak yine düşüyoruz yollara. Arkadaşlar bu turda Midilli Adasına ulaşım ve feribot ile adaya geçiş konusunda beraber hareket edeceğiz. Cuma geç saatte yola çıkar sabah erkenden limanda oluruz. Adaya indikten sonra önceden fiyat aldığımız bir firmadan uygun koşulla araç kiralayacağız. Geriye bu muhteşem […]

Read More

Seyahat etmek için zaman bulduğunuzda hep aynı yerlere gitmekten sıkılmadınız mı? İşte ülkemizin çok da bilinmeyen ama görülmesi gereken yerleri….

1(5)

Mezovit – Rize
Kaçkar Dağları’nın eteklerinde kalan Mezovit bölgesi özellikle yaz aylarında buzul ve dağ manzaraları eşliğinde mükemmel görüntüler sunmaktadır. Rize-Artvin sınırları arasında kalan bu bölgeye Ayder Yaylası’ndan ulaşılabilmektedir. Genellikle sadece dağcıların ziyaret ettiği bu bölgeyi mutlaka trekking planlarınıza ekleyin.

2(4)

Kula – Manisa
Manisa’nın Kula ilçesinde yer alan bu peribacaları yerel halk arasında “Kuladokya” olarak adlandırılmakta. Kapadokya kadar güzel olup hatta el değmediği için oradan daha bakir olduğu bile söylenebilir. Kula Peribacaları’na, Kula ilçe merkezinden Uşak yönüne doğru giderek ulaşılabilir.

3(5)

Clandıras Köprüsü – Uşak
Clandıras Köprüsü, Uşak’ın Karahallı ilçe sınırları içerisinde yer alan Frigyalılar döneminden kalma tarihi bir köprüdür. Yaklaşık 2500 yıl önce yapılan köprü, çeşitli dönemlerde yapılan yanlış restorasyon çalışmaları nedeniyle yepyeni bir hal alsa da, gidilip görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Bu arada Karahallı’ya kadar gitmişken meşhur ciğerinden yemeyi de unutmayın.

4(5)

Işıklı Gölü – Denizli
Işıklı Gölü, Denizli’nin Çivril ilçesi sınırları içinde yer alan küçük bir göl. Meşhur Bursa Gölyazı’nın daha bakir hali olduğu söylenebilir. Işıklı Gölü’nde sazan ve çeşitli diğer tatlı su balık türleri yetiştirilmekte. Onları yakalamakta bu renkli kayıklara düşüyor. Denizli’ye yolunuz düşerse Işıklı Gölü muhteşem doğallığıyla sizi bekliyor olacak.

5(4)

Büğrüm Köprü – Antalya
Roma İmparatorluğu döneminden kalma bu köprü Antalya’da yer almaktadır. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerini görmüş olan bu köprü hala tüm bakirliği ve doğallığıyla ayakla durmaktadır. Bu köprüye Köprülü Kanyon Milli Parkı içinden ulaşılabilir.

6(4)

Blaundus – Uşak
Blaundus Antik Kenti, Uşak ilinin Ulubey ilçe sınırları içerisinde yer almakta. Birinci derece sit alanı ilan edilen bölgede dünyaca meşhur Stonehenge benzeri yapılar yer almakta. Büyük İskender tarafından kurulan bu küçük yerleşim yeri aktif olarak turizme kazandırılmadığı için hala bakir ve doğal güzelliğini koruyor.

7(2)

Karataş Gölü – Burdur
Karataş Gölü Burdur, Tefenni ovasında yer alan küçük ve sığ bir tatlı su gölüdür. Karamanlı ilçe sınırlarında ve 1190 hektar büyüklüğündedir. Uluslararası sulak alanlar listesinde bulunan göl, 1985 yılında yaban hayatı koruma alanı kabul edilmiştir. Gölün rakımı 1050 metre, en derin yeri 2 metredir.

