Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

İzmir’de bir genç kız, tırmandığı kayalıklardan düştü. Talihsiz genç, olay yerinde hayatını kaybetti.

İzmir’in önemli tırmanma merkezlerinden Buca Kaynaklar mevkii bu kez acı bir olaya ev sahipliği yaptı.

Tırmanıp doğayla iç içe bir hafta sonu geçirmek isteyen 33 yaşındaki Leyla Kara fotoğraf çekmek için tırmandığı kayalıklardan düştü. Çevredekilerin haber verdiği sağlık ekipleri, genç kızın düştüğü noktada hayatını kaybettiğini belirledi.

Arkadaşları arasında doğa gezgini olarak bilinen ve sık sık kamplara katıldığı belirtilen Kara’nın naaşı otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı.

Genç kızdan geriye kalan son fotoğrafsa işte bu oldu:

 

 

 

(kanalben.com)

İzmir’in Buca ilçesine bağlı Kaynaklar köyünde bulunan Kaynaklar Kaya Tırmanış Bölgesinde kaza sonucu bir kişi kayalıklardan düşerek hayatını kaybetti. 28 Mayıs 2017 Pazar günü kaya tırmanışı yapan arkadaşlarını fotoğraflamak için Agil Sektörü denilen kayalık alanda emniyetsiz şekilde kayalıklara çıkan Leyla Kara isimli kişi, yaklaşık 10 metreden düşerek hayatını kaybetti. Cenaze aracı ve ambulansın olay yerine ulaştığı fakat talihsiz kaza sonrası Leyla Kara […]

Read More

 

 

İstanbul’dan gelen profesyonel dağcı Serdar Ayrılmaz, dün Çamardı İlçesi’ndeki Demirkazık Dağı Cımbar Vadisi’ne tırmanışa geçti. Saat 21.00 sıralarında Çamardı İlçesi’nde oturan kardeşi Ayrılmaz’ın eve gelmemesi üzerine olayı jandarmaya bildirdi. İhbar üzerine AFAD, UMKE ve jandarma ekipleri, Serdar Ayrılmaz’ı bulmak için dün saat 22.00’de arama başlattı.

 

CENAZESİ BULUNDU

Demirkazık Dağı’na tırmandıktan sonra kaybolan 56 yaşındaki Serdar Ayrılmaz’ın ölü olarak bulunduğu bildirildi.

Kaya tırmanışı sırasında büyük bir kaya kütlesinin kopması sonucu yüksek bir yerden düşerek yaşamını yitirdiği belirtilen profesyonel dağcı Ayrılmaz’ın cenazesine ulaşan ekipler, helikopter desteği istedi. Olumsuz hava koşulları nedeniyle helikopter havalanamadı. Zor dağ koşulları nedeniyle güçlük çeken ekipler, cenazeyi yarın bulunduğu yerden çıkarmayı deneyecek.

AKUT temsilcisi Nedim Urcan, Ayrılmaz’ın cenazesinin vadi içerisinde olduğunu, yürüyen ekiplerin o bölgeye yaya olarak inmelerinin riskli görüldüğünü, bu nedenle helikopter desteği istediklerini anlattı. Bu mevsimde dağcıların kaya düşme olayıyla sık karşılaştığını aktaran Urcan, “Arama helikopteri 8 sorti yaparak tarama yaptı. Ancak bölgenin derin olması nedeniyle ve kıyafetinin koyu olduğu için helikopterle görünmedi. Aciliyeti olmadığı için yağmur yağacağı için kazazede bulunduğu yerde bırakılacak. Ekipleri 200 metre aşağı indirmemiz gerekiyor, bu durumda ekipler için çok riskli. Helikopter yarın sabah hava iyi olursa gidip alacak” dedi.

DAĞCININ GÖZDESİ DEMİRKAZIK

Aladağlar, heyecan ve macera tutkunu dağcıları bir mıknatıs gibi kendine çekiyor. Aladağlar’ın en yükseği 3 bin 756 metrelik Demirkazık dağının zirvesine tırmanmak her dağcının hayali. Sarp tırmanışların başladığı yüksekliklerde, güneşin keyfini çıkaran sevimli yer sincapları bulunuyor. Yılda yaklaşık 4 bin dağcı, Demirkazık’a doyumsuz heyecanı, eşsiz manzarayı ve bakir doğayı keşfetmeye gidiyor. Zaman zaman yaşanan tırmanış kazaları, kar ve tipi nedeniyle yaşamı noktalayan hüzün tabloları yaşansa da, Aladağlar dağcıların en gözde mekanlarından biri olmayı sürdürüyor. Bu bölge için dağcılar genellikle 7 günlük program yapıyor.

