Anadolu Coğrafyası Keşif ve Araştırma Topluluğu

Yazılar

Manavgat’tan Adrasan’a giden Göç Yolu Yolcularını taşıyan tur midibüsü Kumluca’da şarampole devrildi. Manavgat’tan Adrasan’a tekne turuna gidenleri taşıyan tur midibüsünün Kumluca’da şarampole devrildiği kazada yaşamını yitiren 5 kişiden 3’ünün kimliği belli oldu. Kazada Ali Çetin, Ali Özdemir ve Mehmet Fıçı ölürken, kadın olduğu belirtilen diğer ölenin kimliğinin belirlenmesi için çalışmaların sürdüğü kaydedildi.   KUMLUCA’YA DOĞRU […]

Read More

Kahramanmaraş tarihinin ve Türkiye dağcılık federasyonun en önemli en tecrübeli Türkiye’deki en iyi 5 dağcıdan birisi olan Türkiye Dağcılık Federasyonu 2. kademe antrenörü Ecz. Hakan Coşkun Kırgızistan’daki Khan Tengri Dağında 7010m zirve dönüşü geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybetti. Hakan Coşkun yaptığı her şeyi en üst seviyede yapan disipliniyle örnek ve önder kişiliğiyle Elbistan’a büyük kazanımlar […]

Read More

Carlos Soria partneri Sito Carcavilla ile beraber bugün yeniden Dhaulagiri’nin zirvesine çıkış denemesinde bulundu. Bu sezon bahar döneminde denediği Dhaulagiri’de şansı yaver gitmeyen ve bir türlü zirve yapamayan 78 yaşındaki İspanyol dağcı Carlos Soria partneri Sito Carcavilla ile beraber bugün yeniden Dhaulagiri’nin zirvesine çıkış denemesinde bulundu. Soria eğer bugün zirve yaparsa bu onun 13×8000’liği olacak.Yaşlı […]

Read More

Sung Taek Hong 5. kez Lhotse güney duvarından zirve denemesi yapacak. Güney Koreli dağcı Sung Taek Hong daha önce 4 kez denediği Lhotse Güney Duvarına 5. kez girdi. Bu tırmanışta kendisine 2014 yılında 14×8000 projesini bitiren İspanyol dağcı Jorge Egocheaga partnerlik yapacak.       Dağcılık malzemelerini incelemek yada satın almak için tıklayınız. www.dagcidukkani.com   […]

Read More

Japon dağcılardan Altın Kazma’ya (Piolet D’or) aday bir tırmanış Her ne kadar Japon dağcılığı hakkında ülkemizde çok fazla bilgiye sahip olamasak da Kazuya Hiraide ve Kenro Nakajima’dan oluşan Japon ekip Karakorum’da bulunan Shispare Dağının (7.611 m.) en uzun ve en dik rotalarından birisi olan Kuzey-Doğu duvarında yeni bir rota açtılar. Bu dağın en zor rotadan […]

Read More

Elmalı’da üçüncü günüm. Dantel perdeden süzülen günün ilk ışığıyla uyanıp, kendimi tahta sandalyeli meydan kahvesine atıyorum. Temmuz sıcağını mavi çam ağacının gölgesinde geçirerek, yola çıkmak için akşam serinini bekliyoruz. Ünsal Amca (Özçakır) “Bugün sana gerçek bir Likya yolu göstereceğim” diyor. Doyumsuz sohbetlerden sonra güneş yorulup ufuğa çekilince bir taksiye atlayıp Elmalı’nın sırtını dayadığı tepeye çıkıyoruz.  

NALDÖKEN YOLU ADINI HAK EDİYOR

Yürüyerek devam ettiğimiz toprak yolda birkaç yüz metre sonra akşam güneşi uzun gölgelerimizi muhteşem Likya yolunun üzerine düşürüyor. İki sıra taşla topraktan yükselen, yaklaşık 2,5 metre genişliğinde bir sanat eseri. Özgün halinde taşların üzerleri moloz ve toprakla kaplıymış. Yüz yıllardır aşına aşına toprak gitmiş ve geriye kalan sivri taşların at nallarını tahrip etmeleri nedeniyle yolun bu kısmına Naldöken adı verilmiş. Yapımının Persler tarafından desteklendiğini, inşasında Likya’lıların, göçmen Türk kavimlerinin, ve diğer ulusların çalışmış olabileceğini söylüyor Ünsal Amca. 