8(1)

Banaz – Uşak
Banaz ilçesi Uşak il sınırları içerisinde kalmaktadır. Uşak 42 göl ve göletiyle Türkiye’nin en fazla gölüne sahip olan tek ilidir. Göller yerleşim birimlerine çok uzak bir konumda yer aldığı için ışık kirliliğinden tamamen uzak, doğal ve bakir yapısını korumaktadır. Özellikle gece saatlerinde gidildiğinde aysız günlerde, mükemmel yıldız manzarası görülmektedir.

9(1)

Mençuna – Artvin
Karadeniz’e yolu düşenlerin mutlaka uğraması gereken yerlerden biri olan Mençuna Şelalesi, Artvin ilinin Arhavi ilçe sınırları içerisinde yer almaktadır. Sadece yaya olarak ulaşılabilen muazzam güzellikteki şelalenin yolu patika olmakla beraber, içerisinde yüzülebilecek kadar temiz ve doğallıktadır.

10(1)

Baltalı – Uşak
Baltalı Gölü, Uşak Banaz ilçe sınırları içerisinde yer almaktadır. Göl etrafında piknik ve kamp yapılabilir. Göl suyunda sazan balığı tutulabilir. Baltalı Gölü yapay bir gölet olmasına karşın, doğal görünümü etrafını saran yemyeşil ormanlarıyla Abant ya da Yedigöller’den aşağı kalır yanı yoktur.

11(1)

Karçukuru – Antalya
Karçukuru bölgesine Antalya, Geyikbayırı istikametinden erişilebilmektedir. Torosların eteklerinde yaklaşık 2000 metrede yer alan bu küçük yayla yerleşimi, kışın yoğun karlı olmasına rağmen bahar aylarında sapsarı çiçeklerin açtığı manzarasına doyum olmaz bir güzelliğe bürünmektedir. Yolu tamamen asfalt olan bölge maalesef hak ettiği ilgiyi görememektedir.

12(1)

İsimsiz Göl – Rize
Rize’nin yayla bölgelerinde kalan bu güzel göl kışın kar ve buzla kaplı olsa da, yazın turkuaz rengiyle ziyaretçilerini büyülüyor. Ulaşım için herhangi bir yolu bulunmayan bu güzel küçük göle Ayder Yaylası, Yukarı Kavrun istikametinden yaya dağ patikalarından erişilebiliyor.

13(1)Bilgelik Vadisi – Antalya
Bilgelik Vadisi, turizmin cenneti Antalya’da bulunmasına rağmen çoğu Antalyalı tarafından bile bilinmeyen doğal bir güzellik. Yaklaşık 600 metre yüksekliğinde uçurumlardan meydana gelen bu kanyonun tabanından ise turkuaz rengiyle Köprüçay Nehri akmakta. Bu vadi henüz hiçbir turizmci tarafından keşfedilmediği için herhangi bir ulaşım yolu bulunmamakta, sadece yaya olarak orman yollarından ulaşılabilmektedir.

(kadinvekadin.net)

 

2015 Yılında Türkiye’den En Önemli 10 Arkeolojik Keşif

 

Arkeoloji dünyasında tarihi eser kaçakçılığı, definecilik, tahribat, restorasyon faciaları ve yıkımlarla geride bıraktığımız yılda sürdürülen bilimsel kazılarda birbirinden değerli keşifler de yapıldı. Türkiye’in çeşitli yerlerinde yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında tarihsel olarak geniş bir yelpazede kültür varlıkları bulundu. 2015 yılında Türkiye’de yapılmış olan ve aralarında mozaiklerin, resimlerin, tapınakların, tahtların bulunduğu bu keşiflerin en etkileyici 10 tanesini belirledik.

1-Mersin’deki Olba Antik Kenti’nde Bulunan 1800 Yıllık Mozaik

olba

Mersin’in Silifke İlçesi’nde bulunan Olba Antik Kenti’nde üç portreden ve pelerinli melekten oluşan mozaik bulundu. Yapımında kullanılan tessera büyüklükleri 1 cm.’den az olduğu için son derece ince ve özenli bir yapı gösteren ve yaklaşık 35 metrekare büyüklüğünde olan mozaik; çok sayıda renkli taş ve cam tessera sayesinde renkli, ince ve gösterişli bir görüntü barındırıyor.

