Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

Genel merkezi İzmir’de bulunan, Türkiye’nin muhtelif il ve ilçelerinde şubeleri bulunan Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü Aladağlar’da 160 sporcuyla büyük bir tırmanış organizasyonu gerçekleştirdi.   21-22 Temmuz 2017 tarihlerinde oldukça kalabalık bir şekilde giriş yaptığımız Aladağlar’da herhangi bir aksilik yaşanmadan faaliyetimizi başarı ile tamamladığımız için mutluyuz şeklinde konuşan Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü […]

Read More

Milli dağcı Tunç Fındık, Gaziantep’in Araban İlçesi’nde Ardıl Barajı yapımı sonrası Köklüce Kanyonu’nda meydana gelen doğa tahribatına dikkat çekmek için tırmandı.

Milli Dağcı Tunç Fındık, beraberindeki dağcılılarla birlikte Gaziantep’e 50 kilometre uzaklıktaki Arabanİlçesi’ndeki Köklüce Kanyonu’nu ziyaret etti. Fındık, Ardıl Barajı yapımı sonrası kanyonda oluşan tahribata dikkat çekmek amacıyla dağlık alanda tırmanış yaptı. Mili dağcı Fındık, bölgenin doğa sporları açısından çok önemli bir yer olduğunu belirterek, oluşan doğa tahribatı nedeniyle üzgün olduğunu söyledi. Kanyondan geçen suyun baraja aktarılması, kanyondaki kayaların patlatılması ve kanyon içerisine yol açılmasının bölgenin orijinal güzelliğini bozduğunu ifade eden Fındık, şunları söyledi:

“Bu tür faaliyetlerin en güzel yanı daha uzun rotalarda kaya tırmanışı gibi etkinlikler ve ya kış dağcılığı gibi etkinlikler. Gaziantep’e 50 kilometre yakınlıktaki Araban Kanyonu’ndayız. Çok güzel bir yer. Burası bir kaya tırmanış merkezi gerçekten. Dağcı arkadaşlarımız burada birçok rotalar, güzel yerler açmışlar. Oldukça ciddi bir tahribat yapılmış bu kanyonun içinden yol geçirilmiş, kayalar patlatılmış. Büyük bir çevre tahribatı var. Buna üzüldük. Bu kadar güzel bir yer, Gaziantep için doğa sporları cenneti sayılabilecek bir yerin tahrip edilmesi gerçekten çok üzücü. İnsanlara doğa sporları kültürünün sadece doğaya gidip mangal yakmaktan ibaret olmadığının anlatılması gerekiyor.”

Gaziantep Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Burak Gürer ise, kanyondaki tahribat sonrası bölgedeki bazı endemik bitkilerin yok olduğunu savunarak, “1996- 1997 yılından bu yana bu bölgede tırmanış yapıyoruz. Rotalar açtık, kamplar yapıyoruz. Tunç Fındık’ın gelmesi bizi onurlandırdı. Bölgenin geliştirilmesi ve tanıtımı açısından çok önemli gerçekten. Köklüce kanyonunun içerisinde yapılmış olan bu çevre tahribatı bizi oldukça yaraladı. Çünkü burası bölgedeki tüm illerden gelen tırmanıcıların, dağcıların, kampçıların, doğa meraklılarının uğrak yeriydi. Buradaki su kaynağını biz çok olumlu ve güzel yönde kullanıyorduk. Buradaki endemik bitkiler şu anda ölmeye başladı. Kurbağalar, balıklar susuzluktan ölmeye başladı. Çevre kirliliği artmaya başladı” diye konuştu.

 

 

(haberler.com)

    Anadolu Lezzetleri sayfasını takip edenler bilirler genellikle yemeklerin öykülerini yazarken kısaca şehrin tarihinden de bahsederim. Fakat uzun bir aradan sonra yeniden yazmaya karar verdiğim bu günlerde, ilk yazı olması sebebiyle, yemek hikayesi yerine biraz yollardan bahsettikten sonra nerede ne yenir sorusunu cevaplayarak bitireceğim. Şair Kemal Özer’in Halk Ozanı Nesimi Çimen için söylediği gibi: […]

Read More

oguz-turkleri-anadoluya-ilk-islahiyeden-girmis-olabilir-700x463Eski mezar taşları ve üzerindeki siyah renkteki boya ile işlenmiş ok ile yay figürlerinin, mezarların Kayı boyuna ait olduğu ihtimalini kuvvetlendirdiği bildirildi. Bulunan mezarların Fırat Nehri’nde boğulduğu belirtilen ve cenazesi Türkiye-Suriye sınırındaki Eşme köyüne nakledilen Süleyman Şah’ın soyundan oldukları sanılıyor.