Yol bir bıçakla kesilmiş gibi aniden başlıyor. Yakınlarda yaşayan bir çobandan, yol taşlarının civardaki mezar ve duvar yapımlarında kullanmak için söküldüğünü üzülerek öğreniyoruz. Kültürel mirası korumanın kolluk kuvvetleriyle değil bizzat halkın bilgilendirilmesi ve sahip çıkmasıyla gerçekleşebileceğini hatırlatan güzel bir örnek. 

Bu yolun birçok köye uğrayarak sahile kadar uzanan yol ağının bir parcası olduğunu öğreniyorum. Bu taşların üzerinde bir gün sahile kadar yürüme fikrini zihnimin bir köşesine yerleştiriyorum ve kendimizi Pıynar (Meşe) ormanının ellerine bırakıyoruz.

PIYNAR ORMANINDA ‘GÖZEK’LER

Orman, 2500 metreden bize bakan bir tepenin eteğindeki taşlı arazide kimbilir kaç yüz yıllık pıynar ağaçları ile süslenmiş. Çevredeki keçi çobanlarının en gözde otlağı. Gözlerimizi Ünsal Amca’nın yıllar önce rastladığı taş yığınlarını görmeye ayarlayıp, üç kişi üç ayrı yöne yürüyoruz. Çok geçmeden ilk müjde geliyor; “Bir tanesi burada!” Daha güzel bir noktaya yapılamazdı diye geçiyor içimden. Bir yüzünü sivri kayaya, diğerini yeşil ovaya çevirmiş. 

Yaklaşık 50 cm çapında doğal taşların, hiçbir bağlayıcı madde olmadan üst üste konulmasıyla yapılmış 1.5-2.0 m yüksekliğinde, 1.5 m çapında bir taş yığını, bir abide. Taş aralarına, yumruk büyüklüğünde, kolayca alınıp geri konulabilen ve yapısal işlevi olmayan küçük taşlar da yerleştirilmiş. Ünsal Amca küçük taşların ayin sırasında büyük taşlara vurarak ses çıkarmak için kullanılmış olabileceğini söylüyor.  
Günümüz çobanları Gözek diyor bu taş yığınlarına. Bu ormanın eski bir avlanma alanı olduğu göz önünde bulundurulursa, bu kelime takip etmek ve gözetlemek anlamına gelebilir. 

Ağaçlarla dolu kayalık bir ortamda taş yığınının etrafında düzlük olması ilginç. İnsanların ibadet etmeleri için düzgün bir zemin yaratılmış, ya da özellikle düz bir alan seçilmiş olmalı. Bu sihirli coğrafyanın sessisliğini içimize çekip birkaç dakika hiç konuşmadan burada kim bilir nasıl ayinler, sunular, törenler yapılmış olabileceğini hayal ediyoruz.

YÖRÜK KÜLTÜRÜNÜN BİR UZANTISI

Ünsal Amca bu tapınakların Likya yolu ile yaşıt olduğunu, yol yapımında çalışan ve gök tanrıya inanan Asyalı göçmenler tarafından ibadet amacıyla yapıldıklarını düşünüyor. Elmalı, Yörük kültürünün yakın zamanlara kadar süren önemli göç ve konaklama noktalarından biri. Bugünkü yerleşik yaşamlarına rağmen, kışları sahil bölgelerine, yazları Elmalı yaylasına göç ederek bu geleneği sınırlı da olsa sürdürüren bir çok aile var. 

Persler’in hakimiyet altına aldıkları halkların inançlarına çok saygılı olduklarından söz ediyor Ünsal Amca. “Bu ormanlar bu tapınaklarla dolu” diye ekliyor. Ormanda yürüdükçe başka benzer taş yığınlarına da rastlıyoruz. Kimi aynı boyutta, kimi daha küçük. Bu tapınakların kullanıldıkça her gelenin bir taş eklemesiyle büyüdüklerini Moğolistan’da Şamanlarla ilgili araştırma yapan dostum Ebrar Akıncı’dan* öğreniyorum. Küçük olanlar daha kısa süreli kullanılmış ya da sonradan tahrip edilmiş olabilirler. Asya’nın birçok bölgesinde tapınak olarak kullanılan taş yığınları çok yaygınmış. Çoban kültürü ile ilişkili bu tapınaklar daha çok geçitlerde ve av bölgelerinde yapılırmış. 

YİNE YIKIM, YİNE TAHRİBAT

Etnografik örneklerden yola çıkarak bunların Şaman tapınakları (sunakları) olabileceği ve eğer sunular yapılmışsa etraflarında organik madde kalıntılarına rastlanabileceği göz önünde bulundurulmalı. Bu da detaylı bir arkeolojik araştırma gerektiriyor. Umudumuz, daha çok yıpranmadan bu eşsiz yapıların koruma altına alınması ve Anadolu’nun farklı bölgelerinde de yer alma olasılıkları nedeniyle Türkiye çapında farkındalık oluşturulması.