İki farklı pano ve bunları birbirinden ayıran baklava dilimi motiflerinden oluşan mozaiğin panolarından birinde, geometrik bezemeler arasında birer kadın ve ortada bir erkek olmak üzere toplam üç portre yer alırken, portrelerin Yunanca yazıtlar uyarınca, Tryphe, Bios ve Lucia (?) olarak tanımlandığı ve yaşamı, lüksü sembolize ettikleri belirtiliyor. Diğer panoda ise, beş tabloda kanatlı ve pelerinli melek  tasviri görülüyor.

İlk belirlemelere göre MS. 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyılın ilk yarısı arasındaki döneme tarihlenen mozaik ile ilgili restorasyon ve konservasyon çalışmaları devam ediyor.

2- İzmir’de Bulunan Atinalılar ile Spartalıların Savaştığı Antik Ada

arginus-adası

İzmir’in Dikili ilçesinde antik kaynaklarda da bahsedilen ve Atinalılar ile Spartalıların savaştığı üçüncü Arginus Adası bulundu.

Dikili ilçesinde yer alan Bademli köyünde yürütülen yüzey araştırmalarında, jeoarkeologların çalışmaları ile buradaki yarımadalardan birinin antik dönemde aslında bir ada olduğu ve kara ile arasındaki boğazın alüvyonlarla zamanla dolduğu anlaşıldı. Böylece antik yazarların sözünü ettiği ve üzerinde Kane Antik Kenti’nin bulunduğu üçüncü Arginus adasının bu yarımada olduğu anlaşıldı.

Antik kent MÖ 191/190 yılında, Romalıların III. Antiochos’a karşı verdikleri savaşta donanmalarının kışı geçirmesi için seçtikleri liman olarak tarihte bilinmekteydi. MÖ. 406 yılında ise kentin hemen güneybatısında ünlü Arginus Deniz Savaşları gerçekleşti. Atinalılar ile Spartalılar arasındaki bu savaş sonrasında yaşananlar antik dönemin en ilginç olaylarından biri olarak tarihe geçti. Savaşta Atinalılar Spartalılara karşı büyük bir zafer kazanmış olsalar da, komutanları, batan gemilerindeki yaralı askerlerine yardım etmedikleri ve ölülerini gömmedikleri için, memleketlerine döndükten sonra yargılandılar ve idam cezasına çarptırıldılar.

Yaklaşık MÖ. 63 ile MS. 23 yıllarında yaşamış olan Coğrafyacı Strabon burada üç tane adanın varlığından söz ediyordu. Strabon’un verdiği bilgilerden yola çıkarak bu adalardan ikisinin Garip Adası ve ile Kalem Adası oldukları anlaşılıyordu. Ancak üçüncü adanın yeri bir türlü tespit edilememişti. Bu yıl yapılan araştırmalar sonucunda bu adanın da yeri saptandı.

3- Aşıklı Höyük’te Bulunan 10.000 Yıllık Hasır

aşıklı-hasırı

Orta Anadolu’nun en eski yerleşimi Aşıklı Höyük’te, bir evin tabanının altında, hasıra sarılı olarak gömülmüş bir çocuğun mezarı bulundu. En eski hasır örneklerinden biri olan keşif, on bin yıldır süregelen hasır kullanımına ışık tutuyor.

