Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

Beton blokları ve çalışma stresi arasında nefessiz kalan insanoğlunun soluklanabilme arayışı sanayi devrimine kadar uzanır. Ekonomide ibrenin tarımdan sanayiye dönmesi ile köy yaşamı yerini şehirlere bırakmaya başlar. Şehir ve çalışma yaşamında ortaya çıkan kurallar silsilesi de bireysel olarak kırılması güç monotonluklar yaratır. Kapitalist yönetim anlayışı, çarpık kentleşme ve benzeri etkenlerle birleşen sürecin doğal sonuçlarından biri […]

Read More

DENİZLİ Doğa Sevenler Derneği (DOSEV) üyeleri, kentin çeşitli bölgelerine düzenlediği doğa gezilerinde gizli kalmış doğa harikası yerleri keşif ediyor. Daha önce Çameli İlçesi’nde kanyon keşfeden DOSEV üyeleri bu kez de yerel halkın Su Uçan ismiyle andığı doğa harikası şelaleyi keşfetti.

DOSEV, hafta sonları üyelerinin katıldığı doğa gezileri düzenleniyor. Dernek üyeleri, gezilerde özellikle araçların giremediği, zorlu doğa koşullarının hakim olduğu, ayak basılmayan bölgeleri seçiyor. Profesyonel dağcılar eşliğinde doğa yürüyüşlerine katılan DOSEV üyeleri, doğa gezilerinde adeta gizli kalmış cennetlerini de keşif edip, kayıt altına alıyor. Daha önce Çameli İlçesi’nde Gavur Deliği kanyonunu bulan DOSEV üyeleri, turizme kazandırılması için fotoğraflarını ve görüntülerini çekip, sosyal medyada yayınlamıştı. Ardından aynı bölgede Su Uçuran şelalesini keşif eden doğa hayranları, en son düzenledikleri gezide ise yine doğa harikası bir şelale buldu. Sadece bölgedeki birkaç yerel halk tarafından bilinen ancak turizm literatüründe bulunmayan şelalenin fotoğraflarını ve görüntülerini çeken DOSEV üyeleri, sosyal medyada paylaştı.

DOSEV Başkanı Ümit Şıracı, amaçlarının kentin doğa harikalarını turizme kazandırmak olduğunu belirterek, “Biz DOSEV olarak hafta sonları doğa gezileri düzenliyoruz, bu gezilerde genelde araçların giremediğini, doğa koşullarının ağır olduğu bölgeleri seçiyoruz. Karşılaştığımız doğa harikası yerler görüyoruz. Bunlar turizm literatüründe bulunmuyor. Sadece bölgede yaşayan yerel halktan bazıları biliyor. Bizde bu doğa harikası yerleri keşif edip, tanıtmaya çalışıyoruz. Amacımız, kentimizin güzelliklerini insanları göstermek” dedi.

 

 

 

 

(hurriyet.com.tr)

Bir ayda 39.019 kişinin 62.690 defa ziyaret ettiği sitemizi, yayına başladığımız günden bu güne kadar 281.630 ziyaretçi 828.838 defa ziyaret etti. Sitemize bilgi ve belge sağlayan dostlara, heyecanımızı paylaşan arkadaşlara ve her geçen gün alanında dahada iyi bir noktaya ulaşmamızı sağlayan ziyaretçilerimize teşekkür ederiz.  

Read More

Nepal ve Çin’in ortasında bulunan dünyanın en yüksek dağı Everest, şimdilerde sahtekarlık vakalarıyla gündemde. Bazı dağcılar, sertifika almak için zirveye çıktıklarını gösteren fotomontaj yapıyor. Nepal Hükümeti konuyla ilgili sert önlemler almaya başladı.