ÖLENLERİN SAYISI 17’YE YÜKSELDİ

Profesyonel dağcı Serdar Ayrılmaz’ın da yaşamını yitirdiği Demirkazık’ı da kapsayan Aladağlar’da son 61 yılda son olayla birlikte yaşamını yitirenlerin sayısı 17’ye yükseldi. Ölen dağcıların adları şöyle:

– Engin Kongar (21) – 8 Eylül 1956- Demirkazık batı (düştü)

– Sermet Taş (22) -27 Ağustos 1969, Aladağ Sıyırma doğu (düştü)

– Faruk Süner (27) – 20 Nisan 1975, Demirkazık batı, (çığ)

– Rezzan Okşar (21)- 20 Nisan 1975, Demirkazık batı, (çığ)

– Saadet Güçlü (19)- 1975, Aladağ Kaldı buzul (düştü)

– Mümtaz Çankaya (36)- 31 Ocak 1988, Aladağ Karamuk boğazı (düştü)

– Soner Ünsal (22) 30 Mart 1999 (düştü)

– Fransız Etiene Cortois (48)- Nisan 1999 -Demirkazık (çığ)

– Zümrüt Işık (22), Bahar Ural (22), Nilgün Acar (23) ve Soner Kolçak (24) (Hacettepe Üniversitesi Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü) 11.2.2006 – Demirkazık (çığ)

– Utku Kocabıyık (25), Seza Bürkan Yüksel (23) – 1 Ocak 2007- Demirkazık- Apışkara (düştü)

– Tanju Duru (45-Müzisyen) 2.10.2008 – Demirkazık-Akçaygeçiti- kayarak düşme

– Özgür Bodur (33- Antrenör) 25 Mayıs 2016- düşme

 

 

(dha.com.tr)

Dünyanın en iyi dağcıları arasında gösterilen Ueli Steck (40) dünyanın en yüksek dağı olan Everest’e tırmanma denemesi sırasında hayatını kaybetti. İsviçreli dağcının yamaçtan düştüğü sanılıyor.

Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan Nepal Dağcılık Birliği Başkanı Ang Tsering Sherpa “Nuptse duvarında bu sabah bir kaza geçirdi ve öldü. Kaymış gibi görünüyor” diye konuştu.

40 yaşındaki Steck’in Nisan ayı başından beri Nepal’de olduğu ve Everest’e daha önce hiç kullanılmamış bir rotayı kullanarak tırmanmak üzere hazırlık yaptığı belirtiliyor. Steck’in hem Everest Dağı’na (8848 metre) hem de komşu Lhotse Dağı’na (8561 metre) tek bir geçiş yolu üzerinden ve oksijen tüpü kullanmadan 48 saat içinde tırmanmayı hedeflediği kaydediliyor. Dağcının tırmanışa hazırlık turu sırasında yamaçtan kaydığı zannediliyor.

Rekortmen dağcının daha önce kullanılmayan bir rotayı kullanmak istemesi, 2013 yılında yaşanan bir olaya dayandırılıyor. Steck ve iki Batılı dağcıyla kendilerine kılavuzluk eden Şerpalar arasında 2013 yılında bir kavga yaşanmıştı. Şerpalar Batılı grubun kendi gruplarını tırmanış sırasında tehlikeye soktuğunu, hakaret ve tehdit edildiklerini ileri sürmüştü. Olay, Batılı dağcılarla Himalayalar’da yaşan ve genellikle düşük ücrete onlara kılavuzluk eden Şerpaların arasının açılmasına neden olmuştu.

Kavgayla ilgili bir İsviçre haber sitesine konuşan Steck “güvenini kaybettiğini” ve bir daha Everest’e dönmemeye yemin ettiğini söylemişti.

Dağcılık kariyeri boyunca yeni rotalara öncülük eden Ueli Steck, Alpler’de imza attığı solo rekorlar nedeniyle “İsviçre Makinesi” lakabını almıştı. Steck zor rotaları hızlı bir biçimde tırmanmasıyla biliniyor.