Hasır kalıntısı, Aşıklı Höyük’ün en erken tabakalarına ait oval planlı ve toprağa yarı-gömük bir evin altında bulundu. Bu ev yaklaşık 10.100 yıl öncesine tarihleniyor. Ortaya çıkarılan hasırın olağanüstü şekilde korunmuş olması, hasırın malzemesi ve yapım tekniği üzerine de bilgiler elde edilmesini sağladı.Hasırın bölgedeki sulak alanlarda yetişen Phragmites australis türü kamışlardan yapıldığı keşfedildi. Bu kamışlar kesilerek şeritler halinde hazırlandıktan sonra, birbirleriyle 90 derece açı yapacak şekilde alttan ve üstten geçirilerek örülüyordu. Bu yöntem günümüz geleneksel köy evlerinde tavan hasırı örmede kullanılan yönteme de çok benziyor.

Hasır örneği sayesinde dönemin teknolojisi, kullanılan aletler ve bitki kalıntıları yoluyla çevresel özellikler gibi pek çok konu aydınlatılabilecek. Bunun yanında keşif, topluluğun inançları ve ölü gömme uygulamaları hakkında da yeni bilgiler sağlıyor.

4- Aslantepe’de Bulunan 5000 Yıllık Kerpiç Taht

kerpiç-taht

Anadolu’nun ilk şehir devletinin yer aldığı Aslantepe’de bu yıl yürütülen kazılarda 5 bin yıllık olduğu tahmin edilen kerpiç taht bulundu.

Malatya’daki Aslantepe Höyüğü’nde bulunan ve bilinen eski kerpiç saray olduğu belirtilen yapıda bulunan tahtın, MÖ. 3000’li yıllara ait olduğu tahmin ediliyor. Taht, sarayın içerisinde kamusal bina olarak kullanıldığını düşündükleri bölümde bulundu.

Tahtın arka kısmında iki pencere bölmesi bulunuyor ve insanların sarayın ön kapısından avluyu takip ederek tahtın olduğu platforma geçip, kral ya da şefin huzuruna çıktığı düşünülüyor. Bulunan yapının vedlet sisteminin başlangıcına dair önemli veriler sunması bekleniyor.

5- Hatay’da Bulunan 1500 Yıllık Kutsal Havariler Kilisesi

kutsal-havariler-kilisesi

Hatay’ın Arsuz İlçesinde ilk kez gerçekleştirilen arkeolojik kazıda, Geç Roma dönemine ait 1500 yıllık Kutsal Havariler Kilisesi bulundu.

Birinci dеrеcе аrkеоlоjik sit аlаnı ilаn еdilеn bölgеdе yаpılаn kаzı çаlışmаlаrındа bulunаn Lаtincе yаzılаrdа kilisеnin аdının Kutsаl Hаvаrilеr Kilisеsi оlduğu ortaya çıktı. Yazıtlar hakkında önümüzdeki zamanlarda yapılacak incelemeler ile daha detaylı bilgilere ulaşılacak.

Gün yüzünе çıkаrılаn vе üzеrindе ‘Adаm’ yаzаn insаn figürü mоzаiği hаkkındа hеnüz nеt bir bilgi оlmаsа dа, hаyvаn figürlеrinin Rоmа dönеminin yаnsımаsı оlduğu vе cеnnеt tаsviri оlаrаk аdlаndırıldığı belirtildi. Kazılarda bulunan mоzаiklеrin ise Rоmа’nın ikiyе bölündüktеn sоnrа, Hristiyаnlık dininin еtkisi içеrisinde, dеvlеt yönеtiminin kоntrоlünün tаmаmеn dinе bаğlı оlduğu bir dönemde yapıldığı düşünülüyor. Kilisеnin iki büyük kаnаtlı аnа giriş kаpısının yеri, su sistеmini göstеrеn kаnаllаrı vе vаftiz hаvuzu оlduğu tаhmin еdilеn bir çukur kеşfеdilsе dе hеnüz kilisеnin ölçеği vе büyüklüğü tаm оlаrаk bilinmiyor.

6- Kapadokya’da Bulunan Devasa Antik Yeraltı Şehri

kapadokya-yeraltı

Toki’nin, Nevşehir’deki kentsel dönüşüm projesi kapsamında 1500 yapıyı yıktığı alanda dev bir yeraltı şehri bulundu.