O dünyanın çatısı. Everest Dağı. Dünyanın en yüksek dağının zirvesine çıkmak için yeni bir yol var. Fotoğraf montajı. 8 bin 848 metrelik tırmanışı bitiren dağcılar, resmi sertifikayı almak için, Nepalli veya Çinli yetkililere zirveden bir fotoğraf sunmak ve takım kaptanlarından ve hükümet yetkililerinden aldıkları raporu vermek zorunda. Ama bazı dağcıların fotomontaj ve rüşvetle bu sertifikayı almaya başlaması, hükümeti önlem almaya itti. 2016’da Hint bir çiftin, zirveye çıkmış gibi yaparak, fotomontajla sertifika aldığının ortaya çıkması bardağı taşıran damla oldu. Çiftin sertifikaları hem iptal edildi, hem de çifte 10 yıl boyunca Nepal’e giriş yasağı konuldu. Tek sıkıntı bu değil. Dağa çıkmanın bir lisans ücreti var, dağcılar, Everest’e tırmanmak için 40 bin liraya yakın bir para vermek zorunda. Geçtiğimiz ay başında bu parayı vermeden tırmanan bir kişi, dağdan indirildi, pasaportuna el konuldu ve 80 bin liraya yakın ceza ödemek zorunda kaldı. O da şimdi hakkında verilecek hükmü bekliyor.

(cnnturk.com

Araştırmacılar, doğayı taramak için bir yöntem geliştirdi ve onu kapalı bir ortamda kopyaladı.

Ticari 3D yazıcılarla görünüşte çok dayanıklı olmamakla birlikte sonsuz sayıda ürün yaratılabilir. Dartmouth Visual Computing Lab’in geliştirdiği yeni metod ile çok daha özel 3D modeller üretilebiliyor. Bu metod sayesinde dağcıların tırmanmayı sevdiği gerçek dünyadaki mekanları aynen kopyalayarak  kapalı ve güvenli mekanlarda üretmek mümkün hale geliyor.

Araştırmacılar bu süreç için öncelikle Utah ve New Hampshire’daki iki güzergahtan yüzlerce fotoğraf çektiler ve bunları dağcılar için tekrardan düz bir duvar üstünde üreterek konumlandırdılar. Ekip kaya yapılarını hızlı prototiplendirme, kalıplama ve döküm teknikleri kullanarak hazırladıktan sonra, dağcıların doğal ortamdaki rotaları taklit ederek tırmanabilecekleri kapalı bir spor salonu duvarına yerleştirdiler. Ardından hem doğadaki orijinal rota hem de spor salonunda kopyalanan yapı için dağcıların hareketlerini kayıt altına aldılar ve sonuçta her iki ortamda da dağcıların tırmanış davranışı bir biri ile uyumlu oldu.

Bu süreçte kullanılan teknik belli popüler tırmanma rotalarını çoğaltmak isteyen kapalı spor salonlarında tercih edilerek dağcıların güvenli bir ortamda tırmanması sağlanabilir. Ancak Dartmouth araştırmacıları diğer potansiyel uygulamalara da dikkat çekiyor. Yapılan açıklamalara göre özel doğal yapıların yeniden üretilmesi, bir adli analiz için suç mahallini yeniden oluşturmayı mümkün kılabilir.

 

 

(pcworld.com.tr)

Antalya’nın Kemer ilçesinde bulunan 2 bin 365 metre yüksekliğindeki Tahtalı Dağı’na tırmanırken fenalaşan 48 yaşındaki doğa yürüyüşü rehberi Servet Sezgin, hayatını kaybetti.

Edinilen bilgiye göre, emekli astsubaylar Servet Sezgin  ve Şükrü Sedef Kemer ilçesinde bulunan 2 bin 365 metre yükseklikteki Tahtalı Dağı’na yürüyerek çıkmak için Sabah saatlerinde Beycik Yaylası’ndan yola çıktı. Tahtalı Dağı’nın zirvesine yaklaşık 3 kilometre kala rahatsızlanan Sezgin, kalp krizi geçirdi ve yere yığıldı. Emekli astsubaya ilk müdahaleyi dağda yürüyüş yapan Rus bir doktor ve yanındaki arkadaşı yaptı.
  Durumun 112 Acil Servis ekiplerine bildirilmesi üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Sezgin’e kalp masajı ve suni teneffüs yaptı. Yaklaşık yarım saat süren kalp masajı sonrası Sezgin kurtarılamadı.
  Sezgin’in cesedi, sağlık ekipleri ve Olympos Teleferik çalışanları tarafından zirveye çıkarıldı.
  Teleferikle aşağıya indirilen emekli astsubayın cesedi, Kemer Devlet Hastanesi morguna, oradan da otopsi için Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