 

(dw.com)

Yazmazsanız unutulur!
 
Çok uzun yıllar önce, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Spor Müdürlüğü Dağcılık ve Kış Sporları kolu 25.yılı için yapılan Dağcılık Sempozyumu’na (9-10 Nisan 1988/Ankara) katıldığımızda, “Dağlara yürümeden, sadece tırmanarak nasıl ulaşırız?” diye kafa yoran genç çocuklar topluluğuyduk. Yıldızlı Dağcılar ve aynı zamanda Anadolu Dağcılar Birliği İstanbul Şubesi için hayallerini süsleyip oradan oraya koşturan, alpin stil tırmanış sevdalılarıydık. 
 
Sempozyumda her şey çok iyi gidiyordu. Konferansın içeriği o zamanlar için yüksek standartlardaydı. Aklımda kalanlara şimdi dönüp bakıyorum da; aslında ne kadar ileriye gidebilecek bir dağcılık kültürü nasıl engellenmiş yıllardır onu fark ediyorum. Mesela işin felsefesi, etiği ve ahlakı konusunda sevgili Batur KÜRÜZ, Erhan ERSOY ve Muzaffer TRAŞ sunumları bugün bile okunması gereken önemli değerlere işaret eden sunumlardı. Ömer TÜZEL’in ‘Anadolu Dağcılar Birliği’ ve ‘Türkiye dağlarında yapılan önemli alpin tırmanışlar’ sunumları heyecan verici, yine sevgili Erhan ERSOY, Filiz DEMİRAYAK, Doç. Dr. Yücel AŞKINın ‘Dağlarda kirlenme ve kültürel değerler’ üzerine olan sunumları ders niteliğindeydi. 
 
İşte tam da burada bu öykünün başlangıcını konuşuyorsak, o sempozyumda kimler vardı diye değinmeden olmaz. Çoğu çok sevdiğim dostlarım, abilerim, ip arkadaşlarımız ya da aynı dünya görüşünü, aynı dağları paylaştığımız dağcı dostlarımızdı. Dr. Tayfun TERCAN, Kâşif ALADAĞLI, Seyhan ÇAMLIGÜNEY, Nevzat ÖNTAŞ, Atilla ERDEMLİ, Muzaffer Erol GEZ, İsmet ÜLKER, Prof. Dr. A. Mecit DOĞRU, Necmettin KÜLAHÇI, Mehmet SOMUNCU, Alattin KARACA ve Anadolu Dağcılar Birliği adına “Dağ Kazaları ve Kurtarma” sunumunu yapan sevgili Recep ÇATAK.
 
Bu sunum sevgiyle, tutkuyla koştuğumuz dağların belki de diğer yüzü olan ölüm ile yüzleştirmişti bizleri… 
Birçoğumuz tırmanırken kendimizi sakatlayıp incitmiştik bu sporun doğası gereği fakat her seferinde dağlara daha fazla tutkuyla, heyecanla geri dönüyorduk. Birçok dostumuz birçok  ağır kazalar geçirdiler ve ama sonrasında neredeyse hepsi dağlara gitmeye devam ettiler. Fakat Recep ÇATAK’ın sunumu sert bir tokat gibiydi. Çok etkilendim, kafam karıştı, biraz da dağılmıştım. Akşamında Mülkiyeliler Birliği’nde bir şeyler içip sohbet ederken aklımda sunumdaki isimler vardı.
Daha sonra o sert kış geldi, 1989 yılında Ağrı dağında sevgili Recep ÇATAK yaşamını yitirdi. Sonrasında da kazalar devam etti.
Bir güzel bahar günü üniversiteden çıkmış Kemancı’da dostlarla buluşmak üzere yürürken bu kazalarla ilgili bir çalışmanın devam ettirilmesi gerektiğine karar verdim. Elimde bir Olympus OM 2 fotoğraf makinası ve Recep’in dağ kazaları notları, aldım soluğu İstanbul Üniversitesi kütüphanesindeki dev gazete arşivinde. Aramaya ve buldukça fotoğraflamaya başladım kazaları tek tek, tarih tarih. O çalışma esnasında, ülkemizde halen büyük medya gruplarından birinin olan gazetenin, dağ kazalarını, kıyamet koparırcasına nasıl manşetten girdiğini ve nasıl dramatize ederek servis ettiğini görünce ‘Renkli Basın & Renkli Yalanlar Işığında Dağcılık Gerçekleri’ diye bir çalışma da toparladım. 2 ay sonra her şey hazırdı. Kimselere söylemedim çünkü bazı dağcı dostlarımız için Recep’in mirası, benim dokunmamın uygun olmayacağı bir şeydi, bazı dostlarımızın ise gereksiz gördüğü, işin tatsız, ürkütücü bölümü dedikleri bir çalışmaydı. Yıllarca birikti sonra kaza raporlarını ilave etmeye başladık. (Hacettepe ve ODTÜ kulüplerinin rapor geleneği vardı.) Basından ulaşabildiklerimizi eklemeye, e-posta gruplarına atılan maillerden bazı bilgileri toplamaya devam ettik. Sadece İYİ NİYETLİ bir şekilde arşiv yaptık, yorum katmadık. Bazıları kulaktan kulağa gelen bilgilerdi bazıları bize gelen ve ismini vermek istemeyen kişilerin bilgileriydi. Hepsini topladık ve bunları Yıldız Üniversitesi Dağcılık Kulübünde anlatarak geleneksel bir ders haline getirdik.
Yıllar geçti, yaş aldık. Çok sevdiğimiz dostlarımızı yazmak zorunda kaldım kimi zaman. Çok zordu biriktirmek böylesi bir şeyi…
 