Nevşehir’de, bir tepenin zirvesinde yer alan Bizans kalesinin altında keşfedilen kentin büyük bölümü henüz ortaya çıkmamış olsa da ilk araştırmalar, kentin büyüklüğü ve diğer özellikleri açısından, daha önce bulunan ve 20.000 kişinin yaşayabileceği alana sahip Derinkuyu’dan daha büyük olabileceğini gösteriyor. Yeraltı şehrinde yıl içerisinde yapılan temizlik çalışmalarında yaşam odaları kaçış tünelleri bulundu.

Antik yeraltı şehrinin bulunmasının ardından bölgedeki Toki çalışmaları durduruldu ve proje başka bir bölgeye taşındı. Ancak bölgenin 3. Derece sit alanı ilan edilmesi ve yeraltı şehrinin butik otel yapılma kararının çıkması çok sürmedi.

7- Ani Ören Yeri’nde Bulunan Tarih Öncesi Kaya Resimleri

kaya-resimleri

Kars Ani Ören Yeri yakınlarındaki Alem Köyü’nde tarih öncesi döneme ait kaya resimleri bulundu.

Kazıma tekniği ve kökboya tekniğiyle yapılmış resimlerin tescili için işlemler başlatıldı. At, köpek, dağ keçisi, geyik ve insanı betimleyen 14 kaya resminin tarihi ise henüz netlik kazanmadı.

Bu keşifle beraber hali hazırda birçok kültür varlığına ev sahipliği yapan Ani Ören Yeri’nin geçmişinin çok daha eskiye dayandığı ortaya çıkmış oldu. Ani Ören Yeri’nin, önümüzdeki sene UNESCO Dünya Mirası Asıl Listesi’ne girmesi için başvuru yapılacak.

8- Perge’de 34 Yıl Sonra Bulunan Telesphoros Heykelinin Başı

heykel-başı

1981 yılında Perge Antik Kenti’nde gövdesi bulunan sağlık tanrısı Asklepios’un oğlu Telesphoros heykelinin kayıp başı 34 yıl sonra bulundu.

Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu Prof. Dr. Jale İnan tarafından 1981 yılında Perge antik Kenti’nde günyüzüne çıkarılan sağlık tanrısı Asklepios’un oğlu Telesphoros’un başı 2015 yılında bulundu ve ait olduğu gövdeye yerleştirildi.

MS. 2. Yüzyıla tarihlenen sağlık tanrısı Asklepios’un heykeli bulunduğunda, ayak ve gövdeye yakın iki parça ve bunlara ekli küçük bir çocuk vücudundan oluşan heykeldeki çocuğun kafası yoktu. 2015 yılındaki kazılarda ise Helenistik kulenin önünde cadde temizliği yapılırken yüzeye yakın bir tabakada çocuk heykeli başı bulundu. Heykel başı müzeye getirildikten sonra 34 yıl önce bulunan heykelin eksik parçası olduğu anlaşıldı.

9- Çayönü ve Çatalhöyük’te Bulunan En Eski Balmumu Kalıntıları

balmumu

Avrupa, Anadolu, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da bulunan seramikler üzerinde yapılan kimyasal analizler, insanların 8,500 yıldır bal arılarından faydalandığını ortaya koydu. Dünyanın en eski balmumu kanıtları Anadolu’daki MÖ 7. binyıla tarihlenen Neolitik yerleşimlerde, Çayönü ve Çatalhöyük’te bulundu.