 

(milliyet.com.tr)

Türkiy Dağcılık Federaesyonu’nun 30/05/2016 tarihli Yürüyüş Liderliği Talimatı‘nın Geçici 1. Maddesi gereği, şartları sağlayanlar için Yaz ve/veya Kış Yürüyüş Liderliği Belgesi verilecektir. Yürüyüş Liderliği Belgesi’ni almak isteyenler başvurularını aşağıda belirtilen belgelerle kulüpleri aracılığı ile yapacaklardır.

Talimatın geçici maddesinin geçerlilik süresi 1 yıl olduğundan bu süre 29/05/2017 tarihinde dolacaktır.

İlgililere duyurulur.

  • Başvurular posta yoluyla ya da şahsen yapılacaktır.
  • Başvurularda, postada/kargoda yaşanacak gecikmelerden veya kaybolan evraklardan Federasyonumuz sorumlu değildir.

Duyuru tarihinden önce Geçici 1. Md.’ye istinaden başvurmuş olanların gerekli belgelerini Federasyonumuza iletmeleri, varsa eksik ödemelerini yapmaları gerekmektedir. Geçici 1. Md.’den bağımsız olarak bu belgeyi almayı hak edenler ilgili talimatın 17. Maddesi 4 ve 5 numaralı bentlerinde ayrıca belirtilmiştir. Bu kapsamda olan kişiler için belge ücreti 100 ₺olup Yürüyüş Liderliği Belgelerini ilgili talimatın 17. Maddesi 3 numaralı bendine göre talep edebilirler.

Not: Yukarıda yer alan koşullara uymayanlar federasyon tarafından düzenlenecek olan Yürüyüş Liderliği Kursuna katılmaları ve başarılı olmaları gerekmektedir.

 

Kaynak: www.tdf.gov.tr

Arkadaşım İsmail Demirci rehberliğinde yeni ve harika bir rotada çok güzel bir dağ ve arkeoloji yürüyüşü gerçekleştirdik. Faaliyetimiz mükemmel bir havada ve harika bir rotada gerçekleşti. Doğanın eşsiz güzelliğine zengin arkeolojik kalıntılar eşlik ederken havanında mükemmel olması faaliyetimizi unutulmayacak etkinlikler arasına soktu. Spor yaptık, doğanın huzurlu atmosferinde ruhumuzu dinlendirdik, arkeoloji konusunda gözlemler yapıp fazla bilinmeyen bir bölgeyi ayrıntılı keşfettik. […]

Read More

Yazmazsanız unutulur!
 
Çok uzun yıllar önce, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Spor Müdürlüğü Dağcılık ve Kış Sporları kolu 25.yılı için yapılan Dağcılık Sempozyumu’na (9-10 Nisan 1988/Ankara) katıldığımızda, “Dağlara yürümeden, sadece tırmanarak nasıl ulaşırız?” diye kafa yoran genç çocuklar topluluğuyduk. Yıldızlı Dağcılar ve aynı zamanda Anadolu Dağcılar Birliği İstanbul Şubesi için hayallerini süsleyip oradan oraya koşturan, alpin stil tırmanış sevdalılarıydık. 
 