Osmanlı’da hanedanın geldiği belirtilen Kayı Boyu’na ait bulunan son mezarlar ile bu boyun Anadolu’ya ilk girdiği bölgelerden birinin İslahiye ilçesi olduğu tezini de kuvvetlendirdiği belirtiliyor.

DAHA ÖNCE DE İNCELENDİ
Daha önce de bölgeye kişisel anlamda uzmanlar gelerek, mezarları inceledi. Mezarların ait olduğu yılı henüz belirleyemeyen uzmanlar, Kayı boyunun Anadolu’ya ilk girdiği bölgelerden birinin İslahiye olduğunu söylüyor. Uzmanlar, “Bu bölgeden Amik ovasına girdiler.

Bu eski mezarların tamamın Kayı boyuna ait olması bu tezi düşündürüyor. Ayrıca mezarların üstteki ok ve yay, Kayı boyunun armaları olduğu biliniyor. Süleyman Şah’ın da Fırat nehrinde boğulması ve Suriye’de yani bu mezarların bulunduğu bölgeye yakın birde defin edilmesi, bölgenin Kayı boyunun yerleşim merkezlerinden biri olduğunu kanıtlıyor. Süleyman Şah’ın boğulduğu yer ile bu mezarlar arasında Katrancı dağı bulunuyor. Bu bilgilere göre ise Fırat nehri kenarında çadırlarını kurmuş ve İslahiye taraflarındaki düz arazilerde de hayvanlarını otlattıkları düşünülebilir” ifadelerini kullanıyor.

Uzun yıllardır bölgedeki insanlar, uzun süre öncesinde Suriye’den Kayı boylarının bölgeye geldiği ve mezarlarının bulunduğu yönünde’ hikayeler anlatıldığı belirtiyor. Bölge insanları ise bölgede 2 kilometrelik bir mezarlık bulunduğunu belirten çevre sakinleri ise “Zamanında Katrancı dağında ve etrafında çok büyük bir savaş meydana gelmiş. Selçuklu döneminde yada daha öncesi ait olduğu söylenen bu savaşta savaşta ölenler, buradaki Uzun Kabir diye bilinen bu bölgeye defin edilmiş.

Bugün o mezarların bulunduğu bölgeden Demiryolları, karayolu geçti. sonra kaçak kazı yapan insanlar nedeniyle bu bölgedeki kalıntılar yok oldu. Mezar taşlarının götürüldüğünü duyduk. Ancak bu mezarlar kalabildi” diye konuştu.

Vatandaşlar, uzman ve yetkili kişilerin mezarların kazılıp incelenmesini talep ederken, elde edilecek bulguların bölge ve ülke tarihine ışık tutabileceğini ifade etti.

28.01.2016 Haber Türk

  ‘’Her yemeğin bir hikayesi vardır’’ diyerek çıktım yola, Anadolu Coğrafyası’nda Anadolu Lezzetleri’ni yazmaya karar verdiğimde. Anadolu coğrafyasına tutkun, gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi seven dostlarımıza, daha önce tatmadıkları lezzetlere meraklarını uyandırmak ve kaçırılmaması gereken lezzetleri nerede bulabileceklerinin ipuçlarını vermek üzere yazmaya başladım.Bir gezgin olarak, seyahatlerim de yaşadığım en büyük sıkıntı ‘’nerede ne yenir?’’, ‘’yörenin en […]

Read More

SULTAN NAVROZ ‘’Mart, kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır’’ sözünün ne anlama geldiğini, iliklerimize kadar hissettiğimiz günleri geride bıraktık. Soğuk hava dalgaları yerini, sihirli değneğin dokunuşu ile ılık, güneşli havaya bıraktı birden.. Baharın ilk günü ( 21 Mart ), güneşli güzel bir güne uyandı yurt genelinde.. Doğa kış uykusundan uyandı, her yer kuş cıvıltıları, renk renk […]

Read More