Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

Türk dağcılar İsviçre’nin zirveleri Dom ve Mont Blanc’da Türk bayrağı dalgalandılar.

Bursalı dağcılar İsviçre’nin zirve noktası Dom ve Alpler’in incisi olarak bilinen Mont Blanc’a tırmandı. Uludağ Dağcılık Kulubün’ün dördüncüsünü düzenlediği Alpler zirve tırmanışı yapıldı. İsviçre’nin en yüksek noktası Dom ve Alp Dağları’nın zirvesi Mont Blanc’a tırmanan Türk dağcılar İsmet Şentürk ve Ömer Faruk Kaya, iki zirvede de Türk bayrağını dalgalandırmayı başardı.


Türk dağcılar, 4545 metre yüksekliğindeki Dom zirvesine ve 4810 metrelik Mont Blanc’a buzul çatlakları ve dik yamaçlardan oluşan kozmik rota üzerinden tırmandı. Yer yer şiddetli olan rüzgarla da mücadele eden dağcılar, kara delik olarak tabir edilen kar altı boşluklarına düşmemek ve dik yamaçlara güvenli tırmanabilmek için çaba sarf etti. Dağcılar tırmanışı görüntülemeyi de ihmal etmedi.

Zirveye çıkmak için kozmik rotayı seçtiklerini ve gece yarısı yola çıktıklarını ifade eden Uludağ Dağcılık Kulübü Başkanı İsmet Şentürk, “İsviçre’nin en büyük zirvesi olan 4545 metrelik DOM zirvesine tırmandık. Burada bayrağımızı dalgalandırdık. Güzel bir zirve tırmanışı oldu. Buzul çatlakları arasında gece yarısı yola çıktık ve güzel güneşli bir havada zirve tırmanışı gerçekleştirmiş olduk” şeklinde konuştu.

Öte yandan İsviçre sınırları içerisindeki en yüksek nokta olan Dom zirvesine daha önce çıkan Türk dağcı ismine kayıtlarda rastlanamadığını ifade eden Şentürk, bu bölgede Türk bayrağını dalgalandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi.

 

(haberler.com)

 

 

Dağcılık malzemelerini incelemek yada satın almak için tıklayınız.

www.dagcidukkani.com

 

 

 

Dünyanın en iyi dağcıları arasında gösterilen Ueli Steck (40) dünyanın en yüksek dağı olan Everest’e tırmanma denemesi sırasında hayatını kaybetti. İsviçreli dağcının yamaçtan düştüğü sanılıyor.

Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan Nepal Dağcılık Birliği Başkanı Ang Tsering Sherpa “Nuptse duvarında bu sabah bir kaza geçirdi ve öldü. Kaymış gibi görünüyor” diye konuştu.

40 yaşındaki Steck’in Nisan ayı başından beri Nepal’de olduğu ve Everest’e daha önce hiç kullanılmamış bir rotayı kullanarak tırmanmak üzere hazırlık yaptığı belirtiliyor. Steck’in hem Everest Dağı’na (8848 metre) hem de komşu Lhotse Dağı’na (8561 metre) tek bir geçiş yolu üzerinden ve oksijen tüpü kullanmadan 48 saat içinde tırmanmayı hedeflediği kaydediliyor. Dağcının tırmanışa hazırlık turu sırasında yamaçtan kaydığı zannediliyor.

Rekortmen dağcının daha önce kullanılmayan bir rotayı kullanmak istemesi, 2013 yılında yaşanan bir olaya dayandırılıyor. Steck ve iki Batılı dağcıyla kendilerine kılavuzluk eden Şerpalar arasında 2013 yılında bir kavga yaşanmıştı. Şerpalar Batılı grubun kendi gruplarını tırmanış sırasında tehlikeye soktuğunu, hakaret ve tehdit edildiklerini ileri sürmüştü. Olay, Batılı dağcılarla Himalayalar’da yaşan ve genellikle düşük ücrete onlara kılavuzluk eden Şerpaların arasının açılmasına neden olmuştu.

Kavgayla ilgili bir İsviçre haber sitesine konuşan Steck “güvenini kaybettiğini” ve bir daha Everest’e dönmemeye yemin ettiğini söylemişti.