Sempozyumda her şey çok iyi gidiyordu. Konferansın içeriği o zamanlar için yüksek standartlardaydı. Aklımda kalanlara şimdi dönüp bakıyorum da; aslında ne kadar ileriye gidebilecek bir dağcılık kültürü nasıl engellenmiş yıllardır onu fark ediyorum. Mesela işin felsefesi, etiği ve ahlakı konusunda sevgili Batur KÜRÜZ, Erhan ERSOY ve Muzaffer TRAŞ sunumları bugün bile okunması gereken önemli değerlere işaret eden sunumlardı. Ömer TÜZEL’in ‘Anadolu Dağcılar Birliği’ ve ‘Türkiye dağlarında yapılan önemli alpin tırmanışlar’ sunumları heyecan verici, yine sevgili Erhan ERSOY, Filiz DEMİRAYAK, Doç. Dr. Yücel AŞKINın ‘Dağlarda kirlenme ve kültürel değerler’ üzerine olan sunumları ders niteliğindeydi. 
 
İşte tam da burada bu öykünün başlangıcını konuşuyorsak, o sempozyumda kimler vardı diye değinmeden olmaz. Çoğu çok sevdiğim dostlarım, abilerim, ip arkadaşlarımız ya da aynı dünya görüşünü, aynı dağları paylaştığımız dağcı dostlarımızdı. Dr. Tayfun TERCAN, Kâşif ALADAĞLI, Seyhan ÇAMLIGÜNEY, Nevzat ÖNTAŞ, Atilla ERDEMLİ, Muzaffer Erol GEZ, İsmet ÜLKER, Prof. Dr. A. Mecit DOĞRU, Necmettin KÜLAHÇI, Mehmet SOMUNCU, Alattin KARACA ve Anadolu Dağcılar Birliği adına “Dağ Kazaları ve Kurtarma” sunumunu yapan sevgili Recep ÇATAK.
 
Bu sunum sevgiyle, tutkuyla koştuğumuz dağların belki de diğer yüzü olan ölüm ile yüzleştirmişti bizleri… 
Birçoğumuz tırmanırken kendimizi sakatlayıp incitmiştik bu sporun doğası gereği fakat her seferinde dağlara daha fazla tutkuyla, heyecanla geri dönüyorduk. Birçok dostumuz birçok  ağır kazalar geçirdiler ve ama sonrasında neredeyse hepsi dağlara gitmeye devam ettiler. Fakat Recep ÇATAK’ın sunumu sert bir tokat gibiydi. Çok etkilendim, kafam karıştı, biraz da dağılmıştım. Akşamında Mülkiyeliler Birliği’nde bir şeyler içip sohbet ederken aklımda sunumdaki isimler vardı.
Daha sonra o sert kış geldi, 1989 yılında Ağrı dağında sevgili Recep ÇATAK yaşamını yitirdi. Sonrasında da kazalar devam etti.
Bir güzel bahar günü üniversiteden çıkmış Kemancı’da dostlarla buluşmak üzere yürürken bu kazalarla ilgili bir çalışmanın devam ettirilmesi gerektiğine karar verdim. Elimde bir Olympus OM 2 fotoğraf makinası ve Recep’in dağ kazaları notları, aldım soluğu İstanbul Üniversitesi kütüphanesindeki dev gazete arşivinde. Aramaya ve buldukça fotoğraflamaya başladım kazaları tek tek, tarih tarih. O çalışma esnasında, ülkemizde halen büyük medya gruplarından birinin olan gazetenin, dağ kazalarını, kıyamet koparırcasına nasıl manşetten girdiğini ve nasıl dramatize ederek servis ettiğini görünce ‘Renkli Basın & Renkli Yalanlar Işığında Dağcılık Gerçekleri’ diye bir çalışma da toparladım. 2 ay sonra her şey hazırdı. Kimselere söylemedim çünkü bazı dağcı dostlarımız için Recep’in mirası, benim dokunmamın uygun olmayacağı bir şeydi, bazı dostlarımızın ise gereksiz gördüğü, işin tatsız, ürkütücü bölümü dedikleri bir çalışmaydı. Yıllarca birikti sonra kaza raporlarını ilave etmeye başladık. (Hacettepe ve ODTÜ kulüplerinin rapor geleneği vardı.) Basından ulaşabildiklerimizi eklemeye, e-posta gruplarına atılan maillerden bazı bilgileri toplamaya devam ettik. Sadece İYİ NİYETLİ bir şekilde arşiv yaptık, yorum katmadık. Bazıları kulaktan kulağa gelen bilgilerdi bazıları bize gelen ve ismini vermek istemeyen kişilerin bilgileriydi. Hepsini topladık ve bunları Yıldız Üniversitesi Dağcılık Kulübünde anlatarak geleneksel bir ders haline getirdik.
Yıllar geçti, yaş aldık. Çok sevdiğimiz dostlarımızı yazmak zorunda kaldım kimi zaman. Çok zordu biriktirmek böylesi bir şeyi…
 