Sonrasında kulüpten genç kuşak arkadaşların isteği üzerine bu işi onlara devrettim.
Sevimsiz bir konunun 25 yıla yakın takipçiliğini yaptıktan sonra artık devredebileceğim fikri beni sevindirmişti ve şimdi bunun herkes ile paylaşılacağı online platform beni mutlu etti. İstatistik, bilimsel veri, tarih ve dokümanter envanter çalışmaları önemlidir. Ben naçizane başlamış bir öyküyü sabırla devam ettirmiştim, şimdi Recep’in mirası artık online yayında…
 
Çok eksik vardır belki, yanlış olanlar vardır? Yazın lütfen bizlere, düzeltelim. 
Var ise elinizde eski fotoğraflar, kaza fotoğrafları ya da kaza alanı öncesi, sonrası fotoğrafları paylaşın bizimle.  Elinizde gerçek ve ders alınabilir sağlıklı bilgiler var ise paylaşın bizlerle bu bilgileri, belgeleri ya da olay anında, öncesi ya da sonrasında bilinmesinin önemli olduğunu düşündüğünüz ne varsa… 
 
Artık HEPİMİZİN burası. Sizlerden gelecek olanlar ile zenginleşecek bu birikim. Dağlara gidenler buraya baktıkça hem dağcılık tarihimizle ilgili birçok gerçek öyküye tanıklık edecekler hem de birçok deneyimi doğrular ya da yanlışlar cephesinden inceleme, öğrenme, değerlendirme fırsatını yakalayacaklar. Şüphesiz bu, kaza geçirme şanslarını düşürecek. 
 
Öğrenmek için bilgiyi aktarmak gerekiyor, aktarılan bilgiyi de bir noktada toplamak ve değerlendirmek gerekiyor. 
Her neyse bir içten duygu ile başladı Recep’ten sonra, kişisel başladı sonra kulübüm sahiplendi ve ders oldu. Şimdi ise sevgili kulübüm sayesinde herkesin oldu.
Umarız bu paylaşımlar herkese faydalı olur.
 
DAĞLARLA KALIN 
SAĞLICAKLA KALIN….
 
En içten saygı ve sevgilerimle, dağlarda yaşamını yitirmiş tüm dağcı dostlarım adına ve anısına…
 
ALPER SESLİ
 
14 / ARALIK / 2016
 

*** Etik olarak kazazedenin kaza anı fotoğraflarını paylaşmamayı tercih ediyoruz. Kazazedenin tırmanırken güzel bir fotoğrafına sahipseniz lütfen bizimle paylaşınız. 

*** Kendinize ait kazalar hakkında görüşleriniz ya da duyduklarınız var ise fakat bunların gerçekliği desteklenemiyorsa lütfen bizlerle paylaşmayınız.