Dağcılık kariyeri boyunca yeni rotalara öncülük eden Ueli Steck, Alpler’de imza attığı solo rekorlar nedeniyle “İsviçre Makinesi” lakabını almıştı. Steck zor rotaları hızlı bir biçimde tırmanmasıyla biliniyor.

 

(dw.com)

Avrupa kıtasının en iyi buz tırmanışı rotaları arasında gösterilen Erzurum’un Uzundere Şelaleleri, dünyanın en iyi tırmanışçılarını uluslararası bir organizasyonda buluşturdu.

Buzula dönüşen 14 şelaleye 17 ülkeden gelen 162 sporcu tırmandı. Sporcuların güvenliğini jandarma komandolar sağlarken Rus kadın dağcı Mentovskoya, ‘Şelalelere hayran kaldım’ dedi.

Bahar aylarında çok hızlı ve güçlü akan Erzurum’un dereleri kışın donarak buza dönüşünce, uluslararası kış sporlarının yapılmasına imkân veriyor. Türkiye’nin en iyi yüksek irtifa dağcısı Tunç Fındık ile Erzurum Doğa Sporları ve Arama Kurtarma Derneği Başkanı Çetin Bayram’ın 4 yıl önce keşfettiği 26 şelaleden 14’ü, dünyanın en iyi buz ve kaya tırmanışçılarını bir araya getirdi. 

Uzundere’de düzenlenen ‘3. Emrah Özbay Uluslararası Buz Tırmanış Festivali’ için 17 ülkeden 162 dağcı, donmuş şelalelere tırmandı. Rusya, İran, Nepal, Fransa, ABD, İsviçre, İtalya, İspanya, Kırgızistan, Nahcivan, Romanya, Azerbaycan, Kanada, Almanya, Moğolistan, Gürcistan ve Portekiz’den gelen dağcılarla birlikte Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen sporcular da buz şelalelerine çıktı.

‘Mutluluk verici’

Atatürk Üniversitesi öğrencilerinin de aralarında olduğu 162 dağcı, yükseklikleri 20-130 metre arasında olan donmuş şelalelere çıkarken özel ekipmanlar kullandı. Buzda ilerlemek için çivili ayakkabı, çekiç ve buz vidası kullanan tırmanışçılara, Doğan Palut, Zorbey Aktuyun, Anıl Şarkoğlu gibi deneyimli dağcılar rehberlik etti. Anadolu Sütünü, Çetin Ceviz, Soru İşareti, Serafin ve Sarıgelin isimleri verilen şelaleler en çok ilgiyi gören rotalar oldu. Festivale ev sahipliği yapan Uzundere Belediye Başkanı Halis Özsoy, “Doğallığıyla ilgi gören şelalelerimizin ülkemizin tanıtımına ve turizmine katkı sağladığını görmek mutluluk verici. Önümüzdeki yıllarda festivalimizi büyütmeyi planlıyoruz” dedi.

Komandolar nöbet tuttu

Doğa sporcularını korumak için Erzurum Jandarma Komutanlığı’na bağlı jandarma komandolar güvenlik önlemi aldı.

Komandolar dağcıların etrafında nöbet tutarken, AFAD ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri de yaşanabilecek sağlık sorunları için hazır bulundu. 9 ilden gelen Fotoğraf Sanatı Kurumu üyesi fotoğrafçılarda dağcıları görüntüledi. Festivale adını veren Emrah Özbay, Ağustos 2014 de Datça’da zıpkınla balık avlamak isterken hayatını kaybeden bir milli dağcıydı.

 

Özellikle Sarıgelin çok etkileyiciydi
Rusya’nın en iyi kadın dağcısı olarak bilinen ‘Çelik Melek’ unvanlı Aleksandre Mentovskoya, ilk kez geldiği Erzurum’daki buz şelalelerinin çok etkileyici olduğunu söyledi. 25 yaşındaki Mentovskoya, “Asya ve Avrupakıtalarındaki 7 ülkede sayısız buz tırmanışı yaptım. Sibirya’daki buz şelaleleri kadar güzel ve tırmanışa uygun rotalarla karşılaşacağımı düşünmemiştim. Müthiş bir yer. Sarıgelin şelalesi tırmandığım en kaliteli buz yapısına sahipti. Türkiye’nin bu sporla iyi tanıtılacağını düşünüyorum” dedi. Yüksek irtifa dağcısı Tunç Fındık ise “Uzundere’nin doğa sporları ve dağcılık ile turizme sağlayacağı katkının artacağını düşünüyorum” diye konuştu.