Sonrasında kulüpten genç kuşak arkadaşların isteği üzerine bu işi onlara devrettim.
Sevimsiz bir konunun 25 yıla yakın takipçiliğini yaptıktan sonra artık devredebileceğim fikri beni sevindirmişti ve şimdi bunun herkes ile paylaşılacağı online platform beni mutlu etti. İstatistik, bilimsel veri, tarih ve dokümanter envanter çalışmaları önemlidir. Ben naçizane başlamış bir öyküyü sabırla devam ettirmiştim, şimdi Recep’in mirası artık online yayında…
 
Çok eksik vardır belki, yanlış olanlar vardır? Yazın lütfen bizlere, düzeltelim. 
Var ise elinizde eski fotoğraflar, kaza fotoğrafları ya da kaza alanı öncesi, sonrası fotoğrafları paylaşın bizimle.  Elinizde gerçek ve ders alınabilir sağlıklı bilgiler var ise paylaşın bizlerle bu bilgileri, belgeleri ya da olay anında, öncesi ya da sonrasında bilinmesinin önemli olduğunu düşündüğünüz ne varsa… 
 
Artık HEPİMİZİN burası. Sizlerden gelecek olanlar ile zenginleşecek bu birikim. Dağlara gidenler buraya baktıkça hem dağcılık tarihimizle ilgili birçok gerçek öyküye tanıklık edecekler hem de birçok deneyimi doğrular ya da yanlışlar cephesinden inceleme, öğrenme, değerlendirme fırsatını yakalayacaklar. Şüphesiz bu, kaza geçirme şanslarını düşürecek. 
 
Öğrenmek için bilgiyi aktarmak gerekiyor, aktarılan bilgiyi de bir noktada toplamak ve değerlendirmek gerekiyor. 
Her neyse bir içten duygu ile başladı Recep’ten sonra, kişisel başladı sonra kulübüm sahiplendi ve ders oldu. Şimdi ise sevgili kulübüm sayesinde herkesin oldu.
Umarız bu paylaşımlar herkese faydalı olur.
 
DAĞLARLA KALIN 
SAĞLICAKLA KALIN….
 
En içten saygı ve sevgilerimle, dağlarda yaşamını yitirmiş tüm dağcı dostlarım adına ve anısına…
 
ALPER SESLİ
 
14 / ARALIK / 2016
 

*** Etik olarak kazazedenin kaza anı fotoğraflarını paylaşmamayı tercih ediyoruz. Kazazedenin tırmanırken güzel bir fotoğrafına sahipseniz lütfen bizimle paylaşınız. 

*** Kendinize ait kazalar hakkında görüşleriniz ya da duyduklarınız var ise fakat bunların gerçekliği desteklenemiyorsa lütfen bizlerle paylaşmayınız.

08-09 Ekim 2016 tarihleri arasında gerçekleşen kamplı yürüyüşümüz Kibyra Antik Kenti ziyareti ile başladı. Daha sonra Sagalassos Antik Kenti yakınlarında kamp kurup sabah erkenden yine Sagalassos Antik Kenti içinden başlayarak bizi Psidia bölgesine götürecek antik rotayı izleyerek Akdağ üzerinden Isparta sınırlarındaki Gölcük’e dağ yollarından yürüdük. Geri dönüş yolunda da Salda Gölünü ziyaret ile faaliyetimizi sonlandırdık. 15 kişilik güzel bir […]

Read More