Elmalı sakinleri bize bu taş yığınlarını bölgenin birçok yerinde gördüklerini söylüyorlar. Bazılarının bölgedeki bazı kutsal alan sınırları içinde koruma altında olduklarını öğreniyoruz. Görme şansımız olmasa bile korunduklarını bilmek bizi mutlu ediyor. Her eklenen taşla yerden yükseldikçe gizemleri de artan bu eserlerin sırrını çözmek, Asya kültürleri ile bağlantılarını araştırmak ve Likya kültüründeki konumlarına ışık tutmak amacıyla geniş çaplı bir araştırmaya davet ediyoruz müzeleri ve yüksek öğretim kurumlarını.
Birkaç fotoğraf çekmek için birkaç saatliğine geldiğim Elmalı’dan günler sonra ayrılıyorum. Kulaklarımda nal sesleri, dilimde leblebili sahlep tadı, gönlümde dostların sıcaklığıyla… Bir büyülü coğrafyaya, içindeki kültürlere ve insanlarına mayalanmak neymiş, şimdi anlıyorum.

 

 

(evrensel.net)

 

 

 

 

 

Dağcılık malzemelerini incelemek yada satın almak için tıklayınız.

www.dagcidukkani.com

 

 

 

 

Avrupa Outdoor camiasının en ünlü film etkinliği European Outdoor Film Tour ilk defa Türkiye’de 15 yılı aşkın bir süredir 22’den fazla ülkede ve 300 farklı noktada gösterimi gerçekleşen European Outdoor Film Tour; ilham veren kahramanları, yürekten tutkusu ile gerçek macera ve outdoor tutkunlarına kapılarını açıyor. 15 senedir programlarını hazırlarken kurgulara ve pilot çekimlere ihtiyacımız duymamayan […]

Read More

Dağcılık 1.Kademe Yardımcı Antrenör Kursu (Uygulama) 16-25 Eylül 2017 Federasyon Yıllık Faaliyet planında yer alan Dağcılık 1.Kademe Yardımcı Antrenör Kursu 16-25 Eylül 2017 tarihleri arasında Niğde, TDF Mümtaz Çankaya Dağ Evin’de yapılacaktır. Eğitime toplam 28 aday başvuru yapmış olup evrakları eksik olan ve şartları sağlamayanlar elenerek 23 kişi  Dağcılık 1.Kademe Yardımcı Antrenör Kursuna davet edildi.  1.Kademe Yardımcı […]

Read More

Everest’ten sonra dünyanın en yüksek ikinci zirvesi olarak kabul edilen K2 dağı hakkında drone yardımıyla ‘eşsiz’ bir çekim yapıldı.

Pakistan ve Çin sınırı içerisinde bulunan ve 8.611 metreye ulaşan yüksekliğiyle dünyanın en yüksek ikinci dağı olan K2, Petr Jan Juračka tarafından drone yardımıyla görüntülendi. 6334 metrede bulunan ve dağcıların tırmanmaya başladığı yer olan K2 ana kampında drone yardımıyla çekimler yapan Juračka’nın çalışması ayrıca o mesafedeki yükseklikte yapılan ilk drone kaydı olma niteliği de taşıyor.

En çok ölümün yaşandığı dağ

Her üç dağcıdan birisinin yaşamını yitirmesine sebep olan dağ, tırmanış olarak dünyanın en zorlu zirvesi olarak görülüyor. Bugün birçok dağcının tırmandığı zorlu hedefe ilk kez bir Türk dağcı Nasuh Mahruki çıkmıştı.


 

(sozcu.com.tr)

 

 

 

 

Dağcılık malzemelerini incelemek yada satın almak için tıklayınız.

www.dagcidukkani.com

 

 

 

 

24 yaşındaki kaya tırmanışçısı Adam Ondra, dünyanın en zorlu tırmanışını gerçekleştirerek tarihe geçti. Dünyanın önde gelen kaya tırmanışçılarından 24 yaşındaki Adam Ondra, dünya üzerinde tırmanması en zor kayalığa tırmanmayı başardı. Çek sporcu, Norveç’teki bu kayalıkta 9c, tek ipli tırmanışı gerçekleştiren ilk isim olarak tarihe geçti. 2 yıldır bu tırmanış için hazırlanan Ondra, tırmanışı 20 dakikada […]

Read More