 

Kaynak: (milliyet.com.tr)

İsviçre’de dağda kaybolmayı engellemek için borularla yapılan ilginç tasarım oldukça etkili. Borulardan oluşan oldukça basit bir yapısı var ama dağda yönünü kaybedenler için gördüğü işlev oldukça önemli. Yönünü anlamak isteyen kişi hangi borudan bakarsa oradan gördüğü dağın adını öğrenmiş oluyor. Bu sayede yolunu daha rahat bulabiliyor.

Read More

57d3044d18c7731fbc01f34c

İSVİÇRELİ sanatçı Christian Meier, Appenzell Alpleri’nde 2 bin 140 metre yüksekliğindeki Özgürlük Tepesi’ne akril camdan yaptığı bir hilal dikti.

3 metre büyüklüğünde ve güneş enerjisiyle ışıklandırılan hilal, İsviçre’de geniş yankı uyandırdı. Kendisi de Appenzelli olan, Almanya Düsseldorf Sanat Akademisi mezunu sanatçı Meier, bu eylemiyle dinler üzerine bir tartışma başlatmak istediğini söyledi. Meier, “Ben ateistim. Alpler’in tepelerinde dikili sayısız haç beni rahatsız ediyordu. Hilalle denge kurmak istedim. Din kişiye özel. Bu nedenle Hıristiyan sembollerinin tepede işi yok” dedi.Polis, ışıklı hilalin dağcıları yanıltacağını, dağcı olmayan birçok insanı tepeye  yönlendireceğini ve bunun tehlikeli olduğunu savundu.

(hurriyet.com.tr)

All-in-one-tent-1

Kampçılar için müjdeli haber! İsviçre’deki Polarmond adlı firma; çadırı, uyku tulumunu ve matı aynı potada eriterek melez bir çadır üretti.

Doğa ile iç içe kamp yapmak dünyanın en huzur verici etkinliklerinden biri. Fakat kamp tecrübesi olanlar bilirler ki doğa bazen tüm güzelliklerinin yanında çeşitli zorlukları da beraberinde getirebilir. Özellikle de soğuk geçen aylarda yağmur, rüzgâr gibi doğa olayları kampçılara zaman zaman zor anlar yaşatabilmektedir.

fotoğraf_3

Kampçıları birçok zorluktan uzak tutacak, teçhizat kalabalığını azaltarak onlara daha rahat bir kamp deneyimi sağlayacak bu sihirli sığınak “All-in-one tent” tam da bu noktada karşımıza çıkıyor.

Uzay elbiselerinden ve “sandviç yapı” olarak bilinen izolasyon tekniğinden esinlenerek üretilen bu yeni hibrit çadırın zemin dahil tüm yüzleri, içerisindeki kampçıyı battaniye gibi saran bir kumaşla yalıtıldı. Vücut ısısını hapsederek ısınan bu yapı sayesinde hipotermi ve donma baş göstermiyor.

fotoğraf_2

İsviçre’nin alp ikliminde test edilen çadır, görünüşe göre -30°C’ye kadar düşük sıcaklıklarda kullanılabilecek düzeyde. Ayrıca bu tasarım, uyku sırasında nefes alışverişinden oluşan nemi havalandırma sistemiyle çadırdan dışarı boşaltan bir membrana da (seçici geçirgen zar) sahip.

fotoğraf_4

Gezginler için devrim niteliğindeki bu melez çadır; evsizler ve yerinden edilmiş kişiler için de bir sığınak olabilir.

Çadır ağırlığının 4,8 ile 5,2 kg arasında olduğu belirtiliyor. Net bir ağırlık verilmemesinin sebebi ise farklı koşullar için birden fazla astar tercihinin var olması.

Çadır, 2016’nın Mart ayı içerisinde satışa sunulacak. Birden fazla kişinin aynı anda kalabileceği yeni tasarımların da yolda olduğu şirketin açıklamaları arasında yer alıyor.

 

 

 

(gaiadergi)