Doğu Anadolu’a MÖ 7. binyıla tarihlenen Çayönü’nden incelenen 83 kabın 2’sinde balmumu kalıntısı bulundu. Kapların birinde düşük, diğerinde ise yüksek oranda ve memeli hayvan yağıyla karışmış şekilde balmumu kalıntısı keşfedildi. Orta Anadolu’da, başlıca Çatalhöyük’ten gelen 650 kabın incelemesinde fazlaca hayvansal yağ bulunsa da, sadece 1 adet kapta muhtemel balmumu kalıntıları bulundu. Çatalhöyük’teki bir duvar resminde bal arısı kovanına benzer şaşırtıcı bir betimin olması buradaki olası ve bal ve balmumu kullanımına işaret ediyor olabilir.
10- İstiklal Caddesi’nde Bulunan Bizans Nekropolü

garibaldi

İstanbul’un İstiklal Caddesi’nde İtalya’nın ünlü ulusal kahramanı Giuseppe Garibaldi adı ile bilinen binanın restorasyonunda Bizans Dönemi’ne ait 8 mezar bulundu.

İtalyan birliğini kurarak İtalya’nın tek bir ülke olarak kurulmasını sağlayan ulusal kahraman Giuseppe Garibaldi, 1863 yılında İstanbul’da İtalyan İşçi Yardımlaşma Derneği’ni kurdu. Cemiyet’in bugün halen faal olan binası 1885 yılında açıldı. Bina 1910 yılında kapsamlı bir değişime uğrayarak bugünkü halini aldı. “Societa Operaia Binası” bilinen adıyla “Garibaldi” binasında yapılan restorasyon çalışmaları bilinmeyen Bizans nekropolünü ortaya çıkardı.

Arkeologlar, komşu binaların altında da bu tür mezarlar olabileceğini ileri sürüyor.

 

KAYNAK: ARKEOFİLİ · 17 ARALIK 2015

SAKLIKENT KAMPLI KEŞİF YÜRÜYÜŞÜ Tarih: 26-27 Aralık 2015 Faaliyet hakkında: 2015 yılının son faaliyetini kanyonu ile dünyaca ün salmış turistlik bir yer olan Saklıkent bölgesinde gerçekleştireceğiz. Saklıkent çevresine gözden kaçıp uzun süre fark edilememiş olan eski yürüyüş yolları şubemizin yakından tanıdığı üyelerimizden biri olan Selim Korkmaz ve Ali Yücel tarafından keşfedildi. Bizlerden önce rota ve […]

Read More

Merhaba değerli takipçilerimiz. 25-29 Kasım 2015 tarihlerinde Bulgaristan, Makedonya, Kosova ve Yunanistan’ın topraklarından geçerek güzel bir rota hazırlığı yapacağız. Önümüzdeki dönemde sizlerinde katılabilmesi için altyapı amaçlı gideceğimiz turu 6 kişilik keşif ve araştırma uzmanı bir ekip ile tamamlamayı planlıyoruz. İlan edeceğimiz etkinliğe katılmak ve bilgi almak için aşağıdaki linki kullanarak isim soyadı, e-posta adresi ve […]

Read More

Özgür Aydoğan’ın kaleme aldığı “Via Sebaste Antik Yolları yolculuk” hakkındaki yazı, Anadolu Coğrafyası ekibinin sıcak hava ve zorlu doğa koşullarına rağmen tamamlamayı başardığı 30 km uzunluğundaki rotada gerçekleşen yolculuğun hikayesini ve Via Sebaste Antik Yollarının fazla bilinmeyen geçmişini anlatıyor. Kendilerinden sonra bu rotada yürüyeceklere de kaynak olacak şekilde hazırlanan yazı doğa sporları meraklıları ve maceracı […]

Read More

Türkiye’nin çeşitli il ve ilçelerinden gelen 20 maceracı Karya Coğrafyasını baştanbaşa geçmek için başlattıkları yürüyüşün ilk etabını tamamladılar. Anadolu Coğrafyası ve Zirve Dağcılık işbirliği ile Özgür Aydoğan rehberliğinde gerçekleşen faaliyetin ilk etabına katılanlar Karya’lıların Artemis’e hac için gelirken kullandıkları yolun izlerini aradılar. İlk gün Selçuk ilçesindeki Efes Antik Kenti, Antik Köprü, Hitit Kabartması, Kilise, Acarlar, […]

Read More