  NİĞDE’nin Çamardı İlçesi’ne bağlı Demirkazık Köyü’nden Cımbar Vadisi’ne tırmanıp rota açmak isterken 9 gün önce 15 metre yükseklikten düşüp ağır yaralanan dağcılık antrenörü 33 yaşındaki Özgür Bodur, tedavi gördüğü hastanede bugün öldü.   Özgür Bodur, 16 Mayıs’ta katıldığı Çamardı İlçesi’ne bağlı Demirkazık Köyü’ndeki Dağcılık Federasyonu 1’inci Bölge Yaz Gelişim Eğitim Kampı’nda öğrencileriyle birlikte tırmanışa geçti. Rota […]

Read More

TÜRKİYE-DAĞCILIK-FEDERASYONU-Dağcılık-Fed1-min

Bilindiği üzere Niğde Aladağlar bölgesinde yürütülmekte olan yaz gelişim eğitimi esnasında istenmeyen üzücü bir kaza yaşanmıştır.

Bir antrenör arkadaşımız ciddi şekilde yaralandı. Olay yerine yapılan müdahaleler sonucu arkadaşımız süratle hastahaneye sevk edilerek tıbbi işlemlerine başlandı. Şu anda durumu ciddiyetini korumakla birlikte iyi bir haber umudumuzu korumaktayız. T.D.F.olarak arkadaşınızın durumunu yakından takip ediyoruz. Bunun yanında sosyal medyada bazı kişilerce faaliyetlerimizin iptalinden söz edilmektedir . 2016 programımız gereği iptal edilen hiç bir kurs ve faaliyetimiz bulunmamaktadır. Özellikle internet ortamında ortaya atılan iptal ve diğer konulardaki anlatımlara itibar edilmemesi camiamıza saygı duyulur.

 

(TDF)

570654f618c7735f2876899d

Artvin’de yamaçlarda kaya temizliği yaparken düşen 5 dağcıdan biri öldü, 4’ü yaralandı.

Artvin-Yusufeli karayolunun 5. kilometresinde, yamaçlarda tehlike oluşturan kayaları temizleme ve çelik ağ işi yapan 5 dağcı, büyük bir kaya parçasına halat bağlayarak çalışmaya başladı.

Halatın bağlı olduğu yerden sıyrılması nedeniyle Güngör Şükürhan Korkmaz (21), Salih Yüksel (27), Galip Kazancı (28), Muammer Gündüz (20) ve Abdullah Abanoz (33) yaklaşık 25 metre yükseklikten düştü.

Kazada, Güngör Şükürhan Korkmaz olay yerinde hayatını kaybetti, diğerleri yaralandı.

Yaralılar, olay yerine çağrılan 112 acil servis ambulanslarıyla Artvin Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı.

Olay sırasında Yusufeli’deki bir programa katılmak için söz konusu güzergahtan geçen Artvin Valisi Kemal Cirit, çalışmalarda görev alan diğer dağcılarla görüşerek başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerini iletti.

(hurriyet.com)

İzmir’den tırmanış için geldiği Fethiye’de düşerek 1750 metrelik zirvede mahsur kalan dağcı, ekiplerin 6 saat süren karla mücadelesi sonucu kurtarıldı.

Olay, Fethiye’nin Nif Mahallesi’nde bulunan 2184 metre yüksekliğindeki Çaldağı’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; İzmir Verçelik Dağcılık Kulübü üyesi 11 kişilik ekip, bugün sabah saatlerinde Çaldağı’na gelerek zirveye yürümeye başladı. Grup 1950 metredeki Kılçıklı mevkiine ulaştığında, ekipte yer alan Suat Özkan kar kramponlarıyla buzla kaplı bir kayaya basarak 10 metrelik uçurumdan düştü. Daha sonra yaklaşık 200 metre sürüklenen Özkan’a ilk olarak ekipte bulunan İzmirli dağcılık antrenörü Yakup Yazıcı ulaştı. Özkan’ın sağ kolunun tutmadığı ve bacağından yaralandığını fark eden Yazıcı, telefonla yardım istedi.
UMKE, Likya Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü, Türkiye Dağcılık Federasyonu ve Muğla AFAD birimlerinden oluşturulan 15 kişilik grup, arama kurtarma çalışmasına başladı. 40 santimetre kalınlığındaki karda zirveye tırmanan ekipler, 6 saatlik zorlu çalışma sonucu yaralı dağcı Suat Özkan ve antrenör Yakup Yazıcı’yı dağdan indirdi. Yaralı ağcı Özkan, UMKE aracıya Fethiye Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.
Kendisini sağ salim hastaneye ulaştıran ekip üyelerine teşekkür eden Suat Özkan, “Zirveye kadar çıktık ama Kılçık mevkiine geldiğimizde kayalıklardan geçerken biraz burul vardı. Buza basınca ayayım kaydı ve düştüm. 200-250 metre sürüklendikten sonra durabildim. Kolumda ve bacağımda sıkıntı var” dedi.
Kurtarma operasyonunu koordine eden UMKE Ekip Sorumlusu Mustafa Eren de, “İzmir’den dağa tırmanış için gelen dağcılardan birisi düşüp kolunu çıkarmış ve bacağında da biraz sıkıntı var. Fakat yanında eğitmen bir arkadaş olduğu için bize yerini bildirdi. Bizlerde dağcı arkadaşlarla birlikte tırmanarak yaralıyı kurtardık” diye konuştu.
Bölgeyi tanıdığı için ekiplerin yaralıya ulaşmasında önemli rol oynayan Türkiye Dağcılık Federasyonu tırmanış antrenörü Murat Saim Seren ise, şöyle konuştu: “Kayalıklardan geçtik ve karda yoğun bir mücadele verdik. Zorlu bir çalışmadan sonra iki kişiye ulaştık. 1750 metredeki bazı yerlere istasyon kurarak, bazı yerlere de ekip üyeleri tarafından izlek yaparak kurtarma çalışması tamamladık. Bu sayede iki kişiyi sağ salim aşağıya indirdik”

 

 

Kaynak: (milliyet.com.tr)

the-north-facein-kurucusu-hipotermiye-girerek-hayatini-kaybetti,zrjlytFemEmT7BK14p3fhQ

Ünlü outdoor firması The North Face’in kurucusu olan Douglas Tompkins, Şili’nin güneyindeki General Carrerra Gölü’nde rafting yaptığı sırada gerçekleşen kaza neticesinde hayatını kaybetti.

 

kaza-2,gqhC0k57N0WJYmVA5-cOpQ

Alabora olan tekneden kurtarılan Douglas Tompkins, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

ABD’li iş adamı Douglas Tompkins, Şili’nin güneyindeki General Carrerra Gölü’nde rafting yaptığı botun alabora olması nedeniyle hipotermiye girdi.

The North Face’in kurucusu olan 72 yaşındaki Tompkins, kazanın ardından Şili’nin başkenti Santiago’nun bin 700 kilometre güneyindeki Coyhaique’de kaldırıldığı hastanede, tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

“YETKİLİLERE HABER VERMEDİLER”

Yetkililer 6 turistin bulunduğu düşünülen botun alabora olmasının sebebini kuvettli rüzgar olduğunu belirtirken, Tompkins’ın ekibinin fırtınalı havada rafting yapacaklarını yetkililere bildirmediğinin altını çizdi.

Yapılan açıklamada, kazanın fırtınadan dolayı yaşandığı, rafting yapan ekibin yetkililere haber vermeden göle açıldığının altı çizildi.

Yapılan açıklamada, kazanın fırtınadan dolayı yaşandığı, rafting yapan ekibin yetkililere haber vermeden göle açıldığının altı çizildi.

 

Tompkins’in sıcaklığı 4 derece olan gölde bir süre kaldığının altını çizen bölge savcısı Pedro Salgado, New York Times’a yaptığı açıklamada alabora olan bottaki 3 kişinin bölgede devriye görevi yapan bir bot tarafından, Tompkins’in aralarında olduğu diğer üç kişinin ise helikopter ile kurtarıldığını belirtti.

1966 yılında kurduğu The North Face ile hatırı sayılır bir başarı yakalayan Tompkins, çevreci hareketin aktif bir üyesi olarak da tanınıyordu.

HİPOTERMİ NEDİR?

Hipotermi, 37 derece olan normal vücut sıcaklığının, 35 derecenin altına düşmesi halinde meydana gelir ve çoğunlukla ölümle sonuçlanır.

 

(